Toplumda hayvanlara yönelik sorumluluk bilincinin artırılması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, özellikle sokak hayvanlarına karşı yaklaşımın sadece merhamet değil, aynı zamanda ciddi bir sorumluluk gerektirdiğini vurguluyor. Hayvanların yaşam hakkının korunması, beslenme ve barınma ihtiyaçlarının karşılanması konusunda bireylere önemli görevler düşüyor.
“SADECE SEVMEK YETMEZ”
Uzmanlara göre hayvan sevgisi tek başına yeterli değil. Bilinçsiz şekilde sahiplenilen ya da sokakta bırakılan hayvanların hem kendileri hem de çevre için ciddi sorunlar oluşturabileceği belirtiliyor. Bu nedenle sahiplenme kararının uzun vadeli bir sorumluluk olarak görülmesi gerektiği ifade ediliyor.
SOKAK HAYVANLARI İÇİN ORTAK SORUMLULUK
Sokakta yaşayan hayvanların açlık ve hastalıkla mücadele ettiğine dikkat çekilirken, belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların iş birliği içinde hareket etmesi gerektiği vurgulanıyor. Mama ve su bırakılması, tedaviye ihtiyaç duyan hayvanların ilgili birimlere bildirilmesi gibi basit adımların bile büyük fark yarattığı belirtiliyor.
“BİR CANA DOKUNMAK GELECEĞE DOKUNMAKTIR”
Hayvanlara karşı şiddetin önlenmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini söyleyen uzmanlar, çocuklara küçük yaşta hayvan sevgisi ve sorumluluğunun öğretilmesinin önemine dikkat çekiyor. Eğitimle desteklenen bir bilinçlenmenin uzun vadede daha duyarlı bir toplum oluşturacağı ifade ediliyor.
Pativista köpek barınağı kurucularından Gülüzar Çıtak Türkinform’a özel yaptığı açıklamada, insanların hayvanlara karşı sorumluluk bilinci artırmak için neler yapılması gerektiğini anlattı. Çıtak, “Önce şu yalan bırakılmalı; ‘Seviyoruz’ Sevgi iddia edilen kadar yaygın olsaydı, bu kadar hayvan sokakta olmazdı. İnsanlar şunu kabul etmek zorunda hayvan sahiplenmek bir duygu değil, sorumluluktur. İşine gelince sevip, zorlaşınca terk etmek. Bu sevgi değil, kullanmaktır” değerlendirmesinde bulundu.
“VİCDAN YETMEZ, SİSTEM ŞART!”
Çıtak, açıklamalarına şu sözlerle devam etti:
“Ama burada daha temel bir gerçek var: Toplumlar davranışlarını vicdanla değil, kurallarla ve sonuçlarla değiştirir. Sosyolojik olarak baktığımızda, bir davranışın değişmesi için üç şey gerekir; Birincisi Norm yani toplumsal baskı. Terk etmek ayıp değilse, insanlar terk eder. Satın almak normal kabul ediliyorsa, devam eder. İkincisi; denetim. Kimse kontrol edilmiyorsa, kimse kendini sınırlamaz. Üçüncüsü ise yaptırım; üretenin, satanın, terk edenin gerçek bir bedel ödemediği yerde hiçbir bilinç kalıcı hale gelmez. Sorumluluk bilinci, anlatılarla değil zorunluluklarla ve sistemle oluşur.”




