CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğuna dikkat çekerek, afetler yaşandıktan sonra yapılan değerlendirmelerin yeterli olmadığını ifade etti. Gürer, “Depremi konuşuyoruz ama yanardağları konuşmuyoruz. Oysa ülkemizin farklı bölgelerinde aktif volkanik risk taşıyan dağlar var” dedi.
“HASAN DAĞI VOLKANİK BİR DAĞDIR”
Niğde’de bulunan Hasan Dağı’nın volkanik bir dağ olduğunu ve geçmişte gaz çıkışlarının tespit edildiğini hatırlatan Gürer, konuyu daha önce Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde gündeme getirdiğini belirtti.
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından verilen yanıtlarda bölgede gaz çıkışlarının bulunduğunun ifade edildiğini aktaran Gürer, Tuz Gölü’nde kurulan doğalgaz depolama tesisinin olası bir volkanik faaliyetten etkilenip etkilenmeyeceğini de sorduğunu kaydetti.
Gürer, “Yetkililer mesafenin 64 kilometre olduğunu ve olası bir faaliyette etkinin bulunmadığını belirtti. Ancak bazı bilim insanları 100 kilometrelik alanın etkilenebileceğini ifade ediyor” dedi. Bölgede Tuz Gölü, Ecemiş Fayı ve Tuz Gölü Fayı’nın bulunduğunu da hatırlatan Gürer, Türkiye’nin hemen her bölgesinde deprem riskinin söz konusu olduğunu söyledi.
TÜRKİYE’DE 14 VOLKANİK RİSK ALANI
Gürer, Türkiye’de tarihsel süreçte faaliyet göstermiş ve potansiyelini koruyan çok sayıda volkan bulunduğunu belirterek; Erciyes Dağı, Nemrut Dağı, Ağrı Dağı ve Karacadağ gibi farklı bölgelerde yer alan toplam 14 volkanik aktivite riski taşıyan dağ bulunduğunu ifade etti.
Niğde sınırları içindeki Göllüdağ ve Hasan Dağı’nın son 10 bin yıl içinde aktivite göstermiş yanardağlar arasında yer aldığını belirten Gürer, Hasan Dağı’nın yaklaşık 8 bin yıl önce faaliyete geçtiğinin ifade edildiğini söyledi.
Çatalhöyük kazılarında bu patlamaya ilişkin çizimlere rastlandığını dile getiren Gürer, 8.600-8.400 yıl öncesine tarihlenen bulguların bilimsel verilerle ortaya konulduğunu kaydetti.
“IRAP PLANLARINDA VOLKANİK RİSK YOK”
Gürer, Niğde Valiliği koordinasyonunda hazırlanan İl Risk Azaltma Planı’nda (IRAP) volkanik tehlikelere yer verilmediğini öne sürdü. Güvenli yerleşme ve yapılaşma alanları oluşturmak amacıyla hazırlanan eylem planlarında volkanik riskleri azaltmaya yönelik bir proje ya da plan bulunmadığını savunan Gürer, Aksaray, Kayseri, Nevşehir, Konya, Kars, Bitlis, Ağrı, Van, Isparta, Manisa ve Diyarbakır için de benzer durumun sorgulanması gerektiğini söyledi.
“GERÇEK ZAMANLI İZLEME SİSTEMİ VAR MI?”
Bakanlara verdiği soru önergelerinde aktif volkanların izlenmesine yönelik bir sistem bulunup bulunmadığını sorduğunu belirten Gürer, hangi volkanik alanlarda gerçek zamanlı izleme yapıldığını ve yeterli uzman personel olup olmadığını da gündeme taşıdığını ifade etti.
MTA bünyesinde Hasan Dağı ve Erciyes çevresinde 20 farklı noktada gaz çıkışı tespit edildiğini aktaran Gürer, bu gazların insan, hayvan ve bitkiler üzerindeki etkilerine ilişkin tıbbi jeolojik araştırmaların yapılıp yapılmadığını da sordu.
“RİSK VARSA SIFIRA İNDİRİLMELİ”
Afet yönetim anlayışının değişmesi gerektiğini belirten Gürer, “Sorunlar oluştuktan sonra değil, oluşmadan önlem alınmalıdır. Gerekirse riskli alanlardaki yerleşimlerin durumu yeniden değerlendirilmelidir” dedi.
Küresel iklim değişikliğinin etkilerine de değinen Gürer, değişen çevresel koşulların volkanik alanlar üzerindeki etkilerinin de hesaplanması gerektiğini belirtti. Gürer, “Eğer bir risk varsa sıfıra indirilmelidir. Alınacak önlemlerle geleceğin daha güvenli şekilde kurgulanması mümkündür” ifadelerini kullandı.




