Fatih Altaylı, köşe yazısında NATO Zirvesi'nin ardından gündeme gelen Erdoğan-Trump görüşmesini değerlendirdi. Altaylı, Trump'ın zirvede Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında yaptığı açıklamalara dikkat çekerek,
"Trump NATO’ya güvenmediğini, NATO’nun artık işe yaramaz bir örgüt olduğunu söyleyip söyleyip 'Erdoğan olmasa bu zirveye katılmazdım. Erdoğan için geldim. Erdoğan en iyi dostum' diye diye bizim Cumhurbaşkanı’nı yere göğe koyamadı." ifadelerini kullandı.
Altaylı, Trump'ın Erdoğan'a yönelik yaklaşımını değerlendirirken, "İspanya Başbakanı’ndan ne kadar nefret ediyorsa, Türkiye Cumhurbaşkanı’nı o kadar seviyor, çok belli.” dedi.
"TRUMP KOCAMAN BİR PAKET GETİRDİ"
Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönemin konuşulduğunu belirten Altaylı, Trump'ın Ankara'ya yönelik mesajlarının ardından gündeme gelen başlıklara değindi. Altaylı, "Ve tabii gelmişken eli boş da gelmedi. Kocaman bir paket getirdi." diyerek söz konusu pakette CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesinin bulunduğunu ileri sürdü.
"TRUMP SÖZ VERDİ DİYE BU OLUR MU?"
F-35 sürecinin yalnızca liderler arasındaki ilişkilere bağlı olmadığını savunan Altaylı, şu ifadeleri kullandı:
"Peki bu, bu kadar kolay mı? Yani Trump söz verdi diye bu olur mu?"
Altaylı, bazı liderlerin vereceği sözlerin daha farklı değerlendirilebileceğini belirterek, "Putin böyle bir söz verse tamam diyebilirdik, Çin Devlet Başkanı Şi böyle bir söz verse tamam diyebilirdik, Suudi Prensi bin Selman böyle bir söz verse tamam diyebilirdik ama Trump böyle bir şey söyleyince ne yazık ki 'Tamam' diyemiyoruz." ifadelerine yer verdi.
"CAATSA YAPTIRIMLARI BİLGİ ÜNİVERSİTESİ GİBİ DEĞİL"
Altaylı, ABD'nin CAATSA yaptırımlarına ilişkin de değerlendirmede bulunarak, "Çünkü CAATSA yaptırımları Bilgi Üniversitesi gibi değil. Bir kez koyuldu mu, kaldırmanın da koşulları var." dedi. Bu koşulların başında S-400 sistemlerinin Türkiye'den çıkarılmasının geldiğini savunan Altaylı, "S-400'ler gitmeden F-35'lerin gelmesi mümkün değil." ifadelerini kullandı.
"S-400'LER BİR KÖRFEZ ÜLKESİNE YOLLANABİLİR"
Altaylı, Ankara kulislerinde S-400 sistemlerinin bir Körfez ülkesine gönderileceği yönünde iddiaların konuşulduğunu belirtti.
Yazısında, "Yollanır mı yollanmaz mı bilmem. Ama yollanmadan Trump’ın paketi boş çıkar. Orası kesin." ifadelerine yer veren Altaylı, S-400 meselesinin F-35 sürecindeki en kritik başlıklardan biri olduğunu öne sürdü.
"400 MÜ BÜYÜK, 35 Mİ? ZOR BİR MATEMATİK"
Altaylı, değerlendirmesinin başında kullandığı "400 mü büyük 35 mi? Zor bir matematik" ifadesiyle de S-400 ve F-35 tartışmasına dikkat çekti. Türkiye'nin F-35 programına dönüş ihtimali ve S-400'lerin geleceğine ilişkin tartışmaların önümüzdeki süreçte de devam etmesi bekleniyor.
Altaylı’nın F-35 ve S-400 tartışmalarına ilişkin yazısında ilgili bölüm şu şekilde yer aldı;
Zor bir matematik: 400 mü büyük 35 mi!
NATO Zirvesi bitti.
Herkes Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki “dostluğu” konuşur halde.
Trump NATO’ya güvenmediğini, NATO’nun artık işe yaramaz bir örgüt olduğunu söyleyip söyleyip “Erdoğan olmasa bu zirveye katılmazdım. Erdoğan için geldim. Erdoğan en iyi dostum. Papazı benim için bıraktı. Ben olmasam İran’ın yanında İsrail’e karşı savaşırdı benim için tarafsız kaldı. O benim en iyi dostum.” diye diye bizim Cumhurbaşkanı’nı yere göğe koyamadı.
İspanya Başbakanı’ndan ne kadar nefret ediyorsa, Türkiye Cumhurbaşkanı’nı o kadar seviyor, çok belli.
Ve tabii gelmişken eli boş da gelmedi. Kocaman bir paket getirdi.
Paketin içinde CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve Türkiye’nin F-35 programına yeniden kabul edilmesi var.
Peki bu, bu kadar kolay mı!
Yani Trump söz verdi diye bu olur mu!
Rusya Devlet Başkanı Putin böyle bir söz verse tamam diyebilirdik, Çin Devlet Başkanı Şi böyle bir söz verse tamam diyebilirdik, Suudi Prensi bin Selman böyle bir söz verse tamam diyebilirdik ama Trump böyle bir şey söyleyince ne yazık ki, “Tamam” diyemiyoruz.
Çünkü CAATSA yaptırımları Bilgi Üniversitesi gibi değil.
Bir kez koyuldu mu, kaldırmanın da koşulları var.
Bu koşulların başında da en önemli madde olarak S-400’lerin Türkiye’den gitmesi yer alıyor.
S-400’ler gitmeden F-35’lerin gelmesi mümkün değil.
Evet, İsrail artık Amerika’da eskisi kadar popüler değil, evet soykırımcı katil Netanyahu artık ABD için bile can sıkıcı bir siyasi figür halinde ama ne olursa olsun Kongre ve Senato Türkiye konusunda Trump ile aynı fikirleri paylaşmıyor.
Trump’ın en büyük destekçilerinden senatör Graham F-35’ler konusunda fikir değiştirmiş gibi bir algı yaratılsa da “Bir çözüm mümkün”den öte bir şey söylemiyor.
O çözüm de S-400’lerin gitmesi.
Ankara kulislerinde bugünlerde konuşulanlar S-400’lerin bir Körfez ülkesine yollanacağı şeklinde.
Yollanır mı yollanmaz mı bilmem.
Ama yollanmadan Trump’ın paketi boş çıkar.
Orası kesin.
Mehter, Osmanlı, Cumhuriyet
Her ne kadar “bu mehter”, “o mehter” olmasa da, bugün dinlediğimiz Mehter Takımı, Osmanlı’nın şanlı dönemlerinin değil, yıkılış dönemlerinde İttihat ve Terakki’nin yerli ve milliği halka benimsetmek için kurduğu “Yeni Mehteran Bölüğü” olsa da Ankara’da Avrupalı liderlere mehter marşı dinletme fikri hoşuma gitmedi değil!
Yıllarca surlarının önünde mehter müziği dinleyip, uykusuz kalanlara Türklerin büyüklüğünü hatırlatmak açısından bence hoş oldu.
Tabii aldığımız Nobel ödülleri ile, teknolojide, bilimde, insani gelişmişlikte, insan haklarında, hukukta yaptıklarımızla gösteriş yapmak daha güzel olurdu ama bu da hiç yoktan iyidir.
2004 yılındaki NATO toplantısında da İstanbul’da güzel bir hava yaratmıştık.
Ama o toplantı Osmanlı Sarayları’nda yapılmıştı. Ortak ev sahipleri Cumhurbaşkanı Sezer ve Başbakan Erdoğan’dı.
Bu kez Cumhuriyet’in sarayında yaptık. Osmanlı’nın sarayları yerine mehteri vardı bu kez.
Ve tabii tek ev sahibi.





