Maden işletmelerinin yerli firma maskesi altında yabancı sermaye kontrolünde olduğunu savunan Torun, çevre felaketlerine ve ekonomik tercihlere yönelik sert eleştiriler getirdi.
ÜST KULLANIM HAKKI KANADALILARDA, TAŞERON YERLİ FİRMALAR
Maden sahalarındaki işletme yapısına dikkat çeken Seyit Torun, "Maden çalışması yapan firma kağıt üzerinde yerli olabilir ancak üst kullanım hakkı tamamen Kanadalı şirketlere aittir. Kanadalılar bu bölgeleri tamamen kapatmış durumdalar ve yerli firmalara sadece taşeronluk yaptırıyorlar. İşletmecinin yerli olması sonucu değiştirmiyor. Yerli firma olunca doğaya verilen zarar azalıyor mu ya da ekosistem korunmuş mu oluyor? Bu tür açıklamalar gerçekten üzüntü vericidir," dedi.
ORDU TOPRAKLARININ YÜZDE 72’Sİ RUHSATLANDIRILDI
Bölgedeki maden kuşatmasının boyutlarını verilerle açıklayan Torun, Ordu’nun yüzde 72’sinin maden ruhsatı kapsamına alındığını vurguladı. Mevcut ihale rakamları üzerinden yapılan açıklamaları bir "algı yönetimi" olarak nitelendiren Torun, şunları söyledi: "Bize rakamlarla gelsinler, biz de eksikliğimiz varsa görelim. Ancak bildiğimiz gerçek şudur: Ordu’nun yüzde 72’si ruhsatlandırılmıştır. Bugün küçük bir kısmı ihale edilmiş olabilir ancak yarın geri kalan kısmının ihale edilmeyeceğinin bir garantisi yoktur. Bu durum, ruhsatı alınmış bir binanın katlarını parça parça satmaya benzemektedir."
FATSA’DAKİ SİYANÜR HAVUZU İBRET VESİKASIDIR
Milletvekili Mustafa Hamarat’ın maden faaliyetlerinin kanuni nizam çerçevesinde yapıldığına dair açıklamalarına tepki gösteren Torun, Fatsa örneğini hatırlattı. Torun, "Maden işletilip de doğaya zarar verilmemiş, eski haline getirilmiş tek bir örnek göstersinler. Fatsa’daki siyanür havuzu orada bir ibret vesikası gibi duruyor. Gidip etrafını gezelim; orada bitki yetişiyor mu, fındık oluyor mu? Yarın bir deprem veya sel gibi doğa felaketi yaşandığında o havuz çökerse, dünyanın parasını harcasak da o bölgeyi yıllarca temizleyemeyiz," uyarısında bulundu.
VAHŞİ MADENCİLİK VE TEKNOLOJİ ELEŞTİRİSİ
Maden aramaya ilkesel olarak karşı olmadıklarını ancak yöntemin yanlış olduğunu belirten Torun, "Bu madenler yeni bulunmadı, coğrafya kitaplarımızda her zaman vardı. Ancak bugüne kadar işletilmesi ekonomik değildi. Şimdi neden ekonomik hale geldi? Çünkü 'vahşi teknoloji' dediğimiz, doğayı katleden yöntemler kullanılıyor. Dünyada modern tünel sistemleri varken, maliyeti düşürmek için siyanürle çökertme gibi ilkel ve zararlı yöntemler tercih ediliyor. Biz, Avrupa’da olduğu gibi planlı, projeli ve doğaya zarar vermeyen bir madenciliğe karşı değiliz," dedi.
"O PARAYI FINDIĞA YATIRIN, ÜÇ KATI GELİR ELDE EDİN"
Madenlerden beklenen gelirin fındık yatırımıyla çok daha sürdürülebilir şekilde elde edilebileceğini savunan Seyit Torun, sözlerini şöyle tamamladı: "Devletin maden şirketlerine verdiği teşvikleri ve imtiyazları hesaplayalım. O parayı fındık üreticisine verin, fındığa yatırım yapın; emin olun bu ülkeye üç katı daha fazla gelir sağlar. Perşembe Yaylası'ndaki menderesleri, çocuklarımızın nefes alacağı alanları katlederseniz geleceğimize karşı sorumluluğunuzu yerine getirmemiş olursunuz. Doğayı ve yaşam alanlarını parayla ölçmek, onlarla eşitlemek mümkün değildir."





