Son dönemde çocuk ve ergenlerin karıştığı şiddet olayları, toplumda giderek artan bir endişeye neden oluyor. Okullarda, sokakta ve sosyal medyada daha sık gündeme gelen saldırgan davranışlar, "Çocuklar neden bu kadar öfkeli?" sorusunu da beraberinde getirdi.
Peki, çocuklar neden bu kadar öfkeli? Memorial Göztepe Hastanesi Psikoloji Bölümü Uzman Psikolog Arzu Beyribey, Türkinform Haber Sitesi’nden Ecem Çetin’e değerlendirmelerde bulundu.
“ÇOCUKLARIN GİDEREK DAHA SALDIRGAN HÂLE GELDİĞİ YÖNÜNDE BİR ALGI OLUŞTURUYOR“
Beyribey, son yıllarda çocuk ve ergenlerin karıştığı şiddet olaylarının görünürlüğündeki artışın toplumda çocukların giderek daha saldırgan hâle geldiği yönünde bir algı oluşturduğunu ifade etti. Beyribey, “Ancak bu algının değerlendirilmesinde medyanın etkisini de göz önünde bulundurmak gerekir. Sosyal medya ve dijital haber platformları, geçmişe kıyasla çok daha fazla sayıda olayı geniş kitlelere ulaştırmakta ve özellikle şiddet içerikleri daha görünür hâle getirmektedir” dedi.
“BELİRGİN BİR ARTIŞ VAR AMA TEK NEDENE BAĞLANMAZ”
Çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında çalışan uzmanların, özellikle öfke düzenleme güçlükleri, dürtüsellik, okul davranış problemleri ve akran şiddeti gibi alanlarda belirgin bir artış gözlemlendiğini ve bu artışın tek bir nedene bağlanmasının mümkün olmadığını söyledi.
“ÇOCUKLARIN PSİKOLOJİNİ OLUMSUZ ETKİLEYEN ÇOK FAKTÖR VAR”
Uzman Psikolog Arzu Beyribey, pandemi sonrası sosyal izolasyonun, aile içi stresin artmasının, ekonomik belirsizliklerin, dijital ekran kullanımındaki belirgin yükselişin, sosyal becerilerin zayıflamasının ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimde yaşanan güçlüklerin çocukların psikolojik iyi oluşunu olumsuz etkileyen faktörler arasında değerlendirildiğini ifade etti.
“SORUN, ÖFKENİN HİSSEDİLMESİ DEĞİL, DAVRANIŞA SALDIRGANLIK OLARAK YANSIMASIDIR”
“Öfke, psikoloji açısından doğal ve işlevsel bir duygudur.” diyen Beyribey, şöyle devam etti:
“Sorun, öfkenin hissedilmesi değil; uygun biçimde düzenlenememesi ve davranışa saldırganlık olarak yansımasıdır. Duygu düzenleme becerileri yeterince gelişmeyen çocuklarda hayal kırıklığına toleransın azalması, dürtü kontrolünde güçlük yaşanması ve problem çözme becerilerinin sınırlı kalması saldırgan davranış riskini artırabilmektedir”
“BU NEDENLE HER ŞİDDET DAVRANIŞINI AYNI PSİKOLOJİK MEKANİZMA İLE AÇIKLAMAYA ÇALIŞMAK DOĞRU DEĞİLDİR”
Memorial Göztepe Hastanesi Psikoloji Bölümü Uzman Psikolog Arzu Beyribey, şunları söyledi:
“Ayrıca bazı çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, davranım bozukluğu, karşı olma karşı gelme bozukluğu, travma sonrası stres belirtileri veya madde kullanımına bağlı olarak saldırgan davranışlar görülebilmektedir. Bu nedenle her şiddet davranışını aynı psikolojik mekanizma ile açıklamaya çalışmak doğru değildir. Klinik değerlendirme mutlaka bireysel yapılmalı; tanı, yalnızca kapsamlı psikolojik değerlendirme ve gerektiğinde psikiyatrik inceleme sonrasında konulmalıdır.
Çocuk şiddetini önlemede yalnızca cezai yaptırımların yeterli olmadığı bilinmektedir. Okul temelli sosyal beceri eğitimleri, ebeveyn eğitim programları, erken çocukluk müdahaleleri, ruh sağlığı hizmetlerine erişimin artırılması ve risk altındaki ailelere yönelik koruyucu programlar, uzun vadede suç oranlarının azaltılmasında en etkili stratejiler arasında yer almaktadır”



