İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında TBMM Genel Kurulu’nda düzenlenen özel oturumda kürsüye çıkarak dikkat çeken bir konuşma yaptı. Sözlerine Meclis Başkanı, siyasi parti liderleri ve milletvekillerini selamlayarak başlayan Dervişoğlu, geçen yıl yaptığı konuşmayı hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
“Geçen yıl bu kürsüde, yine 23 Nisan vesilesiyle yaptığım konuşmada şu sözü dile getirmiş, ‘Çocuklarımız neşe dolu değil, ben de bundan mahcubiyet içindeyim’ demiştim. Ne yazık ki aradan geçen bir yıldan sonra, mahcubiyetimiz azalmadı, aksine daha da büyüdü.”
“BU 23 NİSAN’A ACILARLA GİRDİK”
Konuşmasında Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırılarına değinen Dervişoğlu, yaşananların toplum için ağır bir tablo olduğunu vurguladı. Dervişoğlu, “Bu 23 Nisan’a da Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul felaketlerinin acısıyla giriyoruz. Maraş’ın kahramanlığı, Urfa’nın şanı; milli mücadeleye yaptıkları katkıdandır. Bugün ise o aziz şehirleri, çocuklarımızın okullarında yaşadığı facialarla anıyoruz. Bu, hepimiz için çok daha büyük bir mahcubiyet ve aslında ağır bir mağlubiyettir” diye konuştu. Dervişoğlu, bu durumun sadece duygusal bir üzüntü değil, aynı zamanda devlet ve siyaset için büyük bir sorumluluk olduğunu dile getirerek, “Bu mahcubiyet, sadece hissedilecek bir keder değil; devlete, siyasete ve bu Meclis’e düşen büyük bir sorumluluğun da ifşasıdır” dedi.
“POLİSİYE TEDBİRLER ÇÖZÜM DEĞİL”
İktidarın yaklaşımını eleştiren Dervişoğlu, alınan önlemlerin sorunun köküne inmediğini savunarak, “ Polisiye tedbirler geliştirmek, sosyal medyaya yasak getirmek, okul girişlerine turnike yerleştirmek… Baştan söyleyeyim: Bunların hiçbiri bir işe yaramayacaktır” dedi. Çocukların yaşadığı sorunların çok daha derin olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, “Çocuklarımızın okullarına korku ve endişe içerisinde gidiyor olması yalnızca bu saldırılardan ibaret değildir. Evlatlarımız bir geleceksizlik sarmalındadır… Belirsizlik kuşatmasındadır… Çocuklarımız göz göre göre değersizleşmektedir” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUKLAR NEYSE, MİLLİ EGEMENLİK DE O”
Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden birinde çocukların durumu ile milli egemenlik arasında bağ kuran Dervişoğlu, “Tesadüf değildir ki, bugün çocuklarımız ne durumdaysa, milli egemenliğimiz de aynı durumdadır. Çocuklarımıza nasıl bakıyorsak, işte bu çatıya da öyle bakıyoruz. Çocuklarımız nelerden mahrumlarsa, Meclisimiz de aynısından mahrumdur. Millet iradesi nasıl gölgelenmişse, çocuklarımızın istikbali de öyle gölgelenmiştir” diye konuştu. Dervişoğlu, sorumluluğun tüm siyaset kurumuna ait olduğunu vurguladı.
“MECLİS, TÖREN ALANINA DÖNÜŞTÜ”
Dervişoğlu, TBMM’nin işleyişine yönelik de sert eleştirilerde bulundu. Dervişoğlu, “Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi; Türk milletinin hayallerinin, umutlarının, refah ve adalet taleplerinin iktidar oylarıyla reddedildiği bir tören alanına dönüşmüştür. 23 Nisan’ın ruhu buna razı değildir. Gazi Meclis’in hatırası buna razı değildir” ifadelerini kullandı.
“BİR ÇOCUĞUN DEĞERLİ HİSSETMESİ DEĞİŞMEMELİYDİ”
Konuşmasında kişisel hatıralarına da yer veren Dervişoğlu, çocukluk yıllarındaki 23 Nisan’ları anlatarak şu sözleri dile getirdi:
“Ben o bayramlardaki çocuk olarak kendimi hep değerli hissederdim. Okul bahçesinde, resmi geçitlerde marş söylerken o bayrağın bir parçası olduğumu bilirdim. ‘Türküm, doğruyum, çalışkanım’ diye başlayan andın içinde kendimi bulurdum. Bir çocuk için bunlar değişmemeliydi…”
“MİLLİ EGEMENLİK BU HALE DÜŞMEMELİYDİ”
Türkiye’nin son 25 yılına da değinen Dervişoğlu, iktidarın kullandığı kavramları eleştirerek, “Milli ve manevi değerlerimiz demiş, milli irade demiş, aile demiş, adalet demiş… Hangi mefhumu andıysa ya sakatlamış ya hasta etmiş, hatta yok etmiş. Cuntacıların kapatarak ezdiği milli egemenlik, yetkisiz bir Meclis yaratılarak bu derece istiskal edilmemeliydi. Meclis, meclis gibi olmalıydı” dedi.
“BU ÜLKEDE İNSANLAR KENDİNİ GÜVENDE HİSSEDİYOR MU?”
Dervişoğlu konuşmasında hukuk ve özgürlükler konusuna da dikkat çekerek şu soruları yöneltti:
“Bu kadar siyasetçinin, gazetecinin, akademisyenin tutuklandığı bir ülkede o fert hayal kurabilir mi? Söz söyleyebilir mi? Hak talep edebilir mi?”
“EGEMENLİK SORUMLULUKTUR”
Konuşmasının devamında egemenlik kavramına vurgu yapan Dervişoğlu, bunun sadece bir hak değil aynı zamanda bir sorumluluk olduğunu belirterek, “Egemenlik, millet adına sorumluluk almak demektir. O sorumluluk; çocukların hayatını korumak, onlara hedef göstermek ve güvenli bir gelecek sunmaktır” ifadelerini kaydetti.
“BİR DAHA HİÇBİR ÇOCUK KORKUYLA OKULA GİTMESİN”
Dervişoğlu, “Bir daha hiçbir anne baba çocuğunu okula korkuyla göndermesin. Bir daha hiçbir şehir çocuklarının yaşadığı felaketlerle anılmasın. Bir daha hiçbir 23 Nisan’a mahcubiyetin gölgesi düşmesin. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
Dervişoğlu’nun konuşması, 23 Nisan’ın sadece bir bayram değil, aynı zamanda çocukların geleceği ve milli egemenlik tartışmaları açısından önemli bir mesaj günü olduğunu bir kez daha ortaya koydu.





