Halk TV ekranlarında Ebru Baki'nin sunduğu programa konuk olan Gazeteci İsmail Saymaz, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un yerine Akın Gürlek'in atanması sonrasında yaşanabilecek gelişmeleri ele aldı. Saymaz, Gürlek'in bürokratik kimliğine ve geçmişteki uygulamalarına vurgu yaparak, bu atamanın muhalefet ve yaklaşan seçim süreci üzerindeki olası etkilerini detaylandırdı. Programda ayrıca İçişleri Bakanlığı'ndaki görev değişimine dair bilgiler de paylaşıldı.
"AKIN BEY FİİLEN TÜRKİYE BÜROKRASİSİNDEKİ İKİ NUMARALI İSİM OLDU"
İsmail Saymaz, Akın Gürlek'in atanmasının yargı üzerindeki etkisini şu sözlerle ifade etti:
"Nasıl ki Ekim 2024'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğunda İstanbul için yeni bir dönem başladıysa, bence bugün itibarıyla, yani Adalet Bakanı olmasıyla da ülke açısından yeni bir dönem başladı diye kabul edebiliriz. Bir kere Akın Bey şu an yargıdaki tek isim haline geldi. Bütün hakim ve savcıları belirleme, cezaevlerini belirleme yetkisi şu an Akın Bey'de ve bence fiilen Türkiye bürokrasisindeki iki numaralı isim oldu."
"MUHALEFETE YÖNELİK SORUŞTURMALAR TÜRKİYE GENELİNE YAYILABİLİR"
Saymaz, İstanbul'daki soruşturma süreçlerinin diğer illere yayılabileceğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:
"İstanbul'daki yargı pratiği, İmamoğlu soruşturması ve CHP'li belediye soruşturmalarına bakarak söyleyebiliriz ki bu soruşturmalar bütün Türkiye geneline yayılabilir. Başta Ankara Büyükşehir Belediyesi olmak üzere diğer şehirlerde CHP'lilere ya da muhalefete yönelik soruşturmalar açılabilir. Yine bununla beraber İstanbul'un başladığı fakat Ankara'nın ayak dilediği kimi askıda kalan işlemler hayata geçirilebilir. Bunlardan biri CHP'nin butlan davası. O önemli. Çünkü butlan davası mevcut CHP lehine sonuçlanmıştı. Şu an istinaf aşamasında. Bu sürecin yönü değişebilir. Akın Bey İstanbul'dayken CHP kapatma davası diye nitelendirilen bir başvuru olmuştu. Bu süreç hızlanabilir. Yani oradaki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı süreci de hızlanabilir. Başta CHP lideri Özgür Özel ve yakın çalışma arkadaşlarıyla ilgili fezlekeler Meclis'e gelmişti. Gerçi bu Akın Bey'in uhdesinde değil ama o da gündemdeki ağırlığını düne göre daha da arttırabilir. Her halükarda daha özel ve olağanüstü bir dönem başlamış olabilir."
"AK PARTİ'NİN BU SEÇİMİ KAZANMASI İÇİN MUHALEFETİN ADAYI ÇOK ÖNEM ARZ EDİYOR"
Seçim sürecine ve muhalefetin durumuna dikkat çeken Saymaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu bakımdan peki bu kapı nereye doğru açılmıştır? Bence bu saatten sonra artık seçim her zamankinden daha çok tartışılır. Çünkü erken seçime bana sorarsanız 20 ay ve daha az bir süre kaldı. Dolayısıyla bu seçim iktidar açısından çok hayati bir seçim olacak. Sayın Cumhurbaşkanı'nın anayasaya göre son kez gireceği seçim olacak. Bunun için Meclis'in erken seçim çağrısı yapması gerekiyor. Her halükarda AK Parti'nin bu seçimi kazanması gerekiyor. AK Parti'nin kazanabilmesi için muhalefetin adayının kim olacağı, muhalefetin nasıl bir koalisyon oluşturması gerektiği çok önem arz ediyor. Uygun adayı bulamaz, buna uygun bir koalisyon oluşturamazsa zaten halihazırda davalarla kıskaç altındaki muhalefetin işi düne göre biraz daha zora girebilir. Bu bakımdan biz böyle bir sürecin açıldığını pekala söyleyebiliriz. Muhalefetin üzerine düşen görev düne göre daha da zora, daha da ağır olacak. Bunu söyleyebilirim. Tabii Akın Bey giderken İstanbul'da da anladığım kadarıyla bir değişim olmayacak. İstanbul'daki dosyalar yine Akın Bey'in yakın çalışma arkadaşları tarafından olduğu gibi devam ettirilecek ve sürdürülecek."
"MUSTAFA ÇİFTÇİ ALİ YERLİKAYA'DAN GÖREVİ DEVRALACAK"
Programın sunucusu Ebru Baki ise İçişleri Bakanlığı'ndaki devir teslim töreni ile ilgili şu bilgiyi paylaştı:
"Ama kendisi Ankara'da. Burada kısa bir şey sorayım size, oradan İçişleri Bakanı ile devam edelim. Bu arada Erzurum'dan ayrılırken kısa bir veda konuşması yaptı Mustafa Çiftçi. Saat 12.00'de görev devir teslimi var. Ali Yerlikaya'dan görevi devralacak. Onu da söylediğini aktaralım."
"AKIN GÜRLEK SİYASİ SONUÇLARA BAKARAK HAREKET ETMİYOR"
İsmail Saymaz, eski bakan Yılmaz Tunç ile yeni bakan Akın Gürlek arasındaki yönetim tarzı farkını ise şu sözlerle açıkladı:
"Bir ekleme yapabilir miyim? Şimdi notlar parça parça geliyor. Normalde tabii Adalet Bakanlığı görevinde bir siyasetçi avukat vardı; yani Yılmaz Tunç. Bürokrasiden gelmiyordu. Düşün evreni, yani çalışma arkadaşları ve etrafındaki sosyal çevre siyasetçilerden oluşuyor. Mesela Özgür Özel'in asker arkadaşı. Siyasetçi olduğu için vatandaşla sürekli yüz yüze. Yani aldığı kararlara mutlaka siyasetçi kimliği yansıyordu. Bu Bekir Bozdağ için de böyleydi. Şimdi Akın Gürlek ise bürokrasi ekolünden geliyor. Yani bir siyasetçi değil. Eylemlerinin ve işlemlerinin siyasi sonuçlarına bakarak hareket etmiyor. Onu bürokratik ve teknik bir iş olarak kavrıyor ve yerine getiriyor. Ve İstanbul'daki pratiği bize şunu söylüyor: Sayın Cumhurbaşkanı'nın onayı, takdiri, rızası olduktan sonra o işlemi yapmakta hiç tereddüt etmiyor. Çünkü siyasi sonuçlarla doğrudan ilgilenmiyor. Bu nedenle Yılmaz Tunç'un siyasi kişiliğinden farklı olarak Akın Gürlek'in bürokratik kişiliği bu döneme yansıyacak. Daha sert bir yargısal dönem ve pratikler görülebilir diye tahmin ediyorum."




