Vicdan Vakfı tarafından hazırlanan ve cezaevlerinde anneleriyle birlikte kalan bebek ve çocukların yaşam koşullarını inceleyen kapsamlı araştırma raporu kamuoyuna sunuldu. Rapor, Türkiye’de cezaevlerinde çocukların yaşadığı koşullara ilişkin dikkat çekici tespitler içerdi.
Vicdan Vakfı Genel Başkanı ve DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, cezaevlerinde çocukların yaşam koşullarına ilişkin Türkinform muhabiri Sümeyye Aksu’ya açıklamalarda bulundu.
“ULUSLARARASI SÖZLEŞMELER İHLAL EDİLİYOR”
Gergerlioğlu, uluslararası sözleşmelere dikkat çekerek ihlallerin açık şekilde sürdüğünü ifade etti. Gergerlioğlu, anneleriyle birlikte cezaevinde kalan çocukların hem fiziksel hem de psikolojik açıdan ciddi risklerle karşı karşıya kaldığını belirtti. Gergerlioğlu sözlerini şöyle sürdürdü;
“Uluslararası sözleşmelerin ihlal edildiğini düşünüyorum. Bunu çok net söylüyorum. Yıllardır bu konu üzerinde çalışan ve Türkiye’de bu alanda en çok başvuru alan isimlerden biri olarak bunu yakından biliyorum. Bir annenin bana söylediği, ‘Havalandırmada çocuğumla top oynamak kadar beni mutlu eden bir şey yok’ ifadesi beni çok etkilemişti. Çünkü çocuğuyla birlikte olabilmenin onlar için ne kadar önemli olduğunu gösteriyordu. Dışarıdaki biri için sıradan bir durum olan bu şey, cezaevindeki bir anne için çok büyük bir anlam taşıyor. Çocuğuyla oynayabilmek onlar için büyük bir mutluluk kaynağı.”

“ÇOCUKLAR CİDDİ MAHRUMİYET YAŞIYOR”
Raporda yer alan bulgulara göre, cezaevlerinde kalan çocukların oyun alanlarının kısıtlı olduğu, gelişim süreçlerinde çeşitli sorunlar yaşandığı ve bazı durumlarda sağlık takibinin yetersiz kaldığı vurgulandı. Özellikle kapalı alanlarda büyüyen çocukların gelişim geriliği riskiyle karşı karşıya kaldığı ifade edildi.
“ÇOCUK DOSTU İNFAZ SİSTEMİ YETERSİZ”
Gergerlioğlu, mevcut infaz sisteminin çocuk dostu olmadığını savunarak, annelerin hamilelik ve doğum sonrası süreçlerinde daha uzun süreli infaz ertelemesi gerektiğini dile getirdi.
Bazı Avrupa ülkelerinde çocukların belirli yaşa kadar cezaevi ortamına hiç girmediğini belirten Gergerlioğlu, Türkiye’de ise bu alanda düzenlemelerin yetersiz kaldığını söyledi. Gergerlioğlu sözlerine şöyle devam etti;
“Adalet Bakanlığı’nın çocuk dostu infaz konusunda yeterli gayret gösterdiğini düşünmüyorum. Elbette bazı adımlar atılıyor, tamamen hiçbir şey yapılmıyor diyemem. Ancak mevcut gayretler yeterli değil. Öncesinde cezaevlerinde kreşler ve oyuncaklar dahi yoktu. Bu açıdan bazı iyileştirmeler yapıldı ancak yeterli seviyeye ulaşmış değil. Bundan dört–beş yıl önce Türkiye’de yaklaşık 10 bin kadın mahpus vardı, bugün bu sayı 20 bine yaklaştı. Kadın mahpus sayısındaki artış ciddi bir sorun oluşturuyor. Kadınların mahpusluğu çok daha ağır sonuçlar doğuruyor ve cezaevi koşullarını daha da zorlaştırıyor. Cezaevlerini yakından takip eden biri olarak bunu net şekilde gözlemliyorum. Çocuk dostu infaz sistemi konusunda yeterli bir gayret yok. Bu konuda medya kuruluşlarının da daha fazla duyarlılık göstermesi gerekiyor.” Çocuklar toplumun geleceğidir ve onlara bu acıları yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur.”
ULUSLARARASI BAŞVURU ÇAĞRISI
Raporda ayrıca, yaşanan sorunların uluslararası kurumlara taşınması gerektiği belirtilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Birleşmiş Milletler’e başvuruların önemine dikkat çekildi. Gergerlioğlu, “Son on yılda Türkiye cezaevlerinde 0-6 yaş arası yaklaşık 10 bin çocuğun kaldığını öngörüyorum” diyen Gergerlioğlu sözlerine şöyle devam etti;
“Bu süreçte birçok kişinin AİHM ve BM’ye başvurmadığını görüyoruz. Başvuru yapılsa Türkiye’nin ağır ihlal ve tazminat cezalarıyla karşı karşıya kalması kaçınılmaz olur. Çünkü çocukların maruz kaldığı koşullar uluslararası standartlara aykırıdır. On iki kişilik bir alanda otuz beş kadın ve iki çocuğun birlikte yaşadığı örnekler var. Bu durum özellikle Sincan Kadın Cezaevi’nde de görülmüştür. Bu ağır koşullar çocuklarda ciddi travmalara neden oldu ve olmaya devam ediyor. Raporumuzda da bu durum ayrıntılı şekilde yer alıyor.”
ÇÖZÜM ÇAĞRISI
Raporda, çocukların üstün yararının esas alınması gerektiği vurgulanarak, infaz sisteminde kapsamlı bir düzenleme yapılması çağrısı yer aldı.




