Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Millî Parklar Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik öngören teklifin görüşmelerine başlandı. CHP Grubu adına söz alan Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, düzenlemeye sert eleştiriler yöneltti.
Teklifi 56 AKP milletvekilinin imzalamasına rağmen Genel Kurul görüşmelerine sınırlı katılım olmasını eleştiren Gürer, kanun tekliflerinin milletvekilleri tarafından değil, bürokrasi tarafından hazırlandığını öne sürdü. Gürer, sık sık Anayasa Mahkemesi’nden dönen düzenlemeler nedeniyle Meclis’in zaman kaybettiğini ifade etti.
“DOĞA KORUMA DEĞİL, YÖNETİM MODELİ DEĞİŞİYOR”
Kanun teklifinin 668 alanı kapsadığını belirten Gürer; milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı, tabiat koruma alanı ve yaban hayatı geliştirme sahalarının düzenleme kapsamında olduğunu söyledi. Yerel yönetimlerin, meslek odalarının ve çevre örgütlerinin sürece dahil edilmediğini savunan Gürer, teklifin şeffaflık ve bilimsel danışma ilkelerinden uzak hazırlandığını dile getirdi.
Gürer, “Görünüşte koruma maddeleri var ancak uygulamada milli parkların farklı amaçlarla kullanıma açılmasının önü genişletiliyor” değerlendirmesinde bulundu.
ALTYAPI VE ENERJİ PROJELERİNE İZİN TEPKİSİ
Teklifte, petrol ve doğal gaz iletim hatları, enerji tesisleri ve çeşitli altyapı projeleri için milli park alanlarında izin verilebilmesine yönelik düzenlemeler bulunduğunu belirten Gürer, bunun koruma anlayışını zedeleyebileceğini ifade etti.
Bu konuda geçmiş uygulamalara dikkat çeken Gürer, Atatürk Orman Çiftliği örneğini vererek, doğal alanların zamanla yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.
ORMANLAR VE KIYI ALANLARI İÇİN UYARI
Orman alanlarının geçmişte farklı düzenlemelerle imar baskısına açıldığını dile getiren Gürer, özellikle kıyı bölgelerinde doğal bütünlüğün bozulduğunu savundu. Turistik tesislerin kiralama sürelerinin 99 yıla kadar uzatılabilmesine imkân tanınmasının yeni tartışmalara yol açabileceğini belirtti.
AV TURİZMİ VE YABAN HAYATI ENDİŞESİ
Teklifin torba kanun niteliği taşıdığına işaret eden Gürer, avcılıkla ilgili düzenlemeleri de gündeme getirdi. Türkiye’de avcı sayısının ve avlak alanlarının arttığını kaydeden Gürer, “av turizmi” kapsamında bazı yabani türlerin para karşılığı avlanmasının ekosistem açısından risk oluşturduğunu söyledi.
Orman yangınları ve iklim değişikliğinin yaban hayatı üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Gürer, türlerin korunmasına yönelik daha güçlü politikalar geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
AKKAYA BARAJI’NDA KİRLİLİK VURGUSU
Niğde’nin Bor ilçesindeki Akkaya Barajı’nda flamingoların yaşam alanlarının kirlilik nedeniyle daraldığını belirten Gürer, sulak alanların korunmasının hayati önemde olduğunu dile getirdi.
Gürer, doğa koruma politikalarının yalnızca mevzuat düzeyinde kalmaması gerektiğini belirterek, “Koruma dediğimiz şey, doğal alanların ve canlıların bütünlüğünü sürdürülebilir biçimde geleceğe taşımaktır” ifadelerini kullandı.





