Şebekenin lideri olduğu belirlenen eski polis memuru ve özel dedektif Gönen Karakaya, Filistinli aktivistlerin bilgilerini para karşılığı MOSSAD’a sattığı gerekçesiyle suçlanıyor.
MİT’in İstanbul ve İzmir Operasyonu
MİT başarılı bir operasyonla, Şubat 2024 tarihinde İstanbul ve İzmir’de eş zamanlı bir operasyon düzenleyerek, Türkiye’de yaşayan Filistin asıllı kişilerin bilgilerini MOSSAD’a satan casusluk şebekesine büyük darbe vurdu. Bahsekonu operasyonda, şebeke lideri Gönen Karakaya ile Ahmet Yurtseven’in de aralarında bulunduğu yedi kişi gözaltına alınarak tutuklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı tamamlayarak iddianameyi İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu. Şüphelilere, “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve üye olma” ve “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme” suçlamaları yöneltildi.

Zindaşti Dosyasıyla Gündeme Gelmişti
Gönen Karakaya’nın ismi, daha önce İranlı uyuşturucu baronu Naci Şerif Zindaşti’nin suç örgütüne bilgi sızdırdığı iddialarıyla kamuoyunda yer almıştı. Karakaya, Zindaşti dosyasında, Arzu Zindaşti ve İlhan Ünğan cinayetlerine ait görüntülerin silinmesi suçlamasıyla da karşı karşıya kalmıştı. Bu geçmişiyle dikkat çeken Karakaya’nın, MOSSAD ile bağlantıları ortaya çıkınca casusluk faaliyetlerinin boyutu gözler önüne serildi.

MOSSAD ile 6 Yıllık İş Birliği
İddianameye göre, Gönen Karakaya, 2019 yılından itibaren MOSSAD’ın Çevrimiçi Operasyon Merkezi ile temas kurdu ve yakalanana kadar devam etti. Karakaya’nın, MOSSAD yöneticileri Yuriy Kovalchuk, Dimitri ve Peter Petrenko’dan aldığı talimatlarla, yabancı şahıs ve şirketlere yönelik keşif, gözetleme, takip ve araştırma gibi çeşitli faaliyetler yürüttüğü tespit edildi. Şebeke, özellikle Filistinli aktivistlerin kişisel bilgilerini toplayarak İsrail istihbaratına aktarıyordu. Özellikle, bu aktarımların WhatsApp üzerinden fotoğraf ve mesajlaşma olduğu ortaya çıktı.

640 Yıla Varan Hapis Talebi
Soruşturma kapsamında, Karakaya ve diğer şüphelilere yöneltilen suçlamalar, casusluk faaliyetlerinin ciddiyetini gözler önüne seriyor. Toplamda 640 yıla kadar hapis cezası talep edilen şebeke üyelerinin, devletin güvenliğini tehlikeye atan eylemleri nedeniyle ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalması bekleniyor.





