Türkiye’nin doğu sınırında yer alan Iğdır, Azerbaycan’ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti, İran ve Ermenistan’a komşu konumuyla dikkat çekiyor. Bu özelliği nedeniyle şehir, yalnızca tarımsal değil aynı zamanda jeopolitik açıdan da stratejik öneme sahip görülüyor.
1992’DE İL OLDU
1992 yılında il statüsü kazanan Iğdır’da o dönemde büyük sevinç yaşanırken, kararın bölgenin kalkınmasını hızlandıracağı değerlendirilmişti. Aradan geçen yıllarda özellikle sınır ticareti, lojistik ve tarımsal üretim alanlarında önemli gelişmeler yaşandı.
“Doğu’nun Çukurova’sı” olarak anılan Iğdır, Türkiye’nin en verimli ovalarından birine sahip olmasıyla öne çıkıyor. Mikroklima iklim özelliği sayesinde Doğu Anadolu’daki birçok şehirden farklı olarak daha ılıman hava koşullarına sahip olan kentte kayısı, şeftali, elma, pamuk ve çeşitli sebze-meyve ürünleri yetiştiriliyor.
KÜLTÜREL ÇEŞİTLİLİK ÜST SEVİYEDE
Kent aynı zamanda Ağrı Dağı manzarası, tarihi yapıları ve kültürel çeşitliliğiyle de dikkat çekiyor. Türk, Azerbaycan Türkü, Kürt ve farklı toplulukların bir arada yaşadığı şehir, kültürel yapısıyla bölgenin önemli merkezlerinden biri olarak gösteriliyor.
Uzmanlara göre Iğdır’ın il olmasıyla birlikte kamu yatırımları, ulaşım projeleri ve eğitim alanındaki gelişmeler hız kazandı. Özellikle Dilucu Sınır Kapısı üzerinden Nahçıvan’a açılan ticaret hattı, şehrin ekonomik yapısında önemli rol oynuyor.
Bugün 27 Mayıs, Iğdır’ın il oluşunun yıl dönümü kapsamında çeşitli etkinlikler ve kutlama programlarıyla anılıyor. Kentte yaşayan vatandaşlar ise Iğdır’ın her geçen yıl daha da gelişmesini ve bölgenin cazibe merkezlerinden biri haline gelmesini istiyor.




