Mahkemelerdeki icra ve iflas dosyalarının sayısında yaşanan hızlı yükseliş, Türkiye’de vatandaşların ve şirketlerin borçlarını ödeme konusunda yaşadığı güçlükleri yeniden gündeme getirdi. Ağustos 2026 sonu itibarıyla icra ve iflas dosyalarının sayısı 26 milyon 78 bine ulaşırken, yılın ilk sekiz ayında yaklaşık 2 milyonluk artış kaydedildi. Özellikle haziran, temmuz ve ağustos aylarında yaşanan hızlı yükseliş dikkat çekti.
Konuyu Türkinform’a değerlendiren Avukat Hasan Basri Aydın, icra dosyalarındaki artışın tek başına vatandaş sayısı olarak okunmaması gerektiğini belirterek, aynı kişinin veya şirketin birden fazla icra dosyasıyla karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekti.
Aydın, “26 milyonun üzerinde dosya bulunması, 26 milyon kişinin icralık olduğu anlamına gelmiyor. Ancak dosya sayısındaki artışın seyri bize borçların tahsilinde ve ödenmesinde ciddi bir sorun yaşandığını gösteriyor. Özellikle son üç ayda yaklaşık 1 milyon dosyanın sisteme eklenmesi dikkatle değerlendirilmesi gereken bir tablo” dedi.

“İCRA DOSYALARINDAKİ ARTIŞ EKONOMİK BASKININ YANSIMASI”
İcra dosyalarının artmasının yalnızca hukuki bir mesele olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Aydın, ekonomik koşulların vatandaşların ödeme gücü üzerindeki etkisine dikkat çekti.
“Bir borcun icra aşamasına gelmesi aslında sorunun son halkalarından biridir. Kişi borcunu vadesinde ödeyemediğinde, alacaklı da alacağını tahsil etmek için hukuki yollara başvuruyor. Dolayısıyla icra dosyasındaki artış, bundan önce yaşanan ödeme güçlüğünün hukuki sisteme yansımasıdır” ifadelerini kullandı.
“26 MİLYON DOSYA, BORÇ YÖNETİMİNDEKİ SORUNU GÖSTERİYOR”
Aydın, 2024 yılında 22 milyon 256 bin seviyesinde bulunan dosya sayısının 2025 sonunda 24 milyon 79 bine, Ağustos 2026 itibarıyla ise 26 milyonun üzerine çıkmasının artış eğiliminin hızlandığını gösterdiğini söyledi.
“Burada özellikle artış hızına bakmak gerekiyor. Dosya sayısının yıllar içerisinde yükselmesi kadar, belirli dönemlerde çok daha hızlı artması da önemli. Haziran ayında yaklaşık 447 bin, temmuz ayında 364 bin ve ağustosta 282 binin üzerinde artış yaşanması, ödeme güçlüğünün farklı kesimlerde yoğunlaştığını düşündürüyor” dedi.

“İCRA TAKİBİYLE KARŞILAŞAN VATANDAŞ NE YAPMALI?”
İcra takibiyle karşılaşan vatandaşların tebligatları görmezden gelmemesi gerektiğini vurgulayan Aydın, sürecin hukuki süreler içerdiğine dikkat çekti.
Aydın, “Vatandaşların yaptığı en büyük hatalardan biri, icra dosyasını görmezden gelmek. Bir tebligat geldiğinde bunun içeriği mutlaka incelenmeli ve hangi borca ilişkin olduğu öğrenilmeli. Çünkü icra hukukunda bazı itiraz ve başvurular için belirli süreler söz konusu. Sürelerin geçirilmesi kişinin hukuki imkanlarını önemli ölçüde etkileyebilir” diye konuştu.

“BORÇ BORÇLA KAPATILMAYA ÇALIŞILMAMALI”
Özellikle kredi kartı ve tüketici kredisi borçlarının başka borçlarla kapatılmaya çalışılmasının sorunu daha da büyütebileceğini belirten Aydın, vatandaşların ödeme gücünü gerçekçi şekilde değerlendirmesi gerektiğini söyledi.
“Bir borcu kapatmak için yeni bir borçlanmaya gidildiğinde, kişi gerçekten ödeme kapasitesini artırmıyorsa yalnızca borcun niteliği değişmiş oluyor. Bu nedenle vatandaşın gelirini, zorunlu giderlerini ve toplam borcunu birlikte değerlendirmesi gerekiyor. Ödenemeyecek bir borç için erken aşamada çözüm aranması, dosyanın icra aşamasına gelmesinden çok daha sağlıklı” ifadelerini kullandı.

“ALACAKLI VE BORÇLU AÇISINDAN DAHA SAĞLIKLI ÇÖZÜMLER GEREKİYOR”
İcra sisteminin yalnızca borçlunun değil, alacağını tahsil etmeye çalışan kişinin de hakkını koruduğunu hatırlatan Aydın, sorunun çözümünde tarafların karşılıklı iletişim kurmasının önemine değindi.
“İcra hukukunun amacı yalnızca borçluyu zor durumda bırakmak değil, alacaklının da hakkını almasını sağlamaktır. Bu nedenle mümkün olan durumlarda tarafların icra sürecinden önce veya süreç içerisinde ödeme planı ve uzlaşma imkanlarını değerlendirmesi hem borçlu hem alacaklı açısından daha sağlıklı olabilir” dedi.
“DOSYA SAYISI KADAR DOSYALARIN NİTELİĞİ DE ÖNEMLİ”
Aydın, 26 milyonluk rakamın kamuoyunda doğrudan “26 milyon kişi borç batağında” şeklinde yorumlanmasının doğru olmayacağını da belirterek, icra dosyalarının niteliği, derdest dosya sayısı, sonuçlandırılan dosyalar ve aynı kişiye ait birden fazla dosya gibi ayrıntıların ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Rakam büyük ve dikkat çekici. Fakat sağlıklı bir değerlendirme yapmak için dosyaların ne kadarının gerçek anlamda tahsil edilemediğine, ne kadarının sonuçlandırıldığına ve dosyaların hangi borç türlerinden kaynaklandığına da bakmak gerekiyor. Yine de mevcut artış, borçluluk ve tahsilat konusunda ciddi bir baskının bulunduğunu gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

“HUKUKİ SÜREÇ BAŞLAMADAN ÖNCE DESTEK ALINMALI”
Vatandaşlara önemli bir uyarıda bulunan Aydın, özellikle ödeme güçlüğünün başladığı dönemde hukuki ve finansal durumun değerlendirilmesinin daha sağlıklı olacağını ifade etti.
“Vatandaşın borcu artık ödeyemediğini fark ettiği noktada beklemek yerine çözüm araması gerekiyor. İcra tebligatı geldikten sonra da sürecin hukuki boyutunu mutlaka öğrenmeli. Her dosyanın kendine özgü şartları bulunduğu için genel bilgilerle hareket etmek yerine gerektiğinde bir hukukçudan destek alınması önemli” diye konuştu.
Ağustos 2026 itibarıyla 26 milyon 78 bin seviyesine ulaşan icra ve iflas dosyası sayısı, 2023 sonunda 21 milyon 308 bin seviyesinde bulunuyordu. 2024 sonunda 22 milyon 256 bine, 2025 sonunda ise 24 milyon 79 bine yükselen dosya sayısındaki artış, son dönemde belirgin biçimde hızlandı.





