Yapay zeka destekli insansı robotun oyuncularla birlikte sahne aldığı "Şimdi Telefonunuza Bir Kod Gelecek" oyunu, teknoloji ile insan ilişkilerini aynı sahnede buluşturuyor. Metin Yıldız'ın yazıp yönettiği, "Robotik Bir Aşk Hikayesi" alt başlığını taşıyan yapımda, boşandıktan sonra yalnızlığa gömülen Vehbi'nin hayatı, kapısına gelen gizemli bir kargoyla değişiyor. Kutudan çıkan ve eski eşinin birebir kopyası olarak tasarlanan insansı robot, izleyiciyi aşk, özlem, yalnızlık ve yapay zeka üzerine düşünmeye davet ediyor. Oyunun yazarı ve yönetmeni Metin Yıldız, TÜRKINFORM muhabiri Yaren Tekin'e verdiği özel röportajda hem hikayenin ortaya çıkış sürecini hem de yapay zekanın tiyatro sahnesindeki yerini anlattı.

Metin Yıldız

Soru: Bu oyunu yazma fikri nasıl ortaya çıktı?

Jülide Kural kimdir, kaç yaşında, nereli? Jülide Kural evli, bekar mı, çocuğu var mı?
Jülide Kural kimdir, kaç yaşında, nereli? Jülide Kural evli, bekar mı, çocuğu var mı?
İçeriği Görüntüle

Metin Yıldız: Aslında oyunun çıkış noktası teknoloji değil, insanın yalnızlığıydı. Günümüzde insanlar sürekli iletişim halinde ama duygusal olarak giderek yalnızlaşıyor. Ben de şu sorunun peşine düştüm: Sevdiğiniz insanı kaybettiğinizde, onun birebir aynısını üretebilseydik ne olurdu? Sizi mutlu eder miydi, yoksa kaybınızı daha da derinleştirir miydi? Vehbi karakteri ve onun karşısına çıkan robot Ceyda, bu sorunun etrafında doğdu. Komediyle anlatılan ama altında özlem, pişmanlık ve sevgi barındıran bir hikaye kurmak istedim.

Soru: Robotu tiyatro sahnesine taşıma kararı nasıl alındı?

Metin Yıldız: Oyunu yazarken bir süre sonra şunu fark ettim: Eğer seyirci karşısındaki varlığın gerçekten "robot" olduğuna inanmazsa hikayenin etkisi eksik kalacaktı. Bu yüzden yapay zekayı sadece oyunun konusu yapmakla yetinmek istemedik; onu sahnenin bir parçası haline getirmeye karar verdik. Tiyatro, insan hikayeleri anlatan çok eski bir sanat dalı. Yapay zeka ise geleceğin en büyük dönüşümlerinden biri. Biz bu iki dünyayı aynı sahnede buluşturmayı denedik. Bu nedenle "Şimdi Telefonunuza Bir Kod Gelecek" sadece bir tiyatro oyunu değil, aynı zamanda sanat ile teknolojinin karşılaşmasıdır.

Soru: Bu robot bir gün oyuncuların yerini alabilir mi?

Metin Yıldız: Hayır, buna inanmıyorum.

Bir robot bir oyuncunun ses tonunu taklit edebilir, yüz ifadelerini analiz edebilir, hatta milyonlarca veriyi kullanarak doğru tepkiyi vermeyi öğrenebilir. Ama oyunculuk sadece doğru tepki vermek değildir.

Sahneye her çıktığınızda o gün yaşadığınız bir duyguyu, bir acıyı, bir özlemi de beraberinizde götürürsünüz. Seyirciyle kurduğunuz görünmez bağ tam olarak buradan doğar. İnsan olmanın kırılganlığı, hataları ve duygusal derinliği oyunculuğun temel malzemesidir.

Ben yapay zekanın sanatı dönüştüreceğine inanıyorum ama sanatçının yerini alacağına inanmıyorum. Çünkü sanat sadece aklın değil, kalbin de işidir.

Hatta bu oyun biraz da bunu anlatıyor. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, insanı insan yapan şeyin hala benzersiz olduğunu hatırlatıyor.

Soru: Robotla sahneye çıkmak oyuncular için zor oldu mu?

Metin Yıldız: İlk başlarda evet, çünkü alışık olduğumuz oyunculuk reflekslerinin dışında bir deneyimdi.

Bir oyuncuyla çalışırken karşınızdaki kişinin nefesini, enerjisini, o günkü ruh halini hissedersiniz. Sahnede birbirinizi beslersiniz. Robotla çalışırken ise bambaşka bir disiplin gerekiyor. Onun çalışma mantığını, sınırlarını ve ritmini öğrenmeniz gerekiyor.

Ama ilginç olan şu; bir süre sonra zorluk yerini meraka bırakıyor. Çünkü sahnede yalnızca bir karakterle değil, aynı zamanda yeni bir teknolojiyle de ilişki kuruyorsunuz. Bu da oyuncuyu farklı düşünmeye ve farklı oynamaya zorluyor.

Bizim için en heyecan verici tarafı buydu. Oyuncular olarak konfor alanımızdan çıktık. Tiyatronun alışılmış kurallarını biraz zorladık. Açıkçası bu riskin oyuna çok şey kattığını düşünüyorum.

Sonuçta sahnede hala insan oyuncular var. Robot onların yerini almıyor; onlara yeni bir oyun arkadaşı ve yeni bir meydan okuma sunuyor. Bu da süreci hem zorlaştırıyor hem de çok heyecanlı hale getiriyor.

"Şimdi Telefonunuza Bir Kod Gelecek” adlı tiyatro oyunu

Soru: Robot sahnede doğaçlama yapabiliyor mu?

Metin Yıldız: Bu sanırım seyircilerin en çok merak ettiği sorulardan biri.

Evet, belli ölçüde yapabiliyor. Ancak bunu bir insan oyuncunun yaptığı doğaçlamayla karıştırmamak gerekiyor. Bir oyuncu sahnede o an hissettiği bir duygudan, bir anıdan ya da seyirciden aldığı enerjiden yola çıkarak doğaçlama yapabilir. Robotun çalışma biçimi ise farklı.

Robot, kendisine yüklenen bilgiler ve karşısındaki kişiden aldığı veriler doğrultusunda yeni cevaplar üretebiliyor. Bu yüzden her temsilde küçük farklılıklar ortaya çıkabiliyor. Bazen bizi şaşırttığı bile oluyor.

Ama asıl ilginç olan şu: Seyirci çoğu zaman doğaçlama yapanın robot mu yoksa oyuncu mu olduğunu ayırt edemiyor.

Soru: İlk kez izleyecek seyircilere oyunla ilgili ne söylemek istersiniz?

Metin Yıldız: Öncelikle salona yalnızca bir komedi izlemeye gelmesinler. Çünkü onları güldürecek anlar olduğu kadar, durup kendilerini sorgulayacakları anlar da bekliyor.

"Şimdi Telefonunuza Bir Kod Gelecek" aslında hepimizin hayatına dair bir hikaye. Yalnızlık, aşk, özlem, pişmanlık, affetmek ve yeniden başlayabilmek üzerine bir hikaye...

Sahnedeki robotu izlerken teknolojiye hayran kalabilirler ama ben en çok şunu fark etmelerini isterim: Oyunun merkezinde teknoloji değil, insan var. Çünkü bütün teknolojik gelişmelere rağmen hala sevilmek, anlaşılmak ve bağ kurmak istiyoruz.

Bu yüzden seyircilerimize tek bir şey söylemek isterim: Gelirken sadece gözlerinizi değil, kalbinizi de açın.

Soru: Bu oyunun devamı gelecek mi?

Metin Yıldız: Aslında oyunu yazarken öncelikli hedefim bir devam hikayesi yaratmak değildi. Önce anlatmak istediğimiz hikayeyi en doğru şekilde anlatmaya odaklandık.

Ama oyunun ele aldığı konu o kadar geniş ve güncel ki, insan ister istemez "Sonrasında ne olurdu?" sorusunu sormaya başlıyor. Yapay zeka teknolojisi her gün değişiyor, gelişiyor ve yeni etik sorular ortaya çıkarıyor. Bu da hikayenin devam edebileceği çok geniş bir alan yaratıyor.

Açıkçası seyircinin ilgisi ve oyunun yolculuğu bize bunu gösterecek. Eğer anlatacak yeni bir sözümüz olursa, Vehbi'nin ve robotun dünyasına yeniden dönmekten mutluluk duyarım.

Ama şunu söyleyebilirim: Bu hikayenin asıl devamı sahnede değil, seyircinin zihninde başlıyor. Çünkü oyun bittikten sonra herkes kendi kendine şu soruyu sormaya devam ediyor:

"Benim karşıma sevdiğim insanın birebir aynısı olan bir robot çıksa ne yapardım?"

Bence oyunun gerçek ikinci perdesi tam da o soruyla başlıyor.

Muhabir: YAREN TEKİN