İran resmi haber ajansı IRNA'dan yapılan açıklamada, İran'ın savunma stratejisinin artık sadece askeri hedeflerle sınırlı kalmayacağı, ABD ve müttefiklerinin enerji kaynaklarını hedef alarak onları bölgeyi terk etmeye zorlayacakları vurgulandı. Tahran yönetimi, bu darbenin etkilerinin yıllarca süreceğini ve Batı'nın enerji arzını felç edeceğini iddia etti.
"YILLARCA SÜRECEK BİR MAHRUMİYET YAŞATACAĞIZ"
İranlı yetkililer, ABD müttefiki ülkelerin enerji tesislerine yönelik saldırıların hazırlıklarını tamamladıklarını bildirdi. Yapılan açıklamada, "ABD ve ortaklarının altyapısına, onları yıllarca bölgenin petrol ve doğal gazından mahrum bırakacak bir darbe vuracağız. Bu hamle, yabancı güçlerin bölgedeki varlığını anlamsız kılacak ve onları kaçmaya zorlayacak" ifadelerine yer verildi. Bu çıkış, Körfez ülkeleri ve küresel enerji piyasalarında panik havası yarattı.
SINIRLARIN KALKTIĞI "YENİ DÖNEM" UYARISI
Devrim Muhafızları, şimdiye kadar komşuluk ilişkileri ve bölgesel dengeler nedeniyle "stratejik sabır" gösterdiklerini ancak Trump'ın tehditlerinin bu sınırı aştığını belirtti. "Daha önce gösterdiğimiz kısıtlamalar artık geçerli olmayabilir" denilen açıklamada, saldırıların sivil altyapıları da kapsayabileceği sinyali verildi. Tahran, kendi sivil tesislerine yapılacak herhangi bir saldırının karşılığının, müttefiklerin enerji damarlarının kesilmesi olacağını ilan etti.
ABD ÜSLERİ VE PETROL TESİSLERİ HEDEF LİSTESİNDE
İran'ın güncellenen hedef listesinde sadece doğrudan askeri üsler değil, aynı zamanda müttefik ülkelerdeki Amerikan şirketlerine ait enerji terminalleri, rafineriler ve doğal gaz işleme tesisleri de bulunuyor. Uzmanlar, İran’ın bu tehdidinin hayata geçmesi durumunda Hürmüz Boğazı'nın ötesine taşan ve dünya ekonomisini resesyona sürükleyebilecek çapta bir sabotaj dalgasının başlayabileceği uyarısında bulunuyor.
MÜHLET DOLARKEN BÖLGEYİ TERK ETME ÇAĞRISI
Tahran'dan yükselen bu ses, Trump'ın Türkiye saatiyle 03.00'te sona erecek olan "rejim değişikliği" ve "Hürmüz'ü açma" mühletine karşı verilmiş en sert yanıt olarak görülüyor. İran ordusu, bu tehditlerle sadece bir savunma yapmadığını, aynı zamanda Orta Doğu'da ABD nüfuzunu tamamen bitirecek bir "yıpratma savaşı"na hazırlandığını tüm dünyaya ilan etmiş oldu.




