Cumhuriyet Halk Partisi hakkında çıkan mahkeme kararı ve bu karar neticesinde “mutlak butlan” sürecinin gündeme gelmesiyle birlikte gözler yeniden Kemal Kılıçdaroğlu’na çevrildi. CHP’nin eski genel başkanının yeniden siyasette aktif bir rol üstlenmesi, Türk siyasetinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak gözüküyor. Çünkü CHP’deki mutlak butlan tartışmasının yalnızca parti içi bir mesele olmadığı, çok daha geniş siyasi sonuçlar doğurabileceği görülüyor.
Peki, Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan konusunda bu kadar ısrarcı olması sadece CHP’yi yeniden dizayn etme isteğiyle mi ilgili? Yoksa bu sürecin arkasında daha büyük siyasi hesaplar olabilir mi?
CHP’de yaşanan bu süreç, Türkiye’de yeni bir sistem değişikliğinin de başlangıcı olabilir. Tahminlerimize göre; mutlak butlan kararının ardından CHP’nin, Kılıçdaroğlu yönetiminde Cumhur İttifakı’na daha yakın bir çizgiye kaydırabilir.
Özellikle Türkiye’nin bulunduğu bölgesel ateşten çemberin tam ortasında yakın bir komşusu ile yaşanabilecek olası bir gerilim veya bölgesel kriz sonrası “Milli Mutabakat Hükümeti” formülü gündeme gelebilir.
MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ GELİYOR
Peki neden “Milli Mutabakat Hükümeti” ve bu formülün arkasında ne var?
Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığı koltuğuna yeniden oturması sonrasında daha milli söylemleri öne çıkaracağı ve Cumhur İttifakı ile zaman zaman paralel hareket eden bir siyasi çizgi geliştirebileceği düşünülüyor.
Özellikle yakın bir komşumuzla yaşanacak gerilimler sonrasında, iç siyasette yeni bir birliktelik atmosferi oluşturabilir. Bu süreçte CHP’nin de dahil olduğu geniş katılımlı bir hükümet modeli bir “Milli Mutabakat Hükümeti” modeli gündeme gelebilir.
Ayrıca daha önce Devlet Bahçeli’nin gündeme getirdiği bazı siyasi formüllerin de (birisi Alevi diğeri Kürt iki Cumhurbaşkanı yardımcısı atanması) yeniden tartışmaya açılabilir.
YENİDEN PARLAMENTER SİSTEME DÖNÜŞ
Türkiye önce milli mutabakat hükümeti modeline, ardından ise parlamenter sisteme dönüş tartışmalarına girebilir. Özellikle “50+1” sisteminin uzun vadede siyasi partiler açısından sürdürülebilir olmadığı yönündeki değerlendirmeler son dönemde daha sık dile getiriliyor.
Bazı siyasi çevreler, AK Parti’nin mevcut sistem içerisinde ilerleyen süreçte daha zorlanabileceğini, parlamenter sisteme dönüş halinde ise meclis merkezli siyasette daha güçlü kalabileceğini düşünüyor.
AK PARTİ’NİN RAKİBİ CHP DEĞİL, “EKONOMİ PARTİSİ”
Türkiye’nin önünde oldukça zorlu bir süreç bulunuyor. İran merkezli gerilimler, iç siyasette yaşanan krizler ve ekonomideki kırılgan yapı önümüzdeki dönemin en önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Ekrem İmamoğlu süreci ve CHP’ye yönelik “Mutlak Butlan” kararı tartışmaların ardından yabancı sermayenin seçimlere kadar Türkiye’ye güçlü şekilde dönmesinin zor olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle hükümetin önündeki en büyük sınavın ekonomi olduğu görülmektedir.
Bugün birçok siyasi yorumcuya göre ve hatta birçok AK partiliye göre AK Parti’nin karşısındaki en büyük rakip doğrudan muhalefet değil, ekonomik şartlardır. CHP’nin kendi iç tartışmalarından çıkamaması bile iktidarın seçimleri rahat şekilde kazanacağı anlamına gelmiyor.
Özetleyecek olursak, Türkiye mutlak mutlan kararıyla beraber asla geri dönüşü olmayan bir yola girmiştir. Çok yakında milli mutabakat hükümetinin televizyonlarda konuşulduğunu duyacaksınız. Ve ayrıca bu çerçevede Türkiye’nin bölgesinde yaşanacak gerilimler sonrası milli mutabakat hükümetinin kurulabileceği ve devamında ise Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden vazgeçilerek Türk tipi yeniden dizayn edilmiş parlamenter sistemin de çalışmaları beraberinde gelecektir. Bunun da bir anayasa değişikliğiyle yapılması ancak bu anayasa değişikliğinin mecliste çoğunluk elde edilerek yapılması (DEM ve CHP destekli) şimdilik planlanan yol olarak çok yakında gündemimize girecektir.





