Uzaktan hesap açanlar dikkat! Yeni düzenleme yürürlüğe girdi
Uzaktan hesap açanlar dikkat! Yeni düzenleme yürürlüğe girdi
İçeriği Görüntüle

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, ekonomi programına ilişkin değerlendirmelerine yönelik yeni bir açıklama yaptı. Aran, mevcut enflasyonla mücadele programını desteklediğini ancak küresel koşullar nedeniyle reel sektör üzerindeki baskıyı azaltacak bir güncellemenin gerekli olduğunu ifade etti.

“YENİ YOL HARİTASI ŞART”

Aran, mevcut küresel konjonktürde ekonomik dengelerin değiştiğine dikkat çekerek, enflasyonla mücadele programının yanında sanayi ve teknoloji odaklı yeni bir yol haritasının tartışılması gerektiğini dile getirdi. Bu kapsamda, üretim ve stratejik sektörlere dayalı bir dönüşüm programının devreye alınabileceğini belirtti. Enflasyonla mücadelenin tamamen terk edilmesi gerektiği yönündeki yorumların ise gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Aran şöyle dedi:

"Bu ekonomi programından çıkmamız ve yeni bir ekonomi programına geçmemiz dışında nefes alınacak ya da umutlanacak bir yer görünmüyor. Bu program başladığı zaman yüzde 85 olan bir enflasyonumuz vardı. Merkez Bankası’nın rezervleri -60 milyar dolara inmişti ve yüzde 8,5 TL faiz oranı vardı. Yani bu program bu şartlarda başladı. Şimdi bu programın içerisinde bugüne kadar geldiğimiz noktada yüzde 85 olan enflasyonu yüzde 30’a kadar indirebilmek olduk ve -60 milyar dolarda olan Merkez Bankası’nın rezervlerini de şu anda 160 milyar dolara çıkarmış olduk."

“KENDİ BAŞIMIZA PROBLEM YARATARAK TÜM DENGELERİ BOZDUK"

LeadWorld İş ve Ekonomi Forumu’ndaki konuşmasına açıklık getiren Aran, küresel savaş ortamı ve enerji fiyatlarındaki yükselişin mevcut programın maliyetini artırdığını ifade etti. Bu süreçte ekonomik dengelerin zorlandığını belirten Aran, yeni bir denge noktasının oluşması gerektiğini söyleyerek şu değerlendirmeyi yaptı:

"Kendi başımıza bir problem yarattık. Hiç dünyada yokken gereksiz yere yarattık. Bir deneyle yarattık ve o deneyle de enflasyonu ve kuru kaçırdık. Tüm dengeleri bozduk. Şimdi aslında bizim enflasyon dışında hakiki bir sorunumuz yok. Enflasyonla mücadele etmek gerekiyor ama bu konjonktürde değil. Bunu kabullenmek lazım şu anda Türkiye’nin, reel sektörün, sanayinin ihtiyaç duyduğu programa dönüşmek lazım. O programın adını koyarak yapmak lazım ve ondan sonra da enflasyonla mücadele programına tekrar döneceğini beyan etmek lazım. Yoksa enflasyonla mücadele yapmayalım demiyorum. Yani siz bir şeyle niye mücadele edersiniz? Yenmek için. Yenemeyeceğizi gördüyseniz hala o programı devam ettirip yanına başka sorun eklemenin çok mantıklı olmadığını düşünüyorum. Zaten soru şu. Açık iletişim olmadığı için, net iletişim olmadığı için, vatandaş ikna olmadığı için. Hane halkına soruyorlar, ‘Enflasyonu ne görüyorsun’, ‘Yüzde 50’ diyor. Açıklıyorsunuz enflasyonu yüzde 30-30,5. Hane halkına soruyorsunuz. Yüzde 50 diyor. Yani dolayısıyla zaten hane halkını inandıramamışız ve bir de bu konjonktürde her gün benzine zam yapılırken ‘ ben enflasyonla mücadele programını aksatmadan aynı sertlikle devam ettireceğim’ derseniz, toplumda karşılığı olmuyor. Mutlaka ekonomi yönetimi olmalı ve bu programdan çıkışı ve yeni bir programa geçişi konuşmalı."

“MERKEZ AĞZIYLA KUŞ TUTSA DA ENFLASYON %27”

Aran, mevcut politikaların etkisine ilişkin değerlendirmesinde, en sert para politikası adımlarının dahi enflasyonu belirli bir bantta tuttuğunu ifade etti. Bu şartlarda enflasyonun yüzde 27 seviyelerinde kalabileceğini, farklı bir programa geçilmesi halinde ise yüzde 32 seviyelerine çıkabileceğini belirten Aran şu açıklamayı yaptı:

"Şimdi Merkez Bankası ağzı ile kuş tutsa, her toplantıda alınabilecek en sert kararları alsa da enflasyon yüzde 27. Enflasyonla mücadele programını bıraktım ve ben farklı bir programı geçiyorum derse de enflasyonun geleceği yer yüzde 32. yani rasyonel bir davranışa geçmediği, bu konjonktürde bir deneye kalkışmadığı durum yüzde 27 ile 32 arasında bir bantta. Şimdi böyle olunca siz enflasyonla niçin mücadele yapacaksınız? Enflasyonla mücadele programı ile yüzde 20 yedilik enflasyona geleceksiniz, reel sektör çok ciddi yararlanacak. O yüzden her şeyin bir bedeli var ve bu bedel çok arttı. Enflasyonla mücadele programı bence fiili olarak İran Savaşı’nın çıkması ve petrolün 90-100 dolar bandına gelmesiyle beraber bırakılmasını ve terk edilmesi gereken bir program."

“BU YAŞADIKLARIMIZ DOKSANLI YILLARI ÇAĞRIŞTIRIYOR”

Ekonomide oluşan baskının reel sektör üzerinde ciddi etkiler yarattığını dile getiren Aran, mevcut şartların geçmiş dönemlerle benzerlik taşıdığına işaret etti. Bu nedenle, kırılganlığı artırmayacak ve sanayi odaklı büyümeyi destekleyecek bir program revizyonunun gerekli olduğunu ifade ederek şunları kaydetti:

"Bu program KOBİ’lere, sanayiciye, iş insanına iyi gelen bir program değil. Bu program aslında devletin kasasını tekrar doldurmaya ve ekonomide bozulan dengeleri yerine getirmeye odaklı bir program. Bu programı kaybedenleri de reel sektör ve bankalar. Ama bu kaybı niye göze alıyoruz? Enflasyon aslında bütün kötülüklerin anası ve bunun düşürülmesi konusunda da ulusal bir mutabakat olduğu için hepimiz buna katlanıyoruz. Enflasyon nedeniyle bugün işçi -işveren sorunları yaşıyoruz . Enflasyon nedeniyle bugün ev sahibi-kiracı sorunu yaşıyoruz. Enflasyon nedeniyle bugün çalışan-emekli problemi yaşıyoruz. Enflasyon nedeniyle bugün ev almanın yanında bir de araba alma konusu da hayal olup ortak finansmana konu oldu. Yani Türkiye’de araba almak o kadar da uzak bir konu değildi. Şimdi katılım sistemine giriyor vatandaşlarımız ve burada ortaklaşa bir araba almaya çalışıyor. Benim ilk iş hayatına girdiğim doksanlı yıllarda araba fiyatları çok artardı. Enflasyon çok yüksekti. Biz 4-5 arkadaş bir araya gelip, kendi aramızda para biriktirip kurayla sırayla araba alırdık. O dönemleri çağrıştırıyor."

Açıklamalarının bağlamından koparıldığını ve tercüme hataları içerdiğini belirten Aran, enflasyonun ana sorun olduğunu ve önceliğin bu alanda olması gerektiğini yineledi. Aran, mevcut programı desteklediğini ancak geçici olarak yeni bir denge oluşturacak, reel sektör ve sanayide kırılganlığı azaltacak bir revizyon önerdiğini kaydetti.

Kaynak: HABER MERKEZİ