İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Meclis’te düzenlenen haftalık grup toplantısına katıldı. Burada gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramını kutlayarak, “Uzun çalışma saatleri, ağır iş yükü ve artan şiddet vakaları sağlık sisteminin ne kadar zor bir noktaya geldiğini gösteriyor. Sağlık çalışanlarımızın huzuru ve güvenliği, güçlü bir sağlık sisteminin temeli” dedi.
“TÜRKİYE SAVAŞA HAZIRLIKSIZ YAKALANAMAZ”
Dervişoğlu, İran’daki savaşın bölgesel etkilerine dikkat çekerek, Türkiye’nin milli güvenliğinin, enerji ve gıda tedarikinin doğrudan tehdit altında olduğunu vurguladı. Dervişoğlu, “Bu savaş, Türkiye için uzak bir coğrafya hadisesi değildir. Bu, doğrudan milli güvenlik meselesidir. Enerji meselesidir. Gıda meselesidir. Sınır meselesidir” ifadelerini kullandı.
ENERJİ VE GIDA GÜVENLİĞİ ALARMI
“Türkiye stratejik ham petrol stoklarını gözden geçirmeli. Enerji tedarikinde daha öngörülebilir ve sağlam mekanizmalar kurulmalıdır” diyen Dervişoğlu, tarımı ve çiftçiyi desteklemenin devletin sorumluluğu olduğunu belirtti. “Toprağın zayıfladığı yerde yalnız çiftçi değil, devlet de zayıflar. Milletin lokması küçülür, huzuru kaçar” diye konuştu.
“DEVLET CİDDİYETİ SÖZLE DEĞİL, HAZIRLIKLA ÖLÇÜLÜR”
Dervişoğlu, hükümetin kriz yönetimindeki eksikliklerini eleştirerek, “Kurumlar arasındaki ahengi bozdular. Devleti, dar bir siyasi çevrenin uzantısı gibi yönetir hale getirdiler. En kötü senaryoya göre hazırlık yapamayan bir yönetim, riskleri küçümseyip gerçekle çarpışınca mazeret üretiyor. Devlet ön görü üretmeyecekse kim üretecektir? Bakanlıklar hazırlık yapmayacaksa kim yapacaktır? Burada mesele bir kişinin yanılması değil, devletin aşınmasıdır. Yönetimin ciddiyet kaybıdır. Suriye'de bunun bedelini ödedik. Kardeşim deyip mayınları temizleyenler ertesi gün düşman ilan ettiler. Türkiye'yi stratejik derinlikte boğdular” değerlendirmesinde bulundu.
“SIRA TÜRKİYE’DE DİYENLERİ HAFİFE ALMIYORUZ”
Dervişoğlu, konuşmasında şunları söyledi:
“Bugün sıra Türkiye'de diyenleri hafife almıyoruz. Hasımlar, çakal gibi zayıflayanların çevresinde dolaşırlar. Hasımlar iktidarın beceriksizliğinden güç alırlar. Sistematik zaaflardan güç alırlar. Bugün çıkarlar ve fırsatları karıştıran bir iktidar vardır. Bir zamanlar Lozan'da galip devletlere karşı iradesini kabul ettiren Türkiye Cumhuriyeti, bugün açık ve net bir devlet dili kullanmakta zorlanıyorsa; bunda dış dünya kadar iç irade kaybı da etkili olmuştur.”
“LÜBNANVARİ KOTA DÜZENİ TÜRKİYE’YE UYMUYOR”
Türkiye’nin iç siyasette etnik temelli pazarlıklara sürüklenemeyeceğini vurgulayan Dervişoğlu, “Türk milletini etnik temelde tartışmaya açamazsınız. Vatandaşlığı kimlik pazarlığına çeviremezsiniz. Devleti Lübnanvari kota düzenine dönüştüremezsiniz” ifadesini kullandı.
İRAN VE BÖLGESEL DENGELER
Dervişoğlu, İran’daki rejim ve bölgesel çatışmalara da değinerek, “İran rejimini sevmek zorunda değiliz. Ama İran’ın çöküşü, bölgeyi cehenneme çevirir. Devlet aklı, Cumhuriyet refleksi budur. Bölgedeki gelişmeleri sadece dışarıdan izlemek yetmez; Türkiye hazırlıklı olmalıdır” diye konuştu. Dervişoğlu, Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile dayanışmanın stratejik önemine işaret ederek, “Bu çağ, yalnız kalanların çağı değildir. Hattını ve sathını kardeşleriyle güven içinde koruyabilenlerin çağıdır” dedi.
S-400 ELEŞTİRİSİ
Dervişoğlu, Türkiye’nin savunma altyapısı ve NATO üyeliğine dair eksiklikleri eleştirerek, S-400 ve Patriot sistemleri üzerinden hükümeti hedef alarak şunları söyledi:
“Dört bir yanımızda füzeler uçuyor, toprağımıza parçaları düşüyor. Madem saldırı anında son kertede NATO sistemleri devreye girecek, o zaman S-400 masalı neden anlatıldı? Uğruna milyarlar ödediğimiz S-400’ler, kriz anında etkili bir güvenlik dayanağı olarak ortada değil. Türkiye’ye yönelik tehditler karşısında savunma planı açık ve ciddi biçimde ortaya konulmalıdır. Devlet güvenliği seçim diliyle, ekran hamasetiyle yönetilemez.”
İBB DAVASI
Dervişoğlu, Grup Toplantısı'nın ardından basın mensuplarının İBB davası hakkındaki soruyu yanıtladı. Dervişoğlu, “"Bugün duruşmalar için görevlendirilmiş arkadaşlarımız var Silivri'de. Yaşananlar salt hukuki soruşturmalar anlamına gelmiyor. Bunların mutlak surette siyasi boyutları da var. Bir taraftan baktığımızda da orada verilen mücadeleyi bir hukuk mücadelesi olarak görmeyin. Kimileri açısından bu mücadele bir şahsiyet, haysiyet ve fazilet mücadelesi olarak değerlendirildi. Biz de o yönden bakıyoruz. Suç varsa elbette suçlular cezalandırılmalı. Ama Türkiye'nin hukuk sistemi itibarsızlaştırmaya izin vermemeli" ifadelerini kullandı.
“CANLI YAYINI YERİNDE BULMUYORUM”
Canlı yayın talebi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, şunları söyledi:
"Yargılamanın canlı yayınlanması hususundaki görüşlerimi defalarca ifade ettim. Onu yerinde bulmuyorum, bu alanda alınmış tedbirlerin sanıkların lehinde alınmış tedbirler olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Siz bir taraftan itirafçılar ve iftiracıların beyanlarıyla tanzim edilmiş bir iddianameden bahsediyorsanız, öbür taraftan da bu canlı yayınlar esnasında bunları teyit edebilecek enstantanelerin planlanarak millete dayatılabileceği gerçeğini de göz ardı etmemelisiniz."




