Türkinform’a özel açıklamalarda bulunan Mangan, özellikle masa başında çalışanlar ve öğrenciler için önemli uyarılarda bulundu.
DURUŞ BOZUKLUKLARI SESSİZCE İLERLİYOR
“Her şey farkında olmakla başlar. Farkında olmadığımız bir şeyi değiştiremez veya geliştiremeyiz” diyen Gökhan Mangan, modern yaşam tarzının insan anatomisine uygun olmadığını ifade etti.
Uzun süre masa başında çalışanlar, bilgisayar ve klavyeli cihaz kullananlar, finans ve borsa sektöründe sürekli ekran takip edenler ile yoğun el işi yapan kişilerde; sırt bölgesinde kamburlaşma (hiperkifoz), omuzlarda öne doğru düşme, başın öne kayması (forward head posture) gibi postüral bozuklukların sık görüldüğünü belirten Mangan, bu durumun tekrarlayan mikrotravmalar sonucu geliştiğini söyledi.
Uzmanlara göre insan omurgası; servikal (boyun), torakal (sırt) ve lomber (bel) eğriliklerin dengeli dağılımıyla çalışıyor. Bu doğal eğriliklerin bozulması, kas-iskelet sistemi üzerinde dengesiz yük dağılımına yol açıyor.
MİKROTRAVMALAR KRONİK AĞRIYA DÖNÜŞEBİLİYOR
Aynı pozisyonda uzun süre kalmanın kaslarda statik yüklenmeye neden olduğunu belirten Mangan, şu bilgileri paylaştı:
“Omuz ağrıları, boyun ağrıları, kürek kemikleri arasında yanma ve batma hissi, kol ve el bileği ağrıları en sık karşılaştığımız şikâyetler arasında. Bu tablo zamanla daha ciddi klinik durumlara evrilebiliyor.”
Duruş bozukluklarının ilerlemesi halinde şu rahatsızlıkların görülebileceği ifade edildi:
Boyun fıtığı
Servikal dejeneratif değişiklikler (kireçlenme)
Rotator manşon tendinitleri
Kümülatif travma hastalığı
Karpal tünel sendromu
Torasik çıkış sendromu
Mangan, özellikle boynun her 1 santimetre öne kaymasının, omurgaya binen yükü katlanarak artırdığını ve bunun disk yapıları üzerinde ciddi basınç oluşturduğunu vurguladı.
ÖĞRENCİLER VE AKADEMİSYENLER DE RİSK ALTINDA
Uzun süre masa başında ders çalışan öğrenciler ile akademisyenlerde de benzer tabloların görüldüğünü kaydeden Mangan, genç yaşta başlayan postür bozukluklarının ilerleyen yıllarda kalıcı deformitelere yol açabileceğini söyledi.
Ergenlik döneminde omurga gelişiminin devam ettiğini hatırlatan uzmanlar, bu süreçte yanlış oturma alışkanlıklarının skolyoz ve kifotik artış riskini yükseltebildiğine dikkat çekiyor.
SADECE KAS-İSKELET SİSTEMİ DEĞİL, İÇ ORGANLAR DA ETKİLENİYOR
Gökhan Mangan, duruş bozukluklarının yalnızca kemik ve kas yapısını etkilemediğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Göğüs kafesinin öne kapanması diyafram hareketini sınırlar. Bu da nefes kapasitesinin azalmasına neden olur. Yetersiz oksijenlenme; yorgunluk, konsantrasyon kaybı ve stres artışı gibi sonuçlar doğurabilir.”
Uzmanlara göre öne eğik postür, karın içi basıncı artırarak mide problemleri ve reflü benzeri şikâyetleri de tetikleyebiliyor. Ayrıca uzun süreli postür bozukluklarının, bireyin psikolojik durumunu da etkileyebildiği; özgüven azalması ve kararsızlık hissiyle ilişkilendirilebildiği ifade ediliyor.
ERKEN FARKINDALIK VE KORUYUCU YAKLAŞIM ÖNEMLİ
Duruş bozukluklarının çoğu zaman ağrı ortaya çıkmadan fark edilmediğini belirten Mangan, “Bedeni genellikle ağrıdığında ya da hastalandığında fark ediyoruz. Oysa sağlıklı olduğumuz dönemlerde de omurgamızı korumamız gerekiyor” dedi.
Gökhan Mangan, koruyucu yaklaşım kapsamında şu önerilerde bulunuyor:
Çalışma ortamının ergonomik düzenlenmesi
Ekran hizasının göz seviyesinde olması
Saat başı kısa hareket molaları verilmesi
Sırt ve boyun kaslarını güçlendiren egzersizlerin yapılması
Nefes egzersizleriyle diyaframın aktif kullanılması
Kayropraktik değerlendirme ve kişiye özel egzersiz programlarının, postüral dengenin yeniden sağlanmasında etkili olabileceği belirtiliyor.
Mangan, modern yaşamın getirdiği hareketsizliğe karşı bilinçli hareket edilmediği takdirde duruş bozukluklarının ilerleyen yıllarda toplum sağlığı açısından daha büyük bir sorun haline gelebileceği uyarısında bulunuyor.




