Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşa yönelik değerlendirmelerde bulundu. Davutoğlu, Türkiye'nin atması gereken adımlara ilişkin şunları söyledi:

Ergenekon mağdurları için HSK kararı
Ergenekon mağdurları için HSK kararı
İçeriği Görüntüle

"Türkiye kesinlikle savaşın tarafı olacak şekilde topraklarını, üslerini, topraklarında bulunan üsleri ve hava sahasını asla İran'a karşı kullanılacak şekilde açmamalıdır. Şu ana kadar Türkiye'nin İran'la olan ilişkileri ve tabii Türkiye'nin kapasitesi dolayısıyla İran, diğer ülkelere olduğu gibi Türkiye ile bir gerilime girmemeye özen gösterdi. ABD'den gelecek her türlü baskıya Türkiye direnmeli ve asla herhangi bir Kürecik üssünün bir istihbarat ağının parçası olarak kullanılmasına izin vermemelidir. Konya'dan kalkan AWACS uçuşlarının İran aleyhine saldırılarda, İran'ın savunma altyapısıyla ilgili bilgi toplayacak şekilde AWACS uçaklarının hareket etmesine izin vermemeli. Kürecik'te ve İncirlik'te yönetimi savaş süresiyle Türk Silahlı Kuvvetleri kesin bir denetim altında tutmalı. ve Türkiye bu savaşın, özellikle Amerika tarafında, bir tarafı haline gelmemeye özen göstermeli. Çünkü Amerika'nın ortağı burada İsrail açık bir şekilde Türkiye'yi hedef alıyor."

"ABD MÜHİMMAT SIKINTISI ÇEKMEYE BAŞLAMIŞSA..."

Türkiye'nin uzun dönem için bir yol haritası çizmesi gerektiğine dikkat çeken Davutoğlu, "Türkiye, askeri güvenlik bağlamında hava savunma sistemlerini ve füze kapasitesini, envanterini süratle güvenlik altında tutacak, bu savaştan etkilenmeyip olası ki Türkiye'ye dönük bir saldırıda etkin olarak kullanılacağı şekle getirmelidir. Bugün Amerikan basınında özellikle ABD gibi küresel bir gücün dahi bu savaşta bir mühimmat sıkıntısı çekmekte olduğunu, Çin için yapılan hazırlıkların İran'a karşı kullanılarak harcandığını gündeme getiren analizler var. Yani Amerika gibi bir ülke bile böyle bir savaşta mühimmat sıkıntısı çekmeye başlamış ya da füzelerde belli sıkıntılar yaşamaya başlamışsa Türkiye elindeki envanteri çok dikkatli, çok tasarruflu ve daha büyük bir savaş öncesinde bu envanteri genişletecek şekilde değerlendirmelidir" diye konuştu.

TAHRAN'A GİTMELİ

Türkiye'nin, İran ve Irak sınırında güvenlik tahkimatını artırmalı ve olabilecek her senaryoya hazır halde olması gerektiğine dikkat çeken Davutoğlu, "İsrail'den gelebilecek tehdide karşı da hava savunma sistemi içinde ve bölgesel politikalarda alınacak tedbirleri gözden geçirmeli ve asla bu konularda herhangi bir ihtimale mahal vermemelidir. Diplomatik açıdan atılacak adımlara gelirsek bence en önemli adım şudur: Türkiye'yi de bölgeyi de ilgilendirecek en büyük gerilim İran-İsrail gerilimi değildir. Bu zaten vardı. Amerika-İran gerilimi de değildir. Ama bölgemizi ateş topuna çevirecek olan Amerika ve İsrail'in provokasyonlarıyla ve İran'ın yeterli uzun dönemli hesap yapmaksızın Körfez ülkeleriyle karşı karşıya gelmesidir. Özellikle de Suudi Arabistan ile İran arasında çıkacak çatışmalar, İran-Irak Savaşı'ndan çok daha derin etkiler yapabilir. Bu çatışmanın bir Sünni-Şii çatışmasına dönüşmesi bir yana, bölgedeki istikrarı tümüyle yok eder. Gerekiyorsa güvenlik tedbirleri de alınarak Tahran'a ya da Riyad'a Sayın Cumhurbaşkanı ya da Sayın Dışişleri Bakanı gitmeli ve her iki tarafı doğrudan ya da dolaylı görüşmelere çağırmalı ve bu görüşmenin altyapısını oluşturması gerekir" değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: HABER MERKEZİ