Gürkan, misyonlarından bahsederek işlerindeki altyapıyı şöyle aktardı: “Piyasada ne zaman işler sıkışsa, kahvehane köşelerinden en şık yönetim kurulu masalarına kadar hep o bildik nakarat yükselir: 'Hükümet muslukları kıstı, bankalar kredi vermiyor.' Oysa madalyonun diğer yüzü çok daha farklı. Hiçbir ekonomi yönetimi, sistemin ana damarı olan üreticiyi kasten kredisiz bırakmaz; bu kendi ayağına sıkmak demektir. Buradaki asıl düğüm kaynağın yokluğu değil, o kaynağa ulaşmaya çalışanların ellerindeki "yanlış haritalar".

19222432 1200Xauto

'​BİLANÇO VAR, KREDİ YOK!'

Gürkan, net kazanımlara değinerek şu sözlerle devam etti: “Akademik kitaplara bakarsanız, bir işletmenin kredi alması için "şeffaflık" yeterlidir. Ama Türkiye’nin ticarî gerçekliğinde işler pek öyle yürümüyor. Pek çok patron, başarısını bilançonun altındaki o "net kâr" rakamıyla ölçme yanılgısına düşüyor. Bilmiyorlar ki o rakamlar, bazen sadece mahir bir muhasebecinin kaleminden çıkan birer illüzyondan ibaret.

​Şunu artık kabul edelim: Defterde kâr görmek, o işletmenin nakit akışının sağlıklı olduğu ya da yarın yeni bir yatırımı yönetebileceği anlamına gelmez. Kağıt üstündeki rakamlar sadece geçmişin muhasebesidir; oysa bankadan istenen kredi, işletmenin geleceğini satın almak içindir. Geçmişin gölgesinde gelecek inşa edilemez.”

Trump'tan İHA ve bileşenlerine yeni gümrük vergisi: Ulusal güvenlik vurgusu
Trump'tan İHA ve bileşenlerine yeni gümrük vergisi: Ulusal güvenlik vurgusu
İçeriği Görüntüle

‘TEORİ TOZLU RAFLARDA, PRATİK SAHADA KALIYOR’

Gürkan, “Burada iğneyi biraz da bankalara batıralım. Finans dünyası, uzun zamandır o meşhur "skor kart" ve "rasyo" kıskacına hapsolmuş durumda. Bankacı, işletmenin bacası tütüyor mu diye bakacağına, sadece önüne konan dosyadaki kutucukları işaretliyor. Oysa gerçek piyasa istihbaratı soğuk rakamlardan değil; o firmanın piyasadaki itibarından, iş yapma iştahından ve esnaflık geleneğinden beslenir.

​Bankalar artık kağıt parçalarındaki bilançolara hapsolmayı bırakıp, reel piyasanın nabzını tutmak zorunda. Dosyadaki statik veriler yüzünden, devasa potansiyeli olan bir üreticiye "riskli" damgası vurup kapıdan çevirmek, sadece o firmaya değil ekonomiye de ihanettir. Finans dünyası, o steril ofislerinden çıkıp sahadaki üretim gücünü analiz edecek bir vizyona kavuşmalı” değerlendirmesini yaptı.

Gürkan, “Geldiğimiz nokta bir paradoks: Bankalar doğru firmaya ulaşamıyor, doğru işletmeler ise yanlış kapılarda vakit kaybediyor. Bu verimsiz döngüyü kırmanın yolu belli:

Bankalar için: Dosya takibinden çıkıp, gerçek risk ve portföy analizine dayalı bir saha vizyonu.

​İşletmeler için: Piyasa gerçeklerine yaslanan, "kağıt üstü" değil, gerçekçi bir yol haritası.

​Artık teorik engellerle vakit kaybetme lüksümüz yok. Finans dünyasında güvenli ve sağlam köprüler kurmak zorundayız. Ve bu yapısal dönüşümde en büyük iş yükü, o muslukların başında duran finans sektörünün omuzlarındadır” şeklinde konuşarak sektörün rolünü ve görüşlerini farklı temalara dokunarak belirtti.

Muhabir: Hazal Ergen