Gençler arasında artan öfke, sabırsızlık ve tahammülsüzlük hali son yıllarda sıkça tartışılıyor. Dijital içeriklerin bu süreçteki rolü merak konusu olurken, Uzman Klinik Psikolog Metin Aydın konuyla ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Aydın, dijital dünyanın duyguları üretmediğini ancak büyütebildiğini Türkinform Muhabiri Sema Ersoy’a anlattı.

DİJİTAL İÇERİKLER ÖFKEYİ TETİKLİYOR MU?
Metin Aydın, dijital içeriklerin öfkenin tek nedeni olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Dijital içerikler öfkenin tek nedeni değildir; ama duygusal yoğunluğu artırabilir.”
Özellikle Instagram ve TikTok gibi hızlı tüketim ve hızlı ödül sistemi üzerine kurulu platformların gençlerin sabır eşiğini zorlayabildiğini belirten Aydın, anlık haz mekanizmasının uzun vadede tahammülsüzlüğü artırabileceğine dikkat çekti.

“DİJİTAL DÜNYA AYNA DEĞİL, PARLAK BİR VİTRİN”
Sosyal medyanın gerçekliği birebir yansıtmadığını ifade eden Aydın, dijital dünyayı “parlak bir vitrin” olarak tanımladı. Gençlerin çoğunlukla insanların en mutlu, en başarılı ve en kusursuz görünen anlarına maruz kaldığını belirten Aydın, bunun kıyas duygusunu tetiklediğini söyledi. “Ben neden böyle değilim?” düşüncesinin zamanla yetersizlik hissine dönüşebileceğini vurgulayan uzman isim, öfkenin çoğu zaman bu içsel kırılmanın dışa vurumu olduğunu ifade etti.
![]()
ÖFKE ÜRETİLMİYOR, BÜYÜTÜLÜYOR
Metin Aydın’a göre dijital ortam çoğu zaman yeni bir duygu üretmiyor; var olan duyguyu büyütüyor. Gerçek hayatta anlaşılmadığını hisseden bir çocuğun ekranı kısa vadeli bir çıkış yolu olarak görebileceğini belirten Aydın, bunun kalıcı bir çözüm olmadığını şu sözlerle anlattı:
“Ekran kısa vadede bir çıkış yolu gibi görünebilir. Ama aslında kaçış yoludur. Çözüme muhtaç bir çözüm yoludur.”
Uzman Klinik Psikolog Metin Aydın’ın değerlendirmeleri, dijital içeriklerin tamamen yasaklanmasından ziyade gençlerin duygusal ihtiyaçlarının anlaşılması gerektiğine işaret ediyor. Uzmanlara göre asıl mesele ekran süresinden çok, gencin gerçek hayatta ne kadar anlaşıldığı, desteklendiği ve değer gördüğü. Dijital dünya ise ancak bu boşluk oluştuğunda güçlü bir sığınak haline geliyor.





