Merkez Bankası’nın 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 26 olarak güncellemesi ekonomi çevrelerinde yeni tartışmaları beraberinde getirdi. İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Dirican, TÜRKİNFORM’a yaptığı değerlendirmede mevcut ekonomi politikalarının enflasyonun gerçek nedenlerini hedef almadığını savundu. Dirican, yüksek enflasyonun temelinde üretim, enerji, lojistik ve satıcı kaynaklı maliyet baskılarının bulunduğunu belirterek, çözümün tüketimi kısmaktan değil fiyatlama ve denetim mekanizmalarını güçlendirmekten geçtiğini ifade etti.

Merkez Bankası’nın 2026 yılı ikinci Enflasyon Raporu’nda yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 26 olarak güncellemesini değerlendiren İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Cüneyt Dirican, uygulanan ekonomi politikalarının enflasyonun gerçek nedenlerini hedef almadığını söyledi. TÜRKİNFORM’a konuşan Dirican, “Şeker hastasına tansiyon ilacı verince sorun çözülmüyor” diyerek faiz politikalarının arz ve maliyet kaynaklı enflasyona karşı etkisiz kaldığını savundu.
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, enflasyonun 2026 sonunda yüzde 26, 2027 sonunda yüzde 15 ve 2028 sonunda yüzde 9 seviyesine gerilemesini beklediklerini açıklarken, ekonomist Doç. Dr. Cüneyt Dirican ise mevcut verilerin bu hedeflerle uyumlu olmadığını ifade etti.
“İLK 3 AYDA YIL SONU HEDEFİNE YAKLAŞILDI”
Geçen yıl yapılan ilk enflasyon raporu toplantısını hatırlatan Dirican, “Enflasyonun yüzde 30’larda takılacağını söyleyenlere ‘hurafe’ denmişti. Bugün geldiğimiz noktada Nisan 2026 yıllık enflasyonu yüzde 32,37 seviyesinde. Daha ilk 3 ayda neredeyse yıl sonu hedefi yakalanmış durumda” dedi.
Türkiye ekonomisinde cari açığın 40 milyar dolara yaklaştığını, dış ticaret açığının ise daha da yüksek seviyelerde bulunduğunu belirten Dirican, bölgedeki jeopolitik risklerin enerji maliyetlerini daha da artırabileceğine dikkat çekti.
“BU BİR TALEP ENFLASYONU DEĞİL”
Enflasyonun temel nedeninin tüketici talebi olmadığını savunan Dirican, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Sanırım artık ilkokuldaki çocuk bile bunun bir talep enflasyonu olmadığını anlamıştır. Asgari ücret, memur maaşı, EYT ya da kredi kartı harcamaları nedeniyle hizmet enflasyonu oluşuyor söylemlerinin geçerliliği kalmadı.”
Uygulanan ekonomi politikalarının yanlış teşhis üzerine kurulduğunu ileri süren Dirican, “Arz ve maliyet enflasyonu ile enerji şoklarından kaynaklanan enflasyona faizle müdahale ederek düşürmeye çalıştık, haliyle düşmedi” ifadelerini kullandı.
“ESAS SORUN FİYATLAMA DAVRANIŞLARI”
Türkiye’de özellikle gıda fiyatlarının geldiği noktaya dikkat çeken Dirican, üretici ve aracılık maliyetlerinin denetlenmesi gerektiğini söyledi.
“Tarım ülkesinde dünyanın en pahalı gıdasını tüketiyoruz. Burada bakılması gereken yer tüketici beklentileri değil; aracı maliyetleri, taşıma maliyetleri, hal maliyetleri ve satıcı enflasyonudur” diyen Dirican, piyasadaki kontrol eksikliğinin fiyat artışlarını hızlandırdığını savundu.
Dirican, yerel yönetimlerden denetim mekanizmalarına kadar daha sıkı bir kontrol sistemi kurulması gerektiğini belirterek, “Bugün güneş çıktı diye ayrı, yağmur yağdı diye ayrı etiket değişen bir yerdeyiz. Odaklanılması gereken tüketici davranışları değil, fiyatlama davranışlarıdır” dedi.








