TRUMP'IN TEHDİTLERİ VE MERZ'İN SESSİZLİĞİ
ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Mart'ta Oval Ofis’te Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile gerçekleştirdiği basın toplantısında İspanya’yı "berbat bir müttefik" olarak tanımlaması diplomatik bir krize yol açtı. Trump, İran operasyonlarında İspanya'daki askeri üslerin kullanımına izin verilmemesi nedeniyle Madrid yönetimini eleştirerek, Hazine Bakanı'na İspanya ile ticari ilişkileri kesme talimatı verdiğini açıkladı. Bu ağır ithamlar sırasında yanında bulunan Almanya Başbakanı Merz'in İspanya lehine herhangi bir söz söylememesi Madrid'de büyük bir şaşkınlıkla karşılandı.
ALBARES'TEN ALMAN MEVKİDAŞINA TELEFON
İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, yaşananlar üzerine Alman mevkidaşı Johann Wadephul ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Albares, ortak para birimi, ticaret politikası ve pazar paylaşılan bir müttefikten, tıpkı İspanya'nın Danimarka veya Doğu Bloku ülkelerine gösterdiği gibi bir dayanışma beklediklerini vurguladı. Albares, Merz’in sergilediği tutumun Avrupa Birliği’nin temel dayanışma ruhuna aykırı olduğunu belirterek duydukları rahatsızlığı resmen iletti.

ESKİ BAŞBAKANLAR MERKEL VE SCHOLZ HATIRLATMASI
Albares, TVE kanalına verdiği demeçte Almanya'nın önceki liderleriyle mevcut yönetimi kıyasladı. Görev süresi boyunca Merkel, Scholz ve Merz olmak üzere üç farklı Alman şansölyesi gördüğünü belirten Albares, "Merkel veya Scholz'un böyle açıklamalar yapacağını veya bu duruma sessiz kalacağını hayal bile edemiyorum. O zamanlar farklı bir Avrupa yanlısı ruh vardı" diyerek Merz yönetiminin Avrupa bütünlüğünden uzaklaştığı imasında bulundu.
NATO VE SAVUNMA HARCAMALARI TARTIŞMASI
Basın toplantısı sırasında Merz, Trump’ın suçlamalarına karşı çıkmak yerine İspanya’yı savunma harcamaları üzerinden eleştirdi. İspanya'nın NATO içindeki savunma bütçesi artışını kabul etmeyen tek ülke olduğunu savunan Merz, Madrid'i harcamalarını yüzde 3 veya 3,5 seviyesine çıkarmaya ikna etmeye çalıştıklarını ifade etti. Bu tutum, İspanya tarafından müttefiklik ilişkilerine ve Avrupa Birliği’nin ABD karşısındaki ortak çıkarlarını koruma sorumluluğuna bir darbe olarak nitelendirildi.





