J.D. Vance’ın 9–10 Şubat’ta Ermenistan ve Azerbaycan’a yaptığı ziyaret, hemen hemen her coğrafyada olduğu gibi Güney Kafkasya’da da Amerikan stratejisinin yeniden inşasını gözler önüne serdi.

Bu kez Washington’un ana nedeni yıllarca Batı’nın bölgedeki vitrini olarak görülen Gürcistan değil Bakü ve Erivan'dı.

Ermenistan, enerji tedarik cetvelinde büyük ölçüde Rusya ve İran'a bağımlıyken, ABD tam da bu bağımlılığı ortadan kaldıracak bir çözüm sundu. Erivan’da imzalanan "123 Anlaşması", ABD ile Ermenistan arasında barışçıl nükleer işbirliğinin hukuki çerçevesini oluşturuyor. Yani, Ermenistan’ın Sovyet döneminden kalan Metsamor Nükleer Santrali sonrası enerji geleceğini artık Washington’la kurması anlamına geliyor. Küçük modüler reaktörler, milyarlarca dolarlık potansiyel yatırım, uzun vadeli yakıt ve bakım anlaşmaları ise cabası. Aynı zamanda Rus enerji bağımlılığından kopuşun başlangıcı.

Buna ek olarak Ermenistan’ın ilk kez ABD savunma sistemleri satın alması (Shield AI’ın V-BAT sistemleri) ve NVIDIA tabanlı dev bir yapay zeka altyapı yatırımının devreye alınması, Erivan’ın güvenlik ve teknoloji mimarisini Batı eksenine kaydırdığını gösteriyor.

Rusya, Ukrayna savaşı sonrası zayıfladı. İran bölgesel etkisini artırmaya çalışıyor ancak hala azılı bir düşman. Çin, Kuşak-Yol ve Orta Koridor projeleriyle Avrasya’da aktifliğini korumaya çalışıyor. Washington artık Kafkasya’yı boşluk alanı olarak görüyor. Ve jeopolitik boşluklar büyük devletler tarafından görmezden gelinemez.

Ziyaretin gündem maddelerinden biri olan TRIPP koridoru bunun en somut örneği. Azerbaycan’ı Türkiye’ye ve dolayısıyla Avrupa'ya güney Ermenistan üzerinden bağlayacak ve 99 yıllığına ABD'ye kiralanan proje, yıllardır kapalı olan ve ticaret potansiyeli yüksek bir güzergahın ABD dokunuşuyla açılması anlamına geliyor. Yüzde 74 Amerikan kontrolü, yüzde 26 Ermenistan payı ile ABD’nin Avrasya geçiş yollarına kurumsal yerleşmesi de netlik kazandı.

J.D. Vance'in sonraki durağı olan Bakü’de imzalanan Stratejik Ortaklık Şartı ise farklı bir ağırlık taşıyor. Bölgesel bağlantısallık, ekonomik yatırım, güvenlik ve savunma başlıklarını kapsıyor. ABD’nin Azerbaycan’a yeni devriye botları göndermeyi planlaması ile ABD Hazar güvenliği, enerji hatları ve İran’a yakın coğrafyada askeri varlıkta Bakü'ye yardım etmiş oluyor.

Bir zamanlar Donald Trump Davos’ta Azerbaycan’ın adını yanlış bir şekilde “Aber-baijan” diye telaffuz etmişti. Peki ne oldu da ABD, adını bile zor söylediği bir ülkenin ayağına giderek bir dizi anlaşma imzaladı? Güney Kafkasya Washington’un öncelik listesinde değildi, evet. Ancak bu ziyaret artık bu durumun değiştiğini gösterdi. Peki neden?

Bu hamlelerin İran boyutunu görmezden gelmek mümkün değil.

Azerbaycan İran’la uzun bir kara sınırına sahip. İran nüfusunun önemli bir kısmı Azerbaycan Türklerinden oluşuyor. Bu demografik gerçek Tahran için hassas bir başlık. ABD’nin Bakü ile stratejik ortaklık kurması ve savunma alanında işbirliğini derinleştirmesi, İran için çok daha farklı bir anlama geliyor.

Olası bir ABD–İran gerilimi ya da askeri kriz senaryosunda Azerbaycan açık bir Amerikan askeri platformuna dönüşmek istemeyecektir. Ancak İran karşıtı blokla örtülü bir güvenlik ve istihbarat işbirliğini artırma ihtimali mevcuttur. Stratejik ortaklık anlaşması, işte bu yola giden kapıyı aralıyor. ABD, artık Irak ve Afganistan'daki gibi bölgeye yerleşme derdinde değil. Gücünü ve kaynaklarını tepeden indirmiyor, çevreye azar azar dağıtıyor ki, daha az girdiyle daha çok çıktı alabilsin. Diplomasinin gücü işte burada devreye giriyor.

Trump’ın daha önce Orta Asya liderlerini Beyaz Saray’a davet etmesi ve imzalanan anlaşmalar da bu resmin parçası. Kazakistan’dan Özbekistan’a uzanan temaslar, Hazar üzerinden Güney Kafkasya’ya bağlanan bir jeopolitik hat oluşturuyor.

Bu tablo da haliyle şu soruyu doğuruyor: ABD'nin hamleleri Rusya, İran ve Çin’i çevreleme stratejisi mi?

Klasik askeri çevrelemenin yeni versiyonu daha sofistike bir model. Enerji yatırımları, ticaret koridorları, yapay zeka altyapıları, nükleer işbirliği, deniz güvenliği gibi yollardan geçiyor.

ABD bölgeye üs kurmuyor, ekonomik ve teknolojik olarak kök salıyor. Bu devirde ekonomik ve teknolojik kök salmanın bir üst aşaması askeri olur.

ABD'nin nedenleri oldukça derin. Rusya güneyden baskı altında, İran kuzey sınırında yeni bir denklemle karşı karşıya, Çin’in Orta Koridor üzerindeki nüfuzuna Amerikan alternatifi geliyor.

Ancak bu stratejinin sürdürülebilirliği soru işareti. Amerikan dış politikası iç siyasi dalgalanmalara açık. Eğer bu açılım uzun vadeli bir devlet stratejisine dönüşmezse, bölge yeniden belirsizliğe sürüklenebilir.

Bu süreçte AB’nin inisiyatif kaybettiği açık. Brüksel stratejik bir vizyon ortaya koymakta zorlanırken, ABD barışçıl bir şekilde bütün boşlukları dolduruyor.

Vance’ın ziyareti gerçekten yeni bir sayfa açtı. Ama bu sayfa sadece Ermenistan-Azerbaycan barışıyla ilgili değil.

Bugün Güney Kafkasya donmuş bir bölgeden çok enerji, ticaret, yapay zeka, nükleer teknoloji ve askeri güvenlik için bir fırsat alanı olarak karşımıza çıkıyor.