İstanbul’un Fethi’ni ve "Türk İstanbul" kimliğini hedef alan zihniyete karşı net bir duruş sergileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya vurgusuyla "yeni zaferlere imza atacağız" mesajı verdi.
FATİH’İN EMANETİ VE MEDENİYETİN İHYASI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'un fethinin sadece bir askeri zafer değil, dünyanın gözbebeği bir şehirde karanlığın aydınlığa tebdili olduğunu vurguladı. Fatih Sultan Mehmet'in henüz 21 yaşındayken sergilediği diplomatik, askeri ve idari dehasının altını çizen Erdoğan, harabe halindeki Konstantiniyye'nin vakıflar, külliyeler ve imaretlerle nasıl muhteşem bir Türk-İslam şehri olarak yeniden inşa edildiğine dikkat çekti. Erdoğan, "İstanbul'un fethi, can ve mal güvenliğinin olmadığı bir şehirde yüzyıllarca sürecek huzur ve güvenlik ortamının tesis edilmesidir" diyerek, şehrin her inanca ve görüşe o dönemde dünyada eşi görülmemiş bir hoşgörüyle kucak açtığını belirtti. Tarihçi Halil İnalcık’ın ifadelerine atıfta bulunan Erdoğan, fethin 573 yıldır batmayan bir güneş gibi şehrin üzerine doğduğunu ve bu toprakların Malazgirt'ten başlayan fetihler silsilesinin en parlak halkası olduğunu kaydetti.

HAZIMSIZLIĞA KARŞI "TÜRK İSTANBUL" VURGUSU
Konuşmasında İstanbul'un fethini hazmedemeyenlere karşı çok sert mesajlar veren Erdoğan, "Zulüm 1453’te başladı" diyenlerin aslında 1453’te mücadele edilen karanlık zihniyetin temsilcileri olduğunu belirtti. "Her kim İstanbul’un statüsü değişsin diyorsa, bunlar Ayasofya’da okunan ezanı içlerine sindiremeyenlerdir" diyen Cumhurbaşkanı, şehri "göçebe barbarlar" diyerek karalamaya çalışanların arkasındaki Bizans hayranlığını deşifre etti. Yahya Kemal’in "Türk İstanbul" tarifine sıkı sıkıya bağlı olduklarını belirten Erdoğan, "Fatih Sultan Mehmet Han’ın bize emaneti olan bu aziz şehre gözümüz gibi bakmaya devam edeceğiz. 86 yıllık hicranın ardından Ayasofya’nın kapısındaki zincirleri nasıl parçaladıysak, bu ruhla yeni zaferlere imza atacağız" ifadeleriyle, fethin mirasına yönelik saldırılara dün olduğu gibi bugün de asla fırsat verilmeyeceğinin altını çizdi.

BAYRAMIN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ VE HİSSİYAT
Bayramın getirdiği manevi iklimin, birlik ve beraberliği perçinlediğini söyleyen Erdoğan, "Bayram; cennet yüzlü çocukların yüzlerinde tebessüm çiçekleri açınca bayram olur" diyerek, tüm çocukların bayramını sevgiyle kutladı. Bayramların, garip gurebanın kapısını çalmak, öksüz ve yetimin başını okşamak için bir vesile olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, şair Murat Kapkıner'in dizeleriyle, milletin dünyanın her yerindeki mazlumlara uzanan merhamet eline değindi. Türkiye'nin dört bir yanındaki sivil toplum kuruluşlarına ve hayırseverlere teşekkürlerini ileten Erdoğan, hac farizasını yerine getirenlerin ibadetlerinin kabul olmasını dileyerek, bayramın Türkiye ve tüm insanlık için barışa ve huzura vesile olması temennisinde bulundu.

SAFLARI SIKLAŞTIRARAK YARINLARA YÜRÜYÜŞ
Bölgesel ve küresel ölçekte yaşanan kırılmalara dikkat çeken Erdoğan, Gazze'den Yemen'e kadar coğrafyanın birçok yerinde aynı "kirli oyunların" sahnelendiğini ifade etti. Bu zorlu süreçte milletin iradesine ve birliğine daha fazla ihtiyaç olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, "Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız; hep birlikte Türkiye’nin yarınlarına yürüyeceğiz" çağrısını yineledi. Program, Fetih coşkusunun yanı sıra samimi anlara da ev sahipliği yaptı; sahneye çıkarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sarılan Galatasaray formalı küçük bir çocuğun sevgi gösterisi, katılımcılardan büyük alkış aldı. Erdoğan’ın "Ya İstanbul beni alacak ya da ben İstanbul’u alacağım" kararlılığıyla gençlere verdiği mesaj, fetih şuurunun yeni nesillerde de canlı tutulması gerektiğinin bir yansıması oldu.





