Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi'nin itirazı üzerine dosyayı inceleyen AYM, idarenin belirlediği usullerin ağır hukuki sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
BAKANLIĞIN DÜZENLEME YETKİSİ ANAYASA'YA AYKIRI
İtiraz konusu düzenlenen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 107/A maddesi, Bakanlığın elektronik adres zorunluluğu getirme ve tebligat yapılacak kişileri belirleme yetkisini kapsıyordu. AYM, bu yetkinin sınırlarının yasa koyucu tarafından net bir şekilde çizilmediğini, kapsam ve usullerin tamamen idarenin takdirine bırakılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını tespit etti.
HÜRRİYETİ BAĞLAYICI CEZA RİSKİ VE MAĞDURİYETLER
Başvuruda, vergi kaydı resen silinen ancak ticaret sicilinden düşürülmeyen mükelleflerin sistemden çıkamadığı ve sürekli kontrol zorunluluğu nedeniyle mağduriyet yaşadığı belirtildi. Özellikle e-tebligat yoluyla yapılan inceleme çağrılarına yanıt veremeyen mükelleflerin, defter ve belge ibraz etmeme suçuyla hürriyeti bağlayıcı cezalarla karşı karşıya kalması, iptal kararının en önemli gerekçelerinden biri oldu.
MAHKEMEYE ERİŞİM HAKKI VE SAVUNMA GÜVENCESİ
Yüksek Mahkeme, tebligatın hukuki süreçleri başlatan kritik bir işlem olduğunu hatırlatarak, usulüne uygun yapılmayan veya kontrolü imkansız hale getirilen tebligatların hak arama özgürlüğünü engellediğini vurguladı. Kararda, e-tebligatın sonuç doğurmasıyla dava açma sürelerinin işlemeye başladığı, bu nedenle sistemin sınırlarının idari kararlarla değil, doğrudan kanunla belirlenmesi gerektiği ifade edildi.
YASAL BOŞLUK İÇİN DOKUZ AY SÜRE TANINDI
AYM, iptal hükmünün hemen yürürlüğe girmesinin kamu yararını zedeleyebileceğini değerlendirerek, yasal düzenleme yapılması için meclise süre tanıdı. Resmi Gazete’de yayımlanan kararın ardından dokuz ay sonra (03 Ocak 2027) yürürlüğe girecek olan iptal kararı süresince, kanun koyucunun Anayasa'daki temel hak ve özgürlüklere uygun yeni bir çerçeve oluşturması bekleniyor. Karar 9 ay sonra yürürlüğe girecek.





