Kalbimiz, iç dünyamızın en önemli organlarından birisi; yaşamımıza ritim veren, her atışında bize hayatın devam ettiğini hatırlatan ve bedenimizle ruhumuz arasında güçlü bir bağ kuran hayati bir merkezdir.
Dünya Kalp Sağlığı Haftası kapsamında kalp sağlığının hayati önemi bir kez daha gündeme taşınıyor. Uzmanlar kalbin yalnızca vücudun bir organı değil, yaşamın sürdürülebilirliği için kritik bir merkez olduğuna dikkat çekiyor.
Günlük yaşamın temposu, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı kalp hastalıklarının görülme riskini artırırken, erken önlem ve bilinçli yaşam tercihleriyle bu risklerin büyük ölçüde azaltılabileceği vurgulanıyor. Özellikle kalp ve damar hastalıklarının dünya genelinde en yaygın ölüm nedenleri arasında yer aldığı göz önüne alındığında, bireylerin kalp sağlığını korumaya yönelik adımlar atmasının önemi her geçen gün daha da artıyor.
Op. Dr. Ahmet Nihat Baysal, Dünya Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla kalbin önemine dikkat çekerek, Türkinform’a özel açıklamalarda bulundu.
Baysal, şunları söyledi:
“BU “CAN AKIŞINA” HAYRETLE BAKIYORUZ”
“Verirken çarpan, alırken iç çeken bir sistemdir dolaşım. Bilim bu kusursuz mühendisliğe hayran kalırken; biz bu “can akışına” hayretle bakıyoruz. Sen sadece bir et ve kemik yığını değilsin; sen, her saniye binlerce kez “hayat” müjdesiyle müjdelenen bir alemsin”
“SEN CANSIN. O YÜZDEN “CANIM BENİM”SİN”
“Hani demişti ya Şeyh Galip: “Zübde-i âlemsin sen.” “Kendine iyi bak, O’ndan bir parçasın sen.” O yüzden içim sana akıyor. O yüzden kanım sana kaynadı. Sen cansın. O yüzden “canım benim”sin. O yüzden bir “ben” oldu benden içre.”
“ÇARPAN O “HAYY” OLANA KULAK VER”
“Şimdi elini kalbine koy ve senin için çarpan o “Hayy” olana kulak ver. Dinle O’nu, O’nu duy. Kendini ihmal etme; çünkü sen kâinatsın. Koca bir hazine.. Hak sana istivâ etti; Arş-ı Sağîr’sin sen”




