Kenya’da düzenlenen "Afrika İleriye Zirvesi"nde genişleyen girişime destek veren ülke sayısı 118’e çıkarken; Filistin asıllı Fransız milletvekili Rima Hassan, Paris yönetimini Gazze politikası üzerinden tutarsızlıkla suçladı.
VETO HAKKININ SINIRLANDIRILMASI İÇİN YENİ ADIM
Nairobi’deki zirve kapsamında 11 Afrika ülkesinin daha desteğini alan Fransa ve Meksika öncülüğündeki girişim, BMGK’nin çalışma prensiplerinde köklü bir değişiklik hedefliyor. Dışişleri Bakanı Barrot, BM’nin etkinliğini artırmak ve veto hakkının "kötüye kullanılmasını" engellemek için daha fazla bekleyemeyeceklerini ifade etti. Bu hamleyle, daimi üyelerin (ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa) soykırım gibi ağır suç vakalarında karar alma mekanizmasını kilitlemesinin önüne geçilmesi planlanıyor.
RİMA HASSAN’DAN SERT "TUTARSIZLIK" ELEŞTİRİSİ
Fransa'nın bu diplomatik atağı, Avrupa Parlamentosu üyesi Rima Hassan tarafından sert bir dille eleştirildi. Barrot'un açıklamasına yanıt veren Hassan, Fransa'nın bir yandan veto sınırlaması isterken diğer yandan Gazze'deki suçları inkar ettiğini savundu. İsrail'e silah tedarikine devam edilmesinin ve yaptırımlardan korunmasının Fransız diplomasisinin inandırıcılığını yitirmesine neden olduğunu belirten Hassan, Paris'i uluslararası hukuk konusunda samimiyetsizlikle suçladı.
MACRON: VETO KÖTÜYE KULLANIMINA SON VERİLMELİ
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da zirvenin kapanışında yaptığı konuşmada, kitlesel suçların işlendiği durumlarda veto yetkisinin bir engel olarak kullanılmaması gerektiğini yineledi. 2013 yılından bu yana savunulan bu tezin, küresel güvenliğin tesisi için hayati önem taşıdığını vurgulayan Macron, Afrika ülkelerinin bu sürece dahil olmasının girişimin meşruiyetini artırdığını dile getirdi.
2013’TEN BUGÜNE 118 ÜLKE DESTEK VERDİ
Fransa ve Meksika tarafından 2013 yılında başlatılan ortak girişim, büyük çaplı savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlendiğinde daimi üyelerin veto yetkisinden feragat etmesini veya bu hakkın askıya alınmasını öngörüyor. Son katılımlarla birlikte dünya genelinde 118 ülkeye ulaşan bu hareket, BM yapısında reform isteyen ülkeler için sembolik bir önem taşıyor. Ancak bu düzenlemenin hayata geçebilmesi için diğer daimi üyelerin de bu gönüllü kısıtlamayı kabul etmesi gerekiyor.





