Tahran yönetimi, sadece İsrail’i değil; Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ABD askeri varlığına ev sahipliği yapan ülkeleri de doğrudan hedef alıyor. Mart ayının başından bu yana gerçekleşen füze saldırıları, İran'ın "eğer ben güvende değilsem, bölgedeki hiç kimse ve hiçbir enerji tesisi güvende olmayacak" mesajını verdiğini gösteriyor. Özellikle BAE'deki enerji altyapısına ve Katar ile paylaşılan Güney Pars doğal gaz sahasına yapılan saldırılar, küresel enerji piyasalarını sarsarak Batı üzerinde baskı kurmayı hedefliyor.

DEMİR KUBBE’NİN AŞILMASI: DOYGUNLUK SALDIRILARI VE MALİYET SAVAŞI

İran’ın askeri stratejisinin merkezinde, İsrail’in efsanevi hava savunma sistemi Demir Kubbe’yi (Iron Dome) ve Arrow sistemlerini felç etmek yer alıyor. Tahran, bu sistemlerin "zaafiyetinden" teknik bir hatadan ziyade, "doygunluk saldırısı" (saturation attack) yöntemiyle faydalanıyor.

Kinetik Yemler: Yüzlerce ucuz Shahed-136 dronu, Demir Kubbe'nin pahalı önleme füzelerini tüketmesi için "yem" olarak kullanılıyor.

Dışişleri'nden S. Arabistan'daki helikopter kazası için taziye mesajı
Dışişleri'nden S. Arabistan'daki helikopter kazası için taziye mesajı
İçeriği Görüntüle

Asimetrik Maliyet: 20.000 dolarlık bir dronu düşürmek için harcanan milyon dolarlık önleme füzeleri, İsrail ve ABD ekonomisi üzerinde sürdürülebilir olmayan bir yük oluşturuyor.

Hız ve Teknoloji: Mart ayındaki saldırılarda ilk kez kullanılan Fatih-2 gibi hipersonik füzeler, savunma sistemlerinin tepki süresini minimuma indirerek "deliklerden" sızmayı başarıyor.

VEKİL GÜÇLERİN "İLERİ SAVUNMA" HATTI

İran, savaşı uzatmak için Lübnan'da Hizbullah, Yemen'de Husiler ve Irak'taki milis grupları üzerinden çok cepheli bir yıpratma süreci yürütüyor. Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarını yeniden başlatması ve Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyine düzenlediği yoğun füze salvosu, İsrail ordusunun gücünü bölmek zorunda kalmasına neden oluyor. İran bu sayede, doğrudan bir kara işgalini imkansız hale getirmeyi ve savaşı diplomasi masasında istediğini alana kadar nükleer programın korunması ve yaptırımların kalkması gibi yıllarca sürecek bir belirsizliğe yaymayı planlıyor.

SONU GELMEYEN BİR YIPRATMA SAVAŞI MI?

İran’ın mevcut tutumu, kısa vadeli bir zaferden ziyade, düşmanlarını lojistik ve ekonomik olarak tüketmeye odaklı. "Demir Kubbe kalbura döndü" manşetlerinin atıldığı bu süreçte, Tahran’ın savaşı durdurmaya niyeti olmadığı, aksine çatışmayı Hürmüz Boğazı'ndan Akdeniz'e kadar genişleterek bölgesel statükoyu tamamen yıkmak istediği görülüyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ