Pandemi döneminde internetten alışverişin ve yemek siparişlerinin artması, motokuryelere duyulan ihtiyacı önemli ölçüde yükseltti. Kısa sürede büyüyen sektörde kurye sayısı artarken çalışma koşulları, sosyal güvence, trafik kazaları ve teslimat baskısı yeniden tartışılmaya başlandı.

Yaklaşık 30 yıldır motosiklet kullanan ve bu sürenin 20 yıla yakın bölümünde motokurye olarak çalışan Mevlüt Sağlam, Türkinform muhabiri Almila Kerküklü’ye verdiği özel röportajda sektörün pandemi öncesi ve sonrasındaki değişimini değerlendirdi. Sosyal medyada “Kolaçan” adıyla motosiklet içerikleri hazırlayan Sağlam, Türkiye’deki ilk motokurye derneklerinin kuruluşunda ve Kuryeler Esnaf Odasının kurucu yönetiminde yer aldığını belirtti.

PANDEMİYLE BİRLİKTE SEKTÖRÜN YAPISI DEĞİŞTİ

Kuryelik sektörünü pandemi öncesi ve sonrası olarak iki dönemde değerlendiren Sağlam, pandemi öncesinde motokuryelerin ağırlıklı olarak sigortalı ve işçi statüsünde çalıştığını söyledi. O dönemde temel sorunların firmaların hız baskısı ve motosikletlerin trafikte yeterince fark edilmemesi olduğunu belirtti.

Kuryeliğin meslek olarak yeterince görülmediği bu süreçte kurye ve motosiklet sayısının daha az olduğunu ifade eden Sağlam, pandemiyle birlikte tablonun değiştiğini kaydetti.

Sağlam, “Motosiklet satışları, bireysel kullanım ve e-ticaretin büyümesi beraberinde birçok yeni sorun getirdi. Motosiklet ve kurye sayısı bir anda artınca Türkiye trafiği de bu değişime hazırlıksız yakalandı” dedi.

ESNAF KURYE MODELİYLE MASRAFLAR ÇALIŞANA YÜKLENDİ

Pandemi sonrasında sektördeki çalışma biçiminin de değiştiğini belirten Sağlam, “esnaf kurye” modelinin yaygınlaşmasıyla birçok kuryenin sigortalı çalışan statüsünden çıktığını ifade etti. Bu sistemde kuryelerin şahıs şirketi kurduğunu, Bağ-Kur ve vergi ödemeleri başta olmak üzere işle ilgili birçok masrafı kendilerinin karşıladığını anlattı.

Sağlam, “Kuryeler sigortalı olmak yerine kendi şahıs şirketleri üzerinden çalışmaya başladı. Bağ-Kur, vergi ve diğer tüm masrafları kendileri ödüyor. Bir kaza yaşandığında da çoğu zaman kendi başlarına kalıyorlar” diye konuştu.

Kuryelerin Türkiye’nin büyük firmalarına gerçekleştirdikleri teslimatlar üzerinden fatura düzenlediklerini belirten Sağlam, elde edilen gelirin sipariş sayısına bağlı olduğunu söyledi. Bu modelin sosyal güvence ve gelir istikrarı tartışmalarını beraberinde getirdiğini kaydeden Sağlam, sipariş sayısına dayalı kazanç düzeninin çalışma baskısını artırdığını ifade etti.

I M G 2065 1

TESLİMAT VE PUANLAMA SİSTEMİ HIZ BASKISI OLUŞTURUYOR

Motokuryelerin karıştığı kazaların tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Sağlam, motosiklet sayısındaki artışın yanı sıra sürücü davranışları, teslimat beklentileri ve mevcut trafik kültürünün de kazalarda etkili olduğunu söyledi.

Sağlam, “Motosikleti trafikte bir araç gibi görmeyen sürücülerin karşısına, nereden çıkacağı belli olmayan motosiklet kullanıcıları da eklenince kazalar kaçınılmaz oldu. Zaten motosiklet olsun ya da olmasın, trafik kültürümüz ve kurallara uyma oranımız herkesin malumu” dedi.

Toplumun motokuryelere yönelik yaklaşımında bir çelişki bulunduğunu savunan Sağlam, “İnsanlar trafikte hızlı giden veya araçların arasından ilerleyen kuryelere kızıyor ancak sipariş verdiklerinde de dakika tutuyorlar” ifadelerini kullandı.

Dijital platformlardaki puanlama sistemi, müşteri memnuniyeti beklentisi ve sipariş başına kazanç modelinin çalışanlar üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Sağlam, geçmişteki “30 dakikada kapında” uygulamalarının kaldırılmasına rağmen hız baskısının farklı bir biçimde devam ettiğini söyledi.

Geç cevap, kısa mesaj, soğuk tavır... Sizden uzaklaşıyor mu?
Geç cevap, kısa mesaj, soğuk tavır... Sizden uzaklaşıyor mu?
İçeriği Görüntüle

Sağlam, “Eskiden olduğu gibi ‘30 dakikada kapında’ kampanyaları yok. Ancak firmaların ‘Ne kadar çok paket teslim edersen o kadar çok kazanırsın’ teşviki var. Bu, 30 dakikada kapında baskısından daha kötü” dedi.

Uzun çalışma saatleri, trafik stresi ve fiziksel yorgunluğun da riskleri artırdığını ifade eden Sağlam, “Müşteri memnuniyeti, puanlama ve ‘Ne kadar çok sipariş, o kadar çok kazanç’ anlayışı kuryeyi etkiliyor. Bu düzen, ‘Ne kadar hızlı olursam o kadar çok sipariş teslim ederim’ düşüncesini ortaya çıkarabiliyor” diye konuştu.

“SORUMLU ARIYORSAK HEPİMİZİZ”

Son yıllarda motosiklet kullanmaya ve kuryelik yapmaya başlayan gençlere de değinen Sağlam, eğitim ve deneyim eksikliğinin kazaların artmasında etkili olabileceğini belirtti. Kuryeliğin yalnızca motosiklet kullanarak gelir elde etme yolu olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Sağlam, mesleki sorumluluk ve trafik bilincinin önemine dikkat çekti.

Bazı gençlerin kuryeliği bir meslekten çok eğlenerek para kazanabilecekleri bir alan olarak değerlendirdiğini savunan Sağlam, kuralsız ve riskli sürüşün hem kuryeleri hem de trafikteki diğer kişileri tehlikeye attığını ifade etti.

Kazaların sorumluluğunun yalnızca motokuryelere veya şirketlere yüklenemeyeceğini belirten Sağlam, mevzuatı hazırlayan kurumların, kurye firmalarının, sipariş veren müşterilerin ve çalışanların sorumluluğu birlikte paylaşması gerektiğini söyledi. Sağlam, “Eğer bir sorumlu arıyorsak yasa yapıcılar, kurye firmaları, sipariş verenler ve motokuryeler diyebiliriz. Yani aslında sorumlu hepimiziz” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Almila Kerküklü