Ekrem İmamoğlu, Silivri’de bulunan Marmara Cezaevi’ndeki bir gününü kendi sesi ve animasyon çizimleriyle hazırlanan videoda anlattı. İmamoğlu, sabahın ilk anlarını avlunun demir kapısının açılma sesiyle karşıladığını belirterek, gardiyanlarla selamlaşmanın ardından güne esneme ve fizik egzersizleriyle başladığını aktardı. Kahvaltı sonrası haberleri takip ettiğini, avukatıyla görüşmelerinde ise günlük ziyaret programını ve çalışma notlarını gözden geçirdiğini ifade etti. Günlük rutininde 15-20 dakikalık avlu yürüyüşünün önemli bir yer tuttuğunu da sözlerine ekledi.
"SPOR ALANLARI SINIRLI, HEPSİ TEK KİŞİLİK”
Cezaevindeki fiziksel koşullara da değinen İmamoğlu, 12 metrekare kapalı ve 24 metrekare açık alanda zaman geçirdiğini belirtti. Spor imkanlarının sınırlı olduğunu ifade eden İmamoğlu, kapalı spor hakkının ayda bir, açık spor hakkının ise haftada bir saat olduğunu söyledi. Gün içinde mat üzerinde ya da pencere demirlerine dönük şekilde egzersiz yaptığını, haftada bir kez açık alanda futbol topuyla tek başına yürüyüp koştuğunu dile getirdi.
“YEMEK SEÇMEM, ÇOCUKLUĞUMDAN GELİYOR”
Beslenme alışkanlıklarına ilişkin de konuşan İmamoğlu, yemek seçmediğini ve bunun çocukluk yıllarından gelen bir alışkanlık olduğunu belirtti. Trabzon’daki köy yaşamına atıfta bulunan İmamoğlu, farklı evlerde ne ikram edilirse onu yediğini, bu nedenle cezaevi yemeklerine uyum sağlamakta zorlanmadığını ifade etti.
Kahvaltısını çeşitlendirmeye çalıştığını aktaran İmamoğlu, elektrikli su ısıtıcısında kaynayan suyla basit yemekler hazırladığını söyledi. Cezaevlerinde ayda bir kez balık menüsü verilmesi yönünde öneride bulunduğunu da paylaştı. İmamoğlu, cezaevi sürecini “zor zaman” olarak tanımlamadığını belirterek, zihinsel ve ruhsal dayanıklılığına vurgu yaptı.





