ABD yönetimi, Orta Doğu’daki askeri presini uçak gemileri ve beşinci nesil savaş uçakları ile önemli ölçüde yükseltti. Washington’un İran’a yönelik “maksimum baskı” stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilen bu kapsamlı sevkiyat, 2003 yılındaki Irak işgalinden sonraki en büyük askeri yığınak olarak kaydedildi.
Bölgede artan gerilim ve İran’ın nükleer programına ilişkin tartışmaların gölgesinde atılan bu adımlar, hem askeri hem de diplomatik unsurları içeriyor.

NÜKLEER TAHRİKLİ GEMİLER SEVK EDİLİYOR
Pentagon kaynakları, ABD’nin deniz gücünü iki uçak gemisi görev grubu etrafında topladığını açıkladı. Nükleer tahrikli USS Abraham Lincoln, Ocak sonunda Umman Denizi’ne ulaşırken, dünyanın en büyük savaş gemisi olarak kabul edilen USS Gerald R. Ford da bölgeye sevk edildi.
Askeri kaynaklara göre, bu stratejik konuşlandırmanın amacı İran’ı hem Umman Denizi hem de Akdeniz üzerinden kuşatma altına almak. İki uçak gemisinin her biri yaklaşık 75 savaş uçağı taşıma kapasitesine sahip olup, bölgedeki ABD hava ve deniz gücünü en üst seviyeye çıkarıyor.
YENİ SAVAŞ UÇAKLARI GÖNDERİLDİ
Hava unsurlarında da önemli bir artış yaşandı. Virginia’daki hava üssünden kalkan 12 adet F-22 Raptor savaş uçağının Orta Doğu’ya intikali sağlandı. Uzmanlar, F-22 Raptor’un stealth (radar görünmezlik), supercruise, thrust vectoring ve sensör füzyonu gibi gelişmiş teknik özellikleri sayesinde hava hakimiyetinde kritik bir role sahip olduğunu belirtti.
Ayrıca, F-35 Yıldırım II ve E-3 Sentry (AWACS) erken uyarı uçakları da sevkiyat kapsamında yer aldı. Pentagon yetkilileri, teknik kapasitesi yüksek F-22 Raptor’un caydırıcılık etkisine değindi.

50 BİN ASKER BÖLGEYE SEVK EDİLDİ!
Savunma hattının da güçlendirildiği belirtilerek, bölgeye ek Patriot ve THAAD hava savunma sistemleri sevk edildiği bilgisi paylaşıldı. Bölgedeki Amerikan asker sayısının 30 bin ile 50 bin arasında olduğu tahmin ediliyor ve Katar ile Bahreyn gibi hassas bölgelerde bulunan bazı personelin daha güvenli noktalara tahliye edildiği bildirildi.
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, bu askeri hareketliliğin diplomatik süreç kadar kritik olduğu ve Başkan Trump’ın İran’a yeni nükleer anlaşma için 10-15 günlük süre verdiği belirtildi. Ayrıca, sevkiyatın sadece bir caydırıcılık hamlesi olmadığı, müzakereler başarısız olursa haftalar sürebilecek bir operasyonun ön hazırlığı olduğu vurgulandı.
Uzmanların değerlendirmelerine göre, bölgedeki askeri düzen, 2003’teki “Şok ve Dehşet” operasyonu öncesinde oluşturulan yığınağı andırıyor.
Gerilimin temelinde ise, ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran’a yönelik yaptırımlar yatıyor. Son zamanlarda vekil güçler aracılığıyla artan çatışmalar ve nükleer programdaki belirsizlikler, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığını son 20 yılın en yüksek düzeyine çıkarmasına neden oldu. Washington, İran’ın nükleer faaliyetlerini durdurmak için hem diplomatik baskı hem de askeri unsurları devreye sokmuş durumda.





