Ortadoğu’da tırmanan gerilim küresel ekonomiyi tehdit ederken, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’den Türkiye’yi yakından ilgilendiren kritik bir değerlendirme geldi. Banka, bölgedeki çatışmaların yalnızca sınır güvenliğini değil; enerji arzını, ticaret yollarını ve finansman kanallarını da derinden sarsabileceğine dikkat çekti.
JEOPOLİTİK ŞOKLAR ENFLASYONU TETİKLEYEBİLİR
EBRD Baş Ekonomisti Beata Javorcik, jeopolitik gelişmelerin etkisinin kısa vadeyle sınırlı kalmayacağını vurguladı. Javorcik, enerji ve ticaret hatlarında yaşanacak aksaklıkların çatışmalar sona erse bile küresel ekonomide kalıcı izler bırakabileceğini ifade etti. Rapora göre petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde kalıcı olması halinde küresel büyüme en az 0,4 puan düşerken, enflasyonun 1,5 puandan fazla artabileceği öngörülüyor. Ayrıca gübre, alüminyum, plastik ve sülfür gibi kritik sanayi girdilerinde sert fiyat artışları bekleniyor.
TÜRKİYE “YÜKSEK RİSKLİ ÜLKELER” ARASINDA
EBRD, enerji ve gıda ithalatına bağımlı ülkelerin bu süreçten daha ağır etkileneceğine dikkat çekti. Türkiye; Mısır, Ürdün ve Lübnan ile birlikte “en yüksek riskli ülkeler” kategorisinde değerlendirildi. Özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek olası kesintilerin, Türkiye’nin enerji ve hammadde maliyetlerini ciddi şekilde artırabileceği belirtildi.
SERMAYE ÇIKIŞI VE FAİZ BASKISI UYARISI
Raporda en dikkat çeken başlıklardan biri de finansman tarafı oldu. Küresel finansal koşulların sıkılaşmasıyla birlikte Türkiye’den sermaye çıkışlarının hızlanabileceği ifade edildi. Bu durumun tahvil faizlerini yukarı çekerek hem kamu borçlanma maliyetlerini artırabileceği hem de özel sektörün finansmana erişimini zorlaştırabileceği vurgulandı.
TURİZM VE DÖVİZ GELİRLERİ RİSK ALTINDA
Çatışmaların etkisi yalnızca sanayiyle sınırlı değil. Turizm akışlarında yaşanabilecek düşüş ve bölge ülkelerinden gelen döviz transferlerindeki azalma, Türkiye’nin cari dengesi üzerinde ek baskı oluşturabilir.
ENERJİ GÜVENLİĞİ “MİLLİ GÜVENLİK” HALİNE GELDİ
EBRD raporunda, enerji arz güvenliğinin artık sadece ekonomik bir konu olmaktan çıkıp doğrudan bir milli güvenlik meselesine dönüştüğü vurgulandı. Ayrıca küresel ticaretin giderek parçalandığı ve ülkelerin daha korumacı politikalara yöneldiği ifade edildi. Türkiye açısından tablo, artan küresel belirsizlikler karşısında ekonomik dayanıklılığın daha da önem kazandığını ortaya koyuyor.





