Dışarıdaki hava kirliliğinden korunmak için maske takıyor, hava durumunu takip ediyor ve yoğun trafikten uzak durmaya çalışıyoruz. Ancak evlerimizde, ofislerimizde ve okullarımızda soluduğumuz hava çoğu zaman dışarıdakinden daha kirli olabiliyor. Yapı malzemelerinden temizlik ürünlerine, gazlı ocaklardan mobilyalara kadar birçok unsur, kapalı ortamlarda zararlı kirleticilerin birikmesine neden oluyor. Bilimsel araştırmalar ise bu görünmez tehdidin özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişiler için ciddi sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyuyor.

KAPALI ORTAMLARDA KİRLİLİK NEDEN DAHA YÜKSEK OLABİLİYOR?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), kapalı ortam hava kirliliğini küresel halk sağlığı açısından önemli çevresel risklerden biri olarak tanımlıyor. Evlerde kullanılan gazlı ocaklar, şömineler, soba sistemleri, boya ve vernikler, sentetik mobilyalar, temizlik ürünleri ve hatta kokulu mumlar bile havaya zararlı partiküller ile uçucu organik bileşikler (VOC) salabiliyor.

Gorsel4

ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), bazı kirleticilerin kapalı alanlarda dış ortama kıyasla 2 ila 5 kat, bazı özel durumlarda ise 100 kata kadar daha yüksek seviyelere ulaşabileceğini belirtiyor.

EPA'nın kapalı ortam hava kalitesi uzmanları yayımladıkları teknik değerlendirmelerde şu uyarıya yer veriyor:

"İnsanların kirleticilere maruz kalmasının büyük bölümü kapalı ortamlarda gerçekleşmektedir."

GAZLI OCAKLAR YENİDEN TARTIŞMA KONUSU

Son yıllarda özellikle gazlı ocakların sağlık üzerindeki etkileri bilim dünyasında yoğun şekilde araştırılıyor.

2022 yılında yayımlanan ve hakemli bilimsel dergi International Journal of Environmental Research and Public Health'te yer alan araştırmada, ABD'deki çocukluk çağı astım vakalarının yaklaşık yüzde 12'sinin gazlı ocak kullanımına bağlı olabileceği öne sürüldü.

Çalışmanın başyazarı Prof. Brady Seals, araştırmanın değerlendirme bölümünde şu ifadeyi kullandı:

"Gazlı ocaklardan kaynaklanan hava kirliliği, çocuk sağlığı açısından göz ardı edilmemesi gereken bir risk oluşturuyor."

Başkentte sağlık turizmi buluşması! Tarihler açıklandı
Başkentte sağlık turizmi buluşması! Tarihler açıklandı
İçeriği Görüntüle

Araştırmacılar özellikle iyi havalandırılmayan mutfaklarda azot dioksit seviyelerinin hızla yükselebildiğine dikkat çekiyor.

GÖRÜNMEYEN KİMYASALLAR MOBİLYALARDAN DA YAYILABİLİYOR

Yeni alınan mobilyalar, laminant ürünler, halılar ve bazı boya çeşitleri "uçucu organik bileşikler" olarak bilinen VOC gazlarını uzun süre ortama salabiliyor.

Harvard T.H. Chan School of Public Health tarafından yürütülen "Healthy Buildings" araştırmaları, iç mekân hava kalitesinin yalnızca solunum sistemi değil; dikkat, bilişsel performans ve karar verme becerileri üzerinde de etkili olabileceğini ortaya koyuyor.

Araştırmanın baş araştırmacılarından Prof. Joseph Allen şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Sağlıklı binalar yalnızca enerji verimliliğiyle değil, insanların performansı ve sağlığıyla da doğrudan ilişkilidir."

ÇOCUKLAR DAHA BÜYÜK RİSK ALTINDA

Uzmanlara göre çocuklar yetişkinlere kıyasla vücut ağırlıklarına oranla daha fazla hava soluyor. Akciğer gelişimleri devam ettiği için kirleticilere karşı daha hassas oluyorlar.

UNICEF ile WHO'nun ortak raporlarında özellikle yaşamın ilk yıllarında kirli havaya maruz kalmanın;

astım,
bronşit,
akciğer gelişiminde gerilik,
öğrenme ve bilişsel gelişimde olumsuz etkiler

gibi sonuçlarla ilişkilendirildiği belirtiliyor.

HAVA TEMİZLEYİCİLER HER ZAMAN ÇÖZÜM MÜ?

Piyasada satılan hava temizleme cihazları son yıllarda büyük ilgi görüyor. Ancak uzmanlar bunların tek başına çözüm olmadığını vurguluyor.

EPA ve Amerikan Isıtma, Soğutma ve İklimlendirme Mühendisleri Derneği (ASHRAE), önceliğin kirletici kaynağını azaltmak ve düzenli havalandırma sağlamak olması gerektiğini belirtiyor.

HEPA filtreli cihazların ince partikülleri azaltmada etkili olabileceği ifade edilirken, uçucu kimyasal gazların tamamını ortadan kaldırmalarının mümkün olmadığına dikkat çekiliyor.

GÜNLÜK HAYATTA RİSKİ AZALTMAK MÜMKÜN

Uzmanların ortak önerileri şöyle sıralanıyor:

Yemek pişirirken aspiratör veya davlumbaz kullanın.
Gün içinde düzenli olarak çapraz havalandırma yapın.
Yeni mobilyaları mümkünse birkaç gün havalandırılmış ortamda bekletin.
Yoğun kokulu temizlik ürünlerini gereksiz kullanmayın.
İç mekânda sigara içilmesine kesinlikle izin vermeyin.
Filtre bakımları yapılmış iklimlendirme sistemleri kullanın.


GÖRÜNMEYEN TEHLİKE DAHA FAZLA ARAŞTIRILIYOR

İklim değişikliği nedeniyle enerji tasarrufu amacıyla daha yalıtımlı binaların yaygınlaşması, kapalı ortamlardaki kirleticilerin içeride daha uzun süre kalmasına yol açabiliyor. Bu nedenle bilim insanları önümüzdeki yıllarda "iç mekân hava kalitesi" konusunun halk sağlığının en önemli başlıklarından biri olacağını öngörüyor.

Uzmanlara göre temiz hava yalnızca dışarıda değil, evlerin ve iş yerlerinin içinde de korunması gereken temel bir sağlık unsuru haline geliyor.

Muhabir: TUĞBA GÜNER