Günlük hayatın yoğun temposu, iş baskısı, sürekli ulaşılabilir olma hali ve sosyal medyanın dayattığı kusursuz yaşam görüntüleri, insanların psikolojik olarak kendilerini giderek daha fazla yorgun hissetmesine neden oluyor. Birçok kişi yaşadığı bitkinliği yalnızca yoğun çalışma temposuna bağlarken, uzmanlara göre tükenmişliğin arkasında çok daha derin bir sorun bulunuyor.

Uzman Klinik Psikolog Metin Aydın, tükenmişlik sendromunun günümüzde neden bu kadar yaygın hale geldiğini Türkinform’a özel değerlendirdi. Aydın, modern dünyanın insanın değerini çoğu zaman yalnızca ürettikleri üzerinden değerlendirdiğine dikkat çekerek, sürekli yüksek performans beklentisinin kişileri ruhsal açıdan zorladığını belirtti.

“İNSANIN DEĞERİ SADECE ÜRETTİKLERİYLE ÖLÇÜLÜYOR”

Tükenmişliğin yalnızca fazla çalışmanın sonucu olmadığını belirten Aydın, günümüz insanının sürekli üretmeye ve başarılı olmaya zorlandığını ifade etti.

Aydın, “Çünkü modern dünya, insanın değerini sadece ‘ürettikleriyle’ ölçüyor. Birer robot gibi sürekli yüksek performans göstermemiz bekleniyor” ifadelerini kullandı.

Bu baskının yalnızca iş hayatıyla sınırlı kalmadığını belirten Aydın, sosyal medyanın da kişilerin üzerindeki başarı ve mükemmellik baskısını artırdığına dikkat çekti.

SOSYAL MEDYANIN “KUSURSUZ HAYAT” BASKISI

Sosyal medyada insanların çoğunlukla hayatlarının en iyi anlarını paylaştığını hatırlatan Aydın, bunun gerçeğin tamamıymış gibi algılanmasının kişileri olumsuz etkileyebileceğini belirtti.

Aydın, sosyal medyanın oluşturduğu “kusursuz ve her an başarılı hayatlar” illüzyonunun tükenmişliği besleyen unsurlardan biri olduğunu söyledi.

Kişi çevresindeki insanların sürekli başarılı, mutlu, üretken ve enerjik olduğunu düşünürken kendi hayatını bu görüntülerle kıyaslayabiliyor. Bu durum ise “Ben neden yetişemiyorum?” ve “Daha fazlasını yapmalıyım” düşüncelerini güçlendirebiliyor.

“TÜKENMİŞLİK SADECE ÇOK ÇALIŞMAKTAN KAYNAKLANMIYOR”

Tükenmişliğin yalnızca çalışma saatlerinin uzunluğuyla açıklanamayacağını vurgulayan Aydın, asıl dikkat edilmesi gereken noktalardan birinin kişinin kendi sınırlarını koruyamaması olduğunu söyledi.

Aydın, “Tükenmişlik, sadece çok çalışmaktan değil; sınır çizememekten ve ruhun dinlenme ihtiyacını ‘zaman kaybı’ olarak görmekten kaynaklanıyor” dedi.

Kişinin dinlenmeyi, kendisine zaman ayırmayı veya hiçbir şey yapmadan geçirdiği zamanı verimsizlik olarak değerlendirmesinin de süreci ağırlaştırabileceğine dikkat çekti.

“DEPOMUZ BOŞKEN GAZA BASMAYA DEVAM EDİYORUZ”

Aydın, tükenmişliği anlatırken dikkat çekici bir benzetme kullandı.

“Depomuz boşken gaza basmaya devam ettiğimiz için motoru yakıyoruz” diyen Aydın, insanların fiziksel ve ruhsal enerjilerinin sınırlarını görmezden gelerek yaşamaya devam etmelerinin ciddi bir yıpranmaya yol açabileceğini ifade etti.

Başka insanların beklentilerini karşılamaya çalışırken kişinin kendi ihtiyaçlarını geri plana atmasının da tükenmişlik sürecini hızlandırabileceğini belirten Aydın, şu ifadeleri kullandı:

“Başkalarına ‘evet’ derken kendimize ne kadar ‘hayır’ dediğimizi fark edemiyoruz.”

SÜREKLİ “İYİ” OLMAK ZORUNDA HİSSEDENLER DİKKAT!

Modern yaşamın bir diğer baskısının da sürekli güçlü ve başarılı görünme zorunluluğu olduğunu belirten Aydın, kişinin yaşadığı yorgunluğu kabul etmek yerine bunu bastırmasının sorunları derinleştirebileceğini ifade etti.

Aydın, bu durumu oldukça çarpıcı bir ifadeyle şöyle anlattı:

“Sürekli parlamaya çalışırken, günün sonunda kendi küllerimizin altında kalıyoruz.”

Bu nedenle kişinin zaman zaman durup kendi ihtiyaçlarını fark etmesinin, sınırlarını değerlendirmesinin ve dinlenmeye izin vermesinin önem taşıdığına dikkat çekti.

“ŞARJI BİTEN TELEFONUN FENERİNİ AÇIK TUTMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Tükenmişliği anlatmak için bir başka çarpıcı benzetme yapan Aydın, insanların enerjileri tükendiği halde kendilerini zorlamaya devam ettiklerini söyledi.

Güneş kremlerinde SPF farkı ne anlama geliyor? Dermatoloji doktoru yanıtladı!
Güneş kremlerinde SPF farkı ne anlama geliyor? Dermatoloji doktoru yanıtladı!
İçeriği Görüntüle

Aydın, “Tükenmişlik, şarjı bitmek üzere olan bir telefonun fenerini zorla açık tutmaya benzer; sonunda telefon tamamen kapanır” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Yalçın Taşbaşı