Sağlık Bakanlığı’nın 12-18 yaş grubundaki çocuk ve gençlere yönelik okullarda ve cezaevlerinde bağımlılık taraması yapılacağını açıklamasının ardından uygulamanın çocukların psikolojik gelişimine etkileri gündeme geldi. Psikolog Ece Erkan, ergenlik döneminin hassas bir gelişim süreci olduğuna işaret ederek taramaların çocuklarda güven duygusunu zedelemeyecek bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini söyledi.
BAĞIMLILIK TARAMALARI ERKEN MÜDAHALEYE KATKI SAĞLAYABİLİR
Psikolog Ece Erkan, bağımlılık taramalarının doğru yöntemlerle uygulanması halinde erken müdahale açısından koruyucu bir rol oynayabileceğini belirtti. Erkan, ergenlik döneminin kimlik gelişiminin şekillendiği hassas bir süreç olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Bağımlılık taramaları erken müdahale açısından koruyucu olabilir; ancak ergenlik dönemi kimlik gelişiminin hassas olduğu bir süreçtir. Eğer uygulama biçimi çocuğa 'şüpheli' ya da 'suçlu' muamelesi yapıldığı hissini verirse utanç, kaygı ve güvensizlik gelişebilir. Bu durum çocukların yetişkinlere ve okula olan güvenini zedeleyebilir. Destek odaklı, açıklayıcı ve gönüllülük esasına dayalı bir yaklaşım ise çocukta farkındalık oluşturabilir ve yardım arama davranışını güçlendirebilir."
SÜREÇTE GİZLİLİK İLKESİ ÖN PLANDA TUTULMALI
Bağımlılık taramalarının uygulanma sürecinde gizlilik ilkesinin korunmasının önemine değinen Erkan, çocuk ve ebeveynlerin süreç hakkında bilgilendirilmesi gerektiğini ifade etti. Erkan, değerlendirme sonuçlarının yalnızca ilgili uzmanlarla paylaşılması gerektiğini belirterek şu açıklamayı yaptı:
"Süreç mutlaka gizlilik ilkesiyle yürütülmelidir. Çocuk ve ebeveyn bilgilendirilmeli, sonuçlar yalnızca ilgili uzmanlarla paylaşılmalı ve okul içinde görünür hale getirilmemelidir. Çocuğa yaşına uygun bir dil kullanılmalı, korkutucu ya da tehditkar bir üsluptan kaçınılmalıdır. Amaç kontrol etmek değil, ihtiyaç varsa destek sunmak olmalıdır. Çocuk kendini sorgulanan değil, önemsenen biri olarak hissetmelidir."
ETİKETLEYİCİ DİLDEN KAÇINILMASI GEREKİYOR
Psikolog Ece Erkan, bağımlılık konusunda çocuklara yönelik dil kullanımının da dikkatle seçilmesi gerektiğini belirtti. Erkan, öğrencilerin damgalanmasına yol açabilecek ifadelerden kaçınılması gerektiğini ifade ederek şunları söyledi:
"Etiketleyici bir dil kullanılmamalı ve çocuk kimliği üzerinden tanımlanmamalıdır. 'Bağımlı' gibi sabit ve damgalayıcı ifadeler yerine, destek gerektiren bir durumdan söz edilmelidir. Müdahaleler bireysel ve gizli yürütülmeli, okul genelinde önleyici çalışmalar yapılarak konu tek bir öğrenciye indirgenmemelidir. Kabul edici ve kapsayıcı bir okul iklimi, çocuğun davranışıyla özdeşleşmesini değil değişim kapasitesini destekler."




