Arısan, Hristiyan inancındaki adıyla reenkarnasyon denilen bu durumu esas nokta olan bilinçaltıyla ilişkilendirerek açıklamaya çalışarak şunları kaydetti: "Araştırmalara göre insan beyni, günlük yaşam sırasında fark edilmeyen birçok ayrıntıyı bilinçaltına kaydediyor. Sesler, kokular, ortam görüntüleri ve bazı küçük detaylar bilinçli olarak hatırlanmasa bile zihinde depolanabiliyor.
Daha sonra benzer bir ortam ya da olayla karşılaşıldığında bilinçaltı bu detayları tanıyor ancak bilinçli zihin bunu yeni bir deneyim olarak algılıyor. Bu durum kişide “Bunu daha önce yaşamıştım” hissi oluşturabiliyor."

BÖLÜNMÜŞ DİKKAT DEJAVUYA NEDEN OLABİLİYOR
Arısan, beyin bellek bölümlerinden bahsederek şöyle devam etti: "Bilim insanlarının üzerinde durduğu açıklamalardan biri de “bölünmüş dikkat” teorisi olarak öne çıkıyor. Buna göre kişi bir ortama ilk girdiğinde dikkati başka bir noktadaysa, çevredeki detaylar bilinçaltı tarafından kaydediliyor.
Kısa süre sonra dikkat tamamen ortama yöneldiğinde ise beyin, birkaç saniye önce kaydedilen bilgiyi geçmişte yaşanmış bir anı gibi yorumlayabiliyor. Bu durum dejavu hissini ortaya çıkarabiliyor.
Uzmanlara göre dejavu çoğu zaman bir hafıza yanılsaması olarak kabul ediliyor. Beynin kısa süreli hafıza ile uzun süreli hafıza arasında bilgi aktarımı yaparken geçici bir işlem hatası yaşadığı düşünülüyor.
Bu nedenle kişi, aslında ilk kez yaşadığı bir anı geçmişten tanıdık bir olay gibi hissedebiliyor.
Nörolojik araştırmalar, beynin hafıza ve duygularla ilişkili bölgesi olan temporal lobun dejavu deneyiminde önemli rol oynadığını ortaya koyuyor.
Özellikle temporal lob bölgesinde meydana gelen kısa süreli elektriksel düzensizliklerin dejavu hissine neden olabileceği belirtiliyor. Bazı epilepsi hastalarında dejavu hissinin nöbet öncesi belirti olarak görülebildiği ifade ediliyor."
STRES VE YORGUNLUK ETKİYİ ARTIRABİLİYOR
Arısan, bilinçle bağını uzman değerlendirmesiyle derleyerek şu sözlere yer verdi: "Uzmanlar, yoğun stres ve yorgunluk dönemlerinde dejavu hissinin daha sık yaşanabileceğine dikkat çekiyor. Beynin bilgi işleme hızındaki değişimlerin hafıza süreçlerini etkileyebildiği belirtiliyor.
Özellikle düzensiz uyku, zihinsel yorgunluk ve yoğun düşünce trafiğinin beynin algılama mekanizmasını etkileyerek dejavu hissini artırabileceği ifade ediliyor.
Araştırmalara göre dünya nüfusunun büyük bölümü hayatında en az bir kez dejavu deneyimi yaşıyor. Bu durumun özellikle 15-25 yaş aralığında daha sık görüldüğü belirtiliyor.
Uzmanlar, genç yaşlarda beynin hafıza ve algı sistemlerinin daha aktif çalışmasının bu durumu etkileyebileceğini ifade ediyor."
RÜYALARLA BAĞLANTILI OLABİLİR
Arısan, düşlerle ilişkili olabileceğini vurgulayarak şunları belirtti: "Bazı uzmanlar, dejavu hissinin bilinçaltında yer eden rüya deneyimleriyle de bağlantılı olabileceğini belirtiyor. Daha önce rüyada görülen bir mekân ya da olayın gerçek hayatta karşılaşılması durumunda kişide tanıdıklık hissi oluşabileceği ifade ediliyor.
Bu nedenle dejavu deneyiminin yalnızca hafıza süreçleriyle değil bilinçaltındaki imgelerle de ilişkili olabileceği değerlendiriliyor."
UZUN SÜRELİ VE SIK DEJAVUYA DİKKAT
Arısan, bu hissiyatın risklerinden söz ederek şöyle konuştu: "Uzmanlar, zaman zaman yaşanan dejavu hissinin genellikle normal kabul edildiğini belirtiyor. Ancak çok sık tekrar eden, uzun süren veya farklı nörolojik belirtilerle birlikte görülen dejavu durumlarında uzman değerlendirmesinin önemli olduğu ifade ediliyor.
Özellikle bilinç değişikliği, baş dönmesi veya hafıza problemleriyle birlikte görülen yoğun dejavu deneyimlerinin nörolojik hastalıklarla ilişkili olabileceği vurgulanıyor."




