Çanakkale’nin Merkez ilçesine bağlı Kirazlı köyü yakınlarında yer alan ve yıllardır tartışmaların odağında bulunan altın madeni sahasında yeni bir hareketlilik yaşandığı öne sürüldü. Ekoloji örgütleri ve yerel çevre platformları, Kanadalı Alamos Gold’un çekilmesinin ardından bölgeyi devralan TÜMAD Madencilik’in sahada yeniden iş makineleriyle çalışmalara başladığını iddia etti.
Kazdağı Kardeşliği tarafından paylaşılan ve 19 Nisan tarihinde çekildiği belirtilen görüntülerde, maden sahasında çeşitli iş makinelerinin faaliyet yürüttüğü görülüyor. Örgüt, söz konusu çalışmaların yeni bir Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci tamamlanmadan başlatıldığını savunarak duruma tepki gösterdi.
“HUKUKİ SÜREÇLER TAMAMLANMADAN FAALİYET BAŞLADI” İDDİASI
Ekoloji savunucuları tarafından yapılan açıklamalarda, TÜMAD Madencilik’in bölgede son aylarda ofis açtığı, personel alımları gerçekleştirdiği ve maden sahasına erişim yollarını düzenlemek amacıyla iş makineleri sevk ettiği ileri sürüldü.
Açıklamalarda en çok dikkat çeken nokta ise, sahada herhangi bir yeni ÇED süreci işletilmeden ve mevcut izinlerin güncellenmeden faaliyet yürütüldüğü iddiası oldu. Çevre örgütleri, 13 yıl önce alınmış ÇED raporlarının güncelliğini yitirdiğini ve bu nedenle yeni bir değerlendirme yapılması gerektiğini savundu.
Yapılan açıklamalarda şu sorular kamuoyuna yöneltildi:
13 yıl önce verilen ÇED raporu ile yeniden faaliyete başlanması yasal mıdır?
Yeni bir ÇED süreci işletilmeden sahada çalışma yürütülmesinin hukuki dayanağı nedir?
Ruhsat süresi dolmuş ve yeniden yenilenmemiş bir maden sahasında faaliyet nasıl başlamıştır?
Orman izinleri yenilenmeden sahada iş makinelerinin çalışması mümkün müdür?
“SİYANÜR RİSKİ” VURGUSU VE DİRENİŞ ÇAĞRISI
Kazdağı Kardeşliği ve bölgedeki çevre platformları, Kirazlı Altın Madeni Projesi kapsamında siyanür liçi yönteminin kullanılmasının planlandığını hatırlatarak, bunun ciddi çevresel riskler barındırdığı uyarısında bulundu.
Yapılan açıklamalarda, özellikle Çanakkale’nin içme suyu kaynaklarından biri olan Atikhisar Barajı’na yakınlık nedeniyle projenin “yüksek riskli” olduğu savunuldu. Çevre savunucuları, bölgedeki çalışmaların durdurulması için kamuoyuna ve yetkililere çağrıda bulundu.
Açıklamada, “Hukuksuz olduğu iddia edilen bu faaliyetlerin görünür kılınması ve kamuoyuna duyurulması” gerektiği belirtilerek yurttaşlar tepkiye davet edildi.
KİRAZLI PROJESİNİN GEÇMİŞİ
Kirazlı Altın Madeni sahası, 2019 yılında Alamos Gold’un bölgede gerçekleştirdiği ağaç kesimleri ile geniş çaplı kamuoyu tepkisine neden olmuştu. O dönemde yüz binlerce ağaç kesildiği iddiaları gündeme gelmiş, çevre örgütleri ve vatandaşlar Kazdağları’nda uzun süreli “Su ve Vicdan Nöbeti” başlatmıştı.
Proje, yıllar içinde hem hukuki süreçler hem de toplumsal protestolar nedeniyle Türkiye gündeminde geniş yer bulmuştu. 2019 sonrası ruhsat sürecinde yaşanan gelişmeler ve izin tartışmaları, projenin geleceğini belirsiz hale getirmişti.
DEV MİLYAR DOLARLIK SATIŞ VE DEVRALMA SÜRECİ
Alamos Gold, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamayla Türkiye’deki Kirazlı, Ağı Dağı ve Çamyurt projelerindeki hisselerini Nurol Holding bünyesindeki TÜMAD Madencilik’e 470 milyon dolar karşılığında devrettiğini duyurmuştu. Bu devir işlemiyle birlikte şirketin Türkiye’ye karşı yürüttüğü yaklaşık 1 milyar dolarlık uluslararası tahkim sürecinin de karşılıklı anlaşmayla sonlandırıldığı açıklanmıştı.
Söz konusu satışın ardından bölgedeki faaliyetlerin nasıl ilerleyeceği ve yeni yatırımcı şirketin hangi izinlerle hareket edeceği kamuoyunda tartışma konusu olmaya devam ediyor.
FİNANSMAN VE ULUSLARARASI KREDİLER TARTIŞMASI
Çevre örgütlerinin bir diğer eleştirisi ise projelerin uluslararası finans kuruluşlarıyla olan ilişkileri oldu. Özellikle Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) gibi kurumların sağladığı kredilerin, çevresel etkileri tartışmalı projelerde kullanılmasının “ekolojik tahribatın dolaylı finansmanı” olduğu ileri sürüldü.
BÖLGEDE MADENCİLİK BASKISI ARTIYOR
Kazdağları genelinde yalnızca Kirazlı değil, Bayramiç, Lapseki ve Yenice hattında da farklı madencilik projelerinin bulunduğu ve bölgede yoğun bir madencilik baskısı oluştuğu ifade ediliyor. Çevre platformları, farklı şirketlerin yürüttüğü projelerin bölgenin ekosistemi üzerinde uzun vadeli riskler oluşturduğunu savunuyor.
TEPKİLER VE BEKLENTİLER
Bölgede yaşanan son gelişmelerin ardından çevre örgütleri, yetkili kurumların konuya ilişkin açıklama yapmasını ve sahadaki faaliyetlerin hukuki çerçevesinin netleştirilmesini talep ediyor. Ayrıca yeni bir ÇED süreci işletilmeden yapılan her türlü çalışmanın durdurulması gerektiği yönünde çağrılar yineleniyor.
Kirazlı Altın Madeni sahasında yaşanan gelişmelerin önümüzdeki günlerde hem yerel hem de ulusal düzeyde yeniden tartışma yaratması bekleniyor.




