Şirin, farklı korku ve heyecan durumlarındaki beyin tepkisini anlatarak şu sözleri kaydetti: "Korku, insanın hayatta kalmasını sağlayan en temel duygulardan biri olarak kabul ediliyor. Beyin, tehlikeli olduğunu düşündüğü bir durumla karşılaştığında saniyeler içinde vücudu alarma geçiriyor. Bu süreçte yalnızca zihinsel değil fiziksel değişimler de yaşanıyor. Kalp atışlarının hızlanması, nefesin daralması, mide sıkışması ve kasların gerilmesi gibi belirtiler, beynin “savaş ya da kaç” mekanizmasını devreye sokmasının sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Uzmanlara göre korku sırasında yaşanan fiziksel belirtilerin temelinde beyin, sinir sistemi ve hormonlar arasındaki hızlı iletişim bulunuyor."

Images (12)-40

BEYİN, "SAVAŞ YA DA KAÇ TEKNİĞİ" ÜRETEBİLİR

Şirin, beynin ürettiği tekniklerden bahsederek şöyle devam etti: "Beyin, herhangi bir tehdidi algıladığında vücudu korumaya yönelik otomatik bir savunma sistemi başlatıyor. “Savaş ya da kaç” olarak adlandırılan bu sistem, kişinin tehlikeye karşı mücadele etmesini ya da ortamdan uzaklaşmasını amaçlıyor.

Bu süreçte beynin motor bölgeleri kaslara hızlı sinyaller gönderiyor. Kaslar geriliyor ve vücut ani hareketlere hazır hale geliyor. Özellikle göğüs ve karın çevresindeki kasların kasılması, birçok kişinin stres anında yaşadığı göğüs sıkışması hissinin nedenlerinden biri olarak gösteriliyor."

SEMPATİK SİNİR SİSTEMİ VÜCUDU HIZLANDIRIYOR

Şirin, örneklerle bilimsel konuşarak şunları belirtti: "Korku sırasında en aktif çalışan yapılardan biri sempatik sinir sistemi oluyor. Uzmanlar bu sistemi adeta bir “gaz pedalı”na benzetiyor.

Sempatik sinir sistemi aktive olduğunda böbreküstü bezlerinden adrenalin ve benzeri stres hormonları salgılanıyor. Bu hormonlar kan dolaşımına karışarak vücudu alarma geçiriyor.

Kalp daha hızlı atmaya başlıyor, kasılma gücü artıyor ve kaslara daha fazla kan pompalanıyor. Bu nedenle insanlar yoğun korku ve heyecan anlarında kalp çarpıntısını daha güçlü hissedebiliyor.

Kan dolaşımı daha çok kalp, kaslar ve beyin gibi yaşamsal organlara yönlendiriliyor."

BEYİN, VÜCUTTAN GELEN SİNYALLERİ SÜREKLİ İŞLİYOR

Şirin, kaygı ve korku durumlarından söz ederek şunları söyledi: "Korku sırasında yalnızca beyin vücudu etkilemiyor; vücuttan gelen sinyaller de tekrar beyne ulaşıyor. Göğüste sıkışma, mide rahatsızlığı veya hızlı kalp atışı gibi hisler omurilik aracılığıyla yeniden beyne taşınıyor.

El Nino alarmı! Hangi yaş grubu risk altında?
El Nino alarmı! Hangi yaş grubu risk altında?
İçeriği Görüntüle

Zaten tetikte olan beyin bu sinyalleri daha yoğun algılayabiliyor. Bu durum kişinin korku ve kaygı hissini daha da artırabiliyor."

KORKU VE ANKSİYETE BİRBİRİYLE YAKINDAN İLİŞKİLİ

Şirin, uzman değerlendirmelerini anlatarak şu sözlerle devam etti: "Uzmanlara göre kısa süreli korku tepkisi normal ve koruyucu bir mekanizma olarak kabul ediliyor. Ancak bu sistemin sürekli aktif kalması, kronik stres ve anksiyeteye zemin hazırlayabiliyor.

Sürekli tetikte olma hali; uyku problemleri, kas ağrıları, sindirim sorunları ve yorgunluk gibi fiziksel belirtilerle kendini gösterebiliyor.

Korku sırasında beyin, vücudu saniyeler içinde alarma geçirerek kalp atışını hızlandırıyor, nefesi değiştiriyor ve kasları harekete hazırlıyor. Uzmanlar, bu süreçte yaşanan fiziksel belirtilerin beynin “savaş ya da kaç” mekanizmasından kaynaklandığını belirtiyor."

Muhabir: HAZAL ERGEN