TBMM’de kurulan Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu, hukuk çevrelerinde tartışma yarattı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Hilal Çelik, komisyonun kurulmasını önemli bulduklarını ancak yapısal eksiklikler nedeniyle tek başına yeterli olmayacağını vurguladı.
Avukat Hilal Çelik, Türkinform’a özel yaptığı açıklamada Çocuk Hakları Komisyonu’nun, İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulmuş bir alt komisyon olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Haliyle kendi bütçeleri, sürekli personelleri, bağımsız karar alma mekanizmaları sınırlı olan bir komisyon bu. Haliyle çocuk meselesini insan hakları başlığı altında bir alt başlık olarak gördüğünüzde bu konunun ihtisaslaşmasını ve sürekliliğini engelliyor. Çocuk hakları meselesi meclisimizde insan hakları özelinde değerlendiriliyor olsa da eğitimden sağlığa, adaletten ekonomiye kadar müstakil bir yönetim alanı. Biz bu önemli hususu gözden kaçırıyoruz ve kurulan geçici komisyonlarla beklenen çözümün üretilebileceğini düşünmüyorum.”
“GÜVENLİK DEĞİL, SOSYAL ADALET…”
Komisyonun görev süresini tamamladığında denetleyecek bir mekanizma olmadığına dikkat çeken Çelik, “Komisyonun şu anda özellikle bakması gereken şey, çocuk suçluluğunun nedenlerine ilişkin sağlıklı veriler toplamak ve aslında fırsat eşitsizliğinin nedenlerini de araştırmak olmalı. Yani sadece adliye aşaması değil, fırsat eşitliği politikalarını da incelemeli. Çocuk suçluluğu neticede bir asayiş sorunu değil, bir bölüşüm ve sosyal adalet sorunu. Bunun artık kabul edilmesi buna uygun sosyal politikalar oluşturulması buna uygun bütçe öncelikleri verilmesi gerekiyor” görüşünü paylaştı.
“PARÇALI YAPIDA ÇOCUKLAR KAYBOLUYOR!”
Türkiye’de çocukla ilgili kararları Aile, Adalet ve Millî Eğitim Bakanlığı’nın aldığını anımsatan Çelik, “Böyle bir parçalı yapı var ve çocuklar bu parçalı yapıda arada kayboluyor diyebiliriz. O yüzden burada komisyon üretmesi gereken en büyük sonuç bir üst kurul gibi, çocuk politikaları üst kurulu olabilir, daimî bir komisyon olabilir. Bütüncül bir yapının kurulmasını sağlamak olmalı. Neticede toplumlar değişiyor. Toplumlar değiştikçe suç türleri, çocukları suça iten nedenler değişiyor. Haliyle bu sosyolojik değişimleri yakın ve erken takip edip, anında bir sosyal hizmet müdahalesi yapılabilecek bir sosyal veri haritası oluşturulması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.




