Ankara’nın ev sahipliğinde gerçekleşen ve rekor katılımla tamamlanan NATO Zirvesi'ni "başarılı" olarak nitelendiren Erdoğan, Türkiye'nin savunma harcamalarını 2030'dan önce %3,5 seviyesine çıkarma iradesini açıkladı. Zirve marjında gerçekleşen ikili temaslarla savunma sanayisi, ticaret ve bölgesel krizlerdeki diplomatik çözüm arayışları masaya yatırıldı.
SAVUNMA SANAYİSİNDE "SOMUT NETİCELER" BEKLENTİSİ
Erdoğan, özellikle ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirilen görüşmelerin, Türkiye’nin yerli muharip uçağı KAAN ve F-35 programı konusundaki beklentilerini karşılayacak somut neticelere vesile olacağına inandığını ifade etti. Savunma Sanayisi Forumu ile eş güdümün güçlendiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin sahip olduğu savunma altyapısıyla İttifak'ın insansız sistemler ve derin hassas vuruş kabiliyetlerine en büyük katkıyı sunan aktör olduğunu kaydetti.

"ÇELİK KUBBE" VE SAVUNMA BÜTÇESİNDE REKOR ARTIŞ
Türkiye’nin savunma kapasitesini güçlendirme kararlılığını rakamlarla ortaya koyan Cumhurbaşkanı, Çelik Kubbe Projesi için hava ve füze savunma sistemlerine 24 milyar dolar ilave bütçe ayrıldığını duyurdu. Türkiye’nin savunma harcamalarını %3,5’in üzerine taşıma hedefi, İttifak içindeki savunma yükünün paylaşılmasında Ankara’nın liderlik rolünü perçinledi. Güvenlik ve dayanıklılık harcamalarında ise hâlihazırda %1,5’lik bütçe payına ulaşıldığı vurgulandı.
KRİTİK TEMASLAR VE DİPLOMATİK GÜNDEM
Zirve kapsamında aralarında Trump, Macron, Meloni ve Rutte’nin de bulunduğu çok sayıda liderle kritik görüşmeler gerçekleştirildi. Bu temaslarda sadece güvenlik değil; ticaret, enerji, Avrupa-Atlantik güvenliği, Balkan Barış Platformu ve Libya’dan Gazze’ye kadar uzanan bölgesel istikrar başlıkları ele alındı. Birleşik Krallık ile Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Anlaşması’nın imzalanması ve Kanada ile yeni ticaret müzakerelerinin başlatılması, zirvenin somut diplomatik çıktıları arasında yer aldı.
"NATO 3.0" VİZYONU VE TÜRKİYE'NİN MERKEZÎLİĞİ
"NATO 3.0" vizyonunun merkezinde yer aldıklarını belirten Erdoğan, Türkiye'nin barış için iletişim kanallarını açık tutan "dengeleyici" gücüne dikkat çekti. Rusya-Ukrayna savaşından İran-ABD gerilimine kadar pek çok krizde Türkiye'nin diyalog odaklı tavrının, İttifak'ın güvenlik gündemini şekillendirdiği ifade edildi. Ankara Zirvesi, Türkiye'nin sadece bir ev sahibi değil, aynı zamanda küresel krizlere çözüm üreten "stratejik bir merkez" olduğunu bir kez daha kanıtladı.




