Son yıllarda çocukların suça sürüklenme oranındaki artış, uzmanları harekete geçirdi. Psikologlar ve sosyal hizmet uzmanları, çocukları suça iten nedenlerin tek bir faktöre bağlanamayacağını belirterek; aile içi şiddet, ihmal, yoksulluk, eğitimden kopma, akran baskısı, madde kullanımı, denetimsiz internet ve sosyal medya kullanımı ile suçun normalleştirildiği çevrelerin en önemli risk etkenleri arasında yer aldığını ifade ediyor.
Uzmanlar, çocukların cezalandırılmasından önce suça sürüklenmelerine neden olan koşulların ortadan kaldırılması gerektiğini vurguluyor. Erken yaşta psikososyal destek, güçlü aile bağları, nitelikli eğitim, spor ve sanat faaliyetlerine erişimin artırılması ile risk altındaki çocuklara yönelik koruyucu sosyal politikaların yaygınlaştırılmasının, çocuk suçluluğunun önlenmesinde kritik rol oynadığı belirtiliyor.
AYDIN İŞSİZLER ORDUSU
Peki çocuk suçlarında aile faktörü ne kadar önemli? Eski Kriminal Daire Başkanı İrfan Bayar, Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada, “Aile yapısı ve terbiyesi burada çok önemli. Ancak günümüze baktığımız zaman, önceden biz aile yapısının aile terbiyesinde bir babamızın, annemizin gözümüzün içine bakması yeterliydi. Ama şu anda artık durum değişti. Tamamen çocuklar, artık ebeveynler çocuklarının gözünün içine bakıyor. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Çocuklara dur deme olayı bitti. Ancak bu arada tabii gençlerde çok iyi anlamak lazım. Bir kere bunu özellikle ifade ediyorum. Gelecek kurgusu, gelecek hayali bitti. Çocuklar hayal kurmayı bıraktı. Yarınla ilgili hayal kuramıyorlar. Üniversite gençliği şu anda ciddi bir bunalım içerisinde. Üniversiteyi kazanmak ayrı bir derttir. Okumak ayrı bir derttir. Esas konu bitirdikten sonra başlıyor. Bir ülke için en büyük tehlike aydın işsizler ordusudur” görüşünü dile getirdi.
“HEM KENDİLEİRNİ HEM AİLELERİNİ MOTİVE EDEMİYORLAR!”
Bayar, konuşmalarına şu sözlerle devam etti:
“Aydın işsizler… Ne demek bu? Üniversite gençliği. Bir ülke için en büyük tehlike budur. Çünkü üreten, düşünen, yorumlayan bir yapı. Türkiye'nin çok önde gelen, üniversiteden mezun olan çocukların şu anda boş. Ve artık tamamen psikolojisi bozulmuş durumda. Bu yüzden geleceğe yönelik olarak gençlerde de sıkıntı olduğu için bu sefer aileler çocuklarının geleceğe yönelik birtakım motivasyonlarını da bıraktı. Çünkü motive edemiyorlar çocuklar. Hem kendilerini motive edemiyor, hem ailelerini motive edemiyor. Gelecekle ilgili sıkıntı var, iş konusunda, bitirdiği okul konusunda. Önceden bir amele pazarı vardı. Gidersiniz orada eve birtakım şeyler lazımdır. Yapılacak bir takım tamirat, tadilat, taşıma… Ve siz oradan alırsınız. Gel kardeşim gözünüze kestirdiğiniz güçlü kuvvetli birini. Şimdi bakın ülkemizde tetikçi pazarı oluştu. Tıpkı amele pazarı gibi tetikçi pazarları oluştu. Havuz diyoruz ona.”
“KURTLAR VADİSİNDE OLDUĞU GİBİ”
Bayar, şu anda tetikçi havuzlarının olduğuna dikkat çekerek, “Artık neredeyse gazetelere ilanlar veriliyor. Sosyal medyada ilanlar var. Açık ve ne şekilde vurulur edilir. Telegram adı altında. Yani bakın kahredici bir gerçeği anlatıyorum. Bu yüzden bu tetikçi havuzlarında önceden mafya dikey olarak bu konuyu kendisini motive ederdi. Ve elemanlarını kendi yetiştirirdi, önceden mafya. Onları alır, eğitir, ev tutar, orada barındırır, besler, beline silah verir. Kurtlar Vadisi'nde olduğu gibi. Ama şimdi artık öyle değil, değişti. Şimdi bu masraf gerektiriyor. Bir ilgi gerektiriyor. Zaman gerektiriyor. Şimdi öyle değil. Tetikçi havuzu oluşturmuşlar. O gençler orada bellerinde silah. Kimin ne yapacağı, nasıl hareket edeceği biliniyor. Birisi mi vurulacak? Birisi mi öldürülecek? Birisi mi çökülecek? Tetikçi havuzunda hiç getirin diyor oradan iki kişi. Veriyor 10-20-50-100 bin neyse ve eylemini koyduruyor. Bu yüzden sokak güvenliğimiz maalesef her geçen gün daha da kötüye gidiyor” değerlendirmesinde bulundu.
“PARALAL DEVLET DENİLEN BİR YAPI VARDI…”
Bayar, açıklamalarına şu sözlerle devam etti:
“Maalesef şu anda gidişat, her geçen gün, bir önceki günü aratır hale gidiyor. Ekonomi burada çok önemli bir durum. İşsizlik oranları ve iş kapasitesinin de burada etken olduğunu. Dolayısıyla önceden bakın paralel devlet dediğimiz lanet bir yapı vardı, 15 Temmuz olayında. Şimdi bakın bu tür örgütler inanın gizli olarak insanların güvenini kazanmak adına bir evde birtakım sıkıntılar mı var? Aileler arasında, akrabalar arasında sıkıntı mı var? Anlaşmazlık mı var? Artık aralarını bulma gibi halkın güvenini kazanmaya yönelik çabalar içerisine girdiler. Bakın bu yapı gizli devlet anlamındadır. Gizli devlete soyundular bunlar. Şimdi bunlara izin verirseniz bir dakika ne oluyor demezseniz devlet eliyle o güçlü demir yumruğunu hissettirmezseniz yakın gelecekte eyvah diyeceğiz, geç kalacağız. Bu yüzden ben bu tür gelişmeleri gerçekten kaygıyla izliyorum. Ben 41 yılımı devlete vermiş kriminal alanda eğitilmiş bir daire başkanı olmuş bir insanım. Yurt içi yurt dışı bu konuda halen ciddi çalışmalarım devam ediyor. Mutsuzum ve huzursuzum. Çünkü tabloyu biliyorum, atılması gereken adımlar, alınması gereken önlemler var. Olmadığı takdirde kahroluyorsunuz.”




