Türkiye’de işçi ve işveren arasında yaşanan anlaşmazlıklar her geçen yıl daha fazla gündeme geliyor. Özellikle ekonomik şartların ağırlaşması, işten çıkarmaların artması ve çalışma hayatındaki hak tartışmaları nedeniyle iş mahkemelerinde açılan dava sayıları dikkat çekici boyutlara ulaştı. Ancak çalışanların en büyük şikâyeti yalnızca haklarını alamamak değil, bu haklara ulaşabilmek için yıllarca süren hukuk mücadelesi vermek zorunda kalmaları oluyor. İş hukukunda son yılların en çok konuşulan uygulamalarından biri olan zorunlu arabuluculuk sistemi de bu tartışmaların merkezinde yer alıyor.

ANLAŞMA ORANI NE?

Avukat Fırat Bilici Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Zaman makinesi olsa nereye giderdiniz? Sokağın cevapları şaşırttı!
Zaman makinesi olsa nereye giderdiniz? Sokağın cevapları şaşırttı!
İçeriği Görüntüle

“Resmi istatistiklere göre 2025’te iş mahkemelerinde bir dosyanın ortalama görülme süresi 505 gün, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde ortalama süre 371 gün. Aynı yıl iş uyuşmazlıklarında açılan arabuluculuk dosyası 1 milyon 171 bin 547; tamamlanan dosya 1 milyon 164 bin 809; anlaşmayla sonuçlanan dosya 850 bin 210 oldu. Bu, yaklaşık yüzde 73’lük bir anlaşma oranı verir. Bu veri, arabuluculuğun özellikle hesaplanabilir alacak dosyalarında ciddi bir filtre işlevi gördüğünü düşündürüyor; fesih nedeni, mobbing, delil karartma veya kişilik hakkı ihlali içeren çekişmeli dosyalarda ise etkinliği görece daha sınırlı olabiliyor. Bu son cümle istatistiklerden çıkarılan bir uygulama yorumudur.”

YANLIŞ DAVA STRATEJİSİ

Bilici, dava öncesinde en çok zorlanılan konunun hukuki tez değil, dosya hazırlığı olduğuna dikkat çekerek, “Alacak kalemlerinin ayrıştırılmaması, bordro-banka-SGK uyuşmazlığının temiz kurulmamış olması, tanıkların soyut bırakılması ve yanlış dava stratejisidir” dedi.

Bilici, “İş uyuşmazlıklarında alacak/tazminat ve işe iade davalarında arabuluculuk dava şartıdır; işe iade bakımından fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay, anlaşmama hâlinde son tutanaktan itibaren 2 hafta vardır. Arabuluculuk anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhiyle ilam niteliğinde belgeye dönüşür” bilgisini paylaştı.

SÜREÇ MAHKEMEDEN ÖNCE ARABULUCULUKLA BAŞLIYOR

Türkiye’de işçi alacaklarıyla ilgili davalarda artık ilk durak mahkeme değil. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, maaş alacağı veya işe iade gibi konularda dava açmadan önce tarafların arabulucuya gitmesi gerekiyor. Amaç, işçi ve işvereni mahkemeye gitmeden uzlaştırmak ve süreci daha hızlı çözmek. Arabuluculuk görüşmelerinde taraflar anlaşırsa süreç kısa sürede sona erebiliyor. Ancak uzlaşma sağlanamadığında dosya iş mahkemesine taşınıyor ve uzun hukuk süreci başlıyor.

DAVALAR NEDEN UZUYOR?

Hukukçulara göre iş davalarının uzamasındaki en büyük nedenlerden biri yoğun dosya yükü. Özellikle büyükşehirlerde iş mahkemelerindeki dava sayısının çok yüksek olması, süreçlerin yıllara yayılmasına neden oluyor. Bunun yanında tanık dinlenmesi, bilirkişi raporları, delil incelemeleri ve istinaf süreçleri de davaların uzamasında etkili oluyor. Özellikle işe iade ve tazminat dosyalarında süreç bazen 4-5 yılı aşabiliyor. Birçok çalışan için bu süreç yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ekonomik bir mücadele anlamına geliyor. Çünkü işten çıkarılan kişi dava sürerken geçimini sağlamakta zorlanabiliyor.

“HAKLARIMIZI ALMAK İÇİN YILLARCA BEKLİYORUZ”

Dava süreci yaşayan çalışanların en büyük şikâyeti belirsizlik oluyor. Özellikle işsiz kalan kişiler, uzun süren yargılama nedeniyle ciddi maddi sıkıntılar yaşadıklarını dile getiriyor. Bazı çalışanlar ise dava masrafları ve avukat ücretleri nedeniyle hak arama sürecine hiç başlamadıklarını söylüyor. Kimileri de ekonomik baskı nedeniyle arabuluculuk aşamasında düşük teklifleri kabul etmek zorunda kaldığını ifade ediyor.

EN ÇOK HANGİ KONULARDA DAVA AÇILIYOR?

İş mahkemelerinde en sık görülen dosyaların başında kıdem ve ihbar tazminatı geliyor. Bunun yanında fazla mesai ücretleri, kullanılmayan yıllık izin ücretleri, maaş alacakları ve işe iade davaları da yoğun şekilde görülüyor. Son dönemde mobbing iddialarıyla açılan davalarda da dikkat çekici artış yaşandığı belirtiliyor. Özellikle psikolojik baskı, ağır çalışma koşulları ve haksız işten çıkarma iddiaları çalışanları mahkeme yoluna itiyor.

ARABULUCULUK SİSTEMİ GERÇEKTEN ÇÖZÜM OLDU MU?

Zorunlu arabuluculuk sistemi ilk uygulamaya geçtiğinde mahkemelerin yükünü azaltacağı ve tarafları hızlı çözüme ulaştıracağı düşünülüyordu. Ancak uygulamayla ilgili eleştiriler de giderek büyüyor. Bazı çalışanlar, ekonomik olarak zor durumda oldukları için hak ettiklerinden daha düşük rakamlara razı olmak zorunda kaldıklarını savunuyor. İşveren tarafı ise arabuluculuğun uzun dava süreçlerine göre daha hızlı ve daha ekonomik bir çözüm sunduğunu düşünüyor. Hukukçulara göre sistem bazı dosyalarda hızlı sonuç üretse de özellikle yüksek miktarlı alacaklar ve işe iade davalarında tarafların uzlaşması kolay olmuyor.

HUKUKÇULARDAN KRİTİK UYARI

Hukukçular, çalışanların işten ayrılırken imzaladıkları belgelere dikkat etmeleri gerektiğini vurguluyor. Özellikle “Tüm haklarımı aldım” şeklindeki evrakların ileride hak kaybına neden olabileceği belirtiliyor. Ayrıca bordroların saklanması, fazla mesai kayıtlarının tutulması ve işverenle yapılan yazışmaların korunmasının dava süreçlerinde büyük önem taşıdığı ifade ediliyor.

“HAK ARAMAK BAŞLI BAŞINA BİR MÜCADELEYE DÖNÜŞTÜ”

İş hukukundaki uzun süreçler nedeniyle birçok çalışan artık yalnızca işini değil, zamanını ve psikolojik dayanıklılığını da kaybettiğini düşünüyor. Yıllarca süren dava dosyaları, geciken ödemeler ve belirsizlikler nedeniyle işçi davaları Türkiye’de çalışma hayatının en tartışmalı başlıklarından biri olmaya devam ediyor.

Muhabir: BEYZA COŞKUN