ADF 2026'da gerçekleştirilen panelde, Gazze'deki insani dram karşısında küresel medyanın takındığı çifte standartlar sert bir dille eleştirildi. AA Genel Müdürü Serdar Karagöz, savaş suçlarını ölümsüzleştirmek adına hazırlanan "Kanıt" kitabının zaman kapsülleriyle geleceğe aktarılacağını belirtti. Panelde ayrıca kriz anlarında bilginin hızı ve doğruluğu, çevre diplomasisi ve küresel bilgi ekosistemindeki güven erozyonu gibi konular uzmanlar tarafından tartışıldı.

SOYKIRIMI BELGELEMEK: "KANIT" PROJESİ VE ZAMAN KAPSÜLÜ
Serdar Karagöz, Gazze'deki soykırım sürecinde yürütülen haberciliğin sadece bir mesleki faaliyet değil, insanlığa karşı bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Karagöz, savaş suçlarını içeren "Kanıt" kitabının 500 yıl boyunca korunması amacıyla özel kimyasallarla hazırlanan zaman kapsüllerine yerleştirilerek dünyanın 15 farklı noktasına gömüleceğini açıkladı. Karagöz, "Eğer bir soykırım varsa ve siz bunu kaydetmek zorundaysanız, sadece bir gazeteci olarak kalamazsınız; kayıtlarınızı sonsuza dek muhafaza etmelisiniz" diyerek tarihe not düştü.

BATI MEDYASININ ÇİFTE STANDARDI VE "İFLASI"
Panelde Batı medyasının İsrail-Filistin çatışmasındaki editoryal tercihleri sert şekilde eleştirildi. Karagöz, New York Times gibi mecraların haber başlıklarında "İsrailliler" ifadesine yer verip "Filistinliler"i yok saydığını, ayrıca saldırı haberlerinde "aktörü" gizleyen ifadeler kullanarak (örneğin 'saldırı' yerine 'patlama' demek gibi) bir manipülasyon yapıldığını kanıtlarıyla sundu. Batı medyasının bu yaklaşımını "açık bir iflas" olarak nitelendiren Karagöz, tarafsızlık dersi verebilecek konumda olmadıklarını ifade etti.

KRİZ YÖNETİMİNDE HIZ VE KOORDİNASYON DENGESİ
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi, devletin kriz anlarındaki iletişim stratejisinin "hızlı ama isabetli" olması gerektiğini belirtti. Türkiye'nin, özellikle İran-İsrail gerilimi veya sınır hareketliliği gibi hassas dönemlerde, sosyal medya takibi ve yapay zeka destekli erken uyarı sistemleri ile önleyici bir yaklaşım sergilediğini aktardı. Bilgi boşluğunun dezenformasyonu beslediğini ifade eden Pirinççi, İletişim Başkanlığının şeffaf veri paylaşımıyla kamuoyunu bilgilendirme misyonunu yürüttüğünü kaydetti.
KÜRESEL BİLGİ EKOSİSTEMİNDE GÜVEN EROZYONU
Panelin diğer konuşmacıları, günümüzün bilgi kirliliği çağında ana akım medyaya duyulan güvenin nasıl sarsıldığını tartıştı. Middle East Eye Kurucu Ortağı David Hearst, stratejik mesajların bilgi akışını "zehirli bir unsur" gibi kirlettiğini savunurken, Prof. Dr. Nancy Snow, devletlerin kamu diplomasisine yatırımlarının artmasına rağmen liderlerin doğrudan iletişiminin etkisinin baskın hale geldiğini belirtti. BM Çevre Programı Direktörü Jamil Ahmad ise etkili iletişimin iklim krizinden siyasi belirsizliklere kadar her alanda bilimsel kanıta dayalı bir ekosistem gerektirdiğini vurguladı.




