Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta son dönemde yaşanan okul saldırılarının ardından, çocuk ve ergenlerde artan şiddet eğilimi yeniden tartışma konusu oldu. Okullarda yaşanan şiddet olayları, yalnızca güvenlik veya disiplin meselesi olarak değil, aynı zamanda derin bir psikolojik boyutla ele alınması gereken çok katmanlı bir sorun olarak değerlendiriliyor.
Psikolog Kerem Gümüş, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarına ilişkin Türkinform muhabiri Sümeyye Aksu’ya açıklamalarda bulundu.
“SOSYAL İLİŞKİLERİN ŞEKİLLENDİĞİ TEMEL YAŞAM ALANI”
Gümüş, okulun artık sadece eğitim verilen bir kurum olmaktan çıktığını, aynı zamanda çocuğun kimliğini inşa ettiği ve sosyal ilişkilerini şekillendirdiği temel bir yaşam alanı haline geldiğini ifade etti. Gümüş, bu ortamda kendini değersiz, dışlanmış ya da görünmez hisseden çocuklar, yaşadıkları duyguları sağlıklı bir şekilde ifade edemediklerinde şiddeti bir “iletişim biçimi” olarak kullanabiliyor” dedi.
DUYGUSAL FARKINDALIK EKSİKLİĞİ ŞİDDETİ TETİKLİYOR
Şiddetin bir neden değil, bir sonuç olduğuna dikkat çeken Gümüş, özellikle duygusal farkındalık eksikliğinin kritik bir rol oynadığını belirtti. Çocukların öfke duygusunu tanıyamadığı, adlandıramadığı ve yönetemediği durumlarda bu duygunun zamanla davranışa dönüştüğünü söyleyen Gümüş, “Duygusal eğitimi eksik kalan çocuk, içsel gerilimini dışa vurmanın en kısa yolu olarak şiddeti seçebiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

SINIR EKSİKLİĞİ ÖFKE KONTROLÜNÜ ZORLAŞTIRIYOR
Gümüş ayrıca, sınır koyma eksikliğinin de önemli bir problem olduğunu vurguladı. Sınırların net olmadığı ortamlarda büyüyen çocukların, hangi davranışın kabul edilebilir, hangisinin ise kabul edilemez olduğunu öğrenemediğini belirten Gümüş, bu durumun özellikle öfke kontrolünü daha da zorlaştırdığını ifade etti.
AKRAN ZORBALIĞINDA YANLIŞ GÜÇ ALGISI ÖNE ÇIKIYOR
Akran zorbalığındaki artışa da değinen uzman, çocukların hem aidiyet ihtiyacı hem de güçlü görünme arzusu arasında sıkıştığını söyledi. Bu noktada yanlış davranış kalıplarının devreye girdiğini belirten Gümüş, “Bir başkasını bastırmak, küçültmek ya da dışlamak çocuk için kısa vadede güç hissi yaratabiliyor. Ancak bu, sağlıksız bir güç algısıdır” dedi.
Dijital dünyanın etkisine de dikkat çeken Gümüş, sosyal medya ve çevrim içi etkileşimlerin çocuklar arasında empatiyi zayıflattığını, alay etme, linç kültürü ve dışlama davranışlarını normalleştirdiğini ifade etti. Bu durumun gerçek hayattaki ilişkileri de doğrudan etkilediğini belirtti.
ÇOCUK DAVRANIŞLARINDA AİLE VE ÇEVRENİN BELİRLEYİCİ ROLÜ
Zorbalık yapan çocukların çoğu zaman “kötü” olduğu için değil, fark edilme ve kabul edilme ihtiyacını yanlış yollarla karşıladığı için bu davranışlara yöneldiğini söyleyen Gümüş, bu noktada yetişkinlerin rolüne dikkat çekti.
Çocukların davranışlarının büyük ölçüde gözlem yoluyla şekillendiğini vurgulayan uzman, aile içi ilişkilerin ve okul ortamının belirleyici olduğunu ifade etti. Evde saygı ve iletişim eksikse, çocuğun bunu dış dünyaya taşıdığını belirten Gümüş, “Çocuklar söyleneni değil, yaşadıklarını öğrenir ve uygular” dedi.
ÇÖZÜM CEZA DEĞİL, GÜÇLÜ BAĞ VE DOĞRU ROL MODEL
Gümüş, çözümün daha fazla ceza ya da sert disiplin uygulamalarında değil; daha güçlü duygusal bağlar kurulmasında, net sınırlar çizilmesinde ve sağlıklı rol modellerin çoğaltılmasında yattığını vurguladı. Gümüş, aksi halde benzer olayların toplumsal bir sorun olarak devam edebileceği uyarısında bulundu.





