Türkiye’de son yıllarda yaşanan depremler, afet yönetimi ve erken uyarı sistemlerinin etkinliğini yeniden tartışmaya açtı. Türkinform muhabiri Sema Ersoy, bu kapsamda Prof. Dr. Osman Bektaş ile bir araya gelerek son yıllarda deprem tahmini ve risk analizinde kullanılan teknolojileri, jeoloji uzmanlarının görevlerini ve sahadaki uygulamaları masaya yatırdı.

“UYDU VERİLERİYLE ZEMİN HAREKETİNİ MİLİMETRE HASSASİYETİNDE İZLEYEBİLİYORUZ”
Prof. Dr. Bektaş, son yıllarda jeoloji alanında kullanılan teknolojilerin afetleri öngörmede sağladığı katkıları şöyle özetledi:
“Uydu verileri sayesinde zemin hareketlerini milimetre hassasiyetinde izleyebiliyoruz. Bu, heyelan veya deprem ön çalışmalarında bize gelecekte olabilecek olayların boyutunu gösterebiliyor.”
Bektaş, arazi ölçümlerinin de önemini vurgulayarak, “En geniş alanda yer hareketlerini uydudan izliyoruz. Bu, son teknoloji uygulamalar arasında yer alıyor. Arazi ölçümleri ve jeofizik yöntemlerle destekleniyor” dedi. Bu açıklamalar, afetlerin önceden öngörülmesinde teknolojinin sağladığı sınırlı ama kritik avantajları ortaya koyuyor.

“DEPREM ÖNCESİ VE SONRASINDA JEOLJİ UZMANLARININ ROLÜ ÖNEMLİ AMA SINIRLI”
Deprem öncesinde ve sonrasında jeoloji uzmanlarının rolünü değerlendiren Bektaş, risk analizlerinin çok disiplinli bir yaklaşım gerektirdiğini belirtip, “Deprem öncesinde yer hareketlerini izlemek, olası depremi tahmin etmek ve risk analizleri yapmak mümkün. Ancak depremin kesin zamanı ve yeri hakkında bir tahmin yapılamıyor” uyarısında bulundu. Bektaş, bu nedenle toplumun ve karar vericilerin, olası afetlere karşı önlemleri jeolojik veriler ışığında planlaması gerektiğini vurgulayarak, “Deprem sonrası ise jeologların doğrudan bir müdahalesi yok; çalışmalar önceden yapılan analizler ve uyarılar üzerinden yönlendiriliyor” ifadesini kullandı.

“YETERSİZ ÇALIŞMALAR TEHLİKELERİ ÖNGÖREMEDİ”
Trabzon Şehir Hastanesi’nin bulunduğu bölgeyle ilgili olarak da konuşan Bektaş, yıllardır bölgenin jeolojisi üzerine yaptığı akademik çalışmaları şöyle aktardı:
“35-40 yıldır bu bölgenin jeolojisiyle ilgileniyoruz. Ancak yetersiz sondaj ve jeofizik çalışmaları nedeniyle potansiyel tehlikeler tam olarak öngörülemedi. 2010 yılında sosyal medyada ve akademik çalışmalarda dile getirdiğimiz tehlikeler, bugün yaşanan olaylarla paralel. O dönem uyarılar dikkate alınmamıştı.”
Bu sözler, jeolojik çalışmaların sadece yapılmasının değil, uygulamaya geçirilmesinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

TEKNOLOJİ YARDIMCI AMA DEPREM ÖNCEDEN KESİN BİLİNEMEZ
Prof. Dr. Bektaş’ın vurguladığı gibi, uydu ve sismik veriler afetleri önceden öngörmede kritik bir araç olsa da depremin kesin zamanı ve yeri belirlenemiyor. Risk yönetimi ve önlem alma süreçleri, çok disiplinli bir işbirliği ile mümkün olabiliyor ve jeoloji uzmanlarının rolü, bu sürecin doğru yürütülmesinde büyük önem taşıyor.




