AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

Terörsüz Türkiye süreci kapsamında dün Meclis’te kabul edilen yasaya ilişkin konuşan Ömer Çelik, tarihi bir gün olduğunu ifade ederek, “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge gündemimiz açısından Yüce Meclis, 467 gibi yüksek bir kabul oyuyla PKK-KCK terör örgütünün silah bırakmasının önünü açan, bunun zeminini oluşturan, bunun gerçekleşmesi için çerçeve oluşturan yasal zemini oluşturmuş oldu” dedi.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE'DE NET BİR İRADE ORTAYA KONDU”

Terörsüz Türkiye’de net bir iradenin koyulduğunu söyleyen Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iç cepheyi güçlendirme çağrısından, iç cephenin güçlendirilmesi gerektiğine değinmesinden sonra MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin gerçekleştirdiği tarihi çağrı, daha sonrasında cumhurbaşkanın bunu devlet politikasına dönüştüren iradesinin Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusunda Türkiye'nin yepyeni bir stratejik hamle yapması şeklindeki bir tabloyu ortaya çıkardığını ifade etti.

Vahşet! Anne, zihinsel engelli oğlunu öldürdü
Vahşet! Anne, zihinsel engelli oğlunu öldürdü
İçeriği Görüntüle

“ANLAMLI BİR ÇERÇEVE OLUŞTURDU”

Meclis Başkanının başkanlığında haftalar süren çalışmalarla tüm toplum kesimlerinin katılımının sağlanmış olduğunu ve günün sonunda Meclis Komisyonunun yayınladığı raporun, meseleyi bütün çerçevesiyle ortaya koyan terörün ortadan kalkmasının, Türkiye'nin terör yükünden kurtulması için ilkeleri, prensipleri, yol haritasını ortaya koyan çok anlamlı bir çerçeve oluşturduğunu aktardı.

“467 KABUL OYUN SİYASAL ANLAMI BÜYÜK”

467 kabul oyun Cumhuriyet tarihinde, siyasi tarih tarihimiz açısından çok önemli bir hem sayısal hem de siyasal bir niteliğe işaret ettiğini ifade eden AK Parti Sözcüsü, sadece bunu sayısal bir nitelik olarak göremediklerinin bunun siyasi anlamının büyük olduğunu kaydetti.

Ömer Çelik, “Makul bir çerçevede ortaya gelen yasal düzenlemenin Yüce Meclisteki milletvekillerinin çok yüksek bir oranıyla kabul gördüğünün işareti. Her bir milletvekili tabii ki kendi seçim bölgelerinde vatandaşlarımızın duygularını, hissiyatlarını taşıyor. Onların taleplerini Meclise yansıtıyor. Aynı zamanda da farklı toplum kesimlerini temsil ediyor. Dolayısıyla Yüce Meclisin iradesi, hem farklı toplum kesimlerinin sürece pozitif yansımasını göstermesi bakımından hem Meclis içerisinde çok tartışılan bir konuda, 50 yıldır yürütülen terörle mücadele çerçevesinde pek çok etrafında literatür oluşmuş, pek çok yaklaşım oluşmuş bir konuda, esasında gelinen noktadaki yasal çerçevenin makul bulunduğunun, bu çerçevede silah bırakma ve örgütün tasfiyesi sürecinin desteklendiğinin net bir işaretidir. Sürece yapıcı eleştiri yöneltenlerin sözleri kıymetli ama Meclis'te yapılan eleştirilerin bazıları yasa yoktu. Yasa ortadadır, içerdiği maddeler Meclis'te tartışılmıştır” dedi.

“SİLAHLARIN BIRAKILMA SÜRECİNİ KURUL TAKİP EDECEK”

Örgütün silah bırakması için yasak çerçevenin oluşturulduğunu söyleyen AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Bu bir yöntem olarak Türkiye modelidir. Bundan sonrasından terör örgütü silah bırakıp tasfiye olursa bu bölge ülkeleri için de bir yöntem olarak adres olacaktır. Buraya kadar gelen yöntemin, Türkiye'nin bu konuyu yönetme biçiminin başlı başına kıymetli olduğunu görmek lazım. Etnik ve dini grupları birbirine düşürmeye çalışan emperyalist projeler engellenecek. Silahların bırakılma sürecini kurul takip edecek. Ayrıca yüce mecliste bir izleme komisyonu bunu takip edecek.” ifadelerini kullandı.

Çelik’in açıklamalarından satır başlıkları:

“HER ŞEYİN ŞEFFAF BİR BİÇİMDE YAPILDIĞI BİR SÜREÇ YÜRÜTMESİ SON DERECE KIYMETLİDİR”

“Türkiye, çeşitli emperyalist projelerin, çeşitli perde arkasındaki çevrelerin, vekâlet savaşları yoluyla terör örgütlerini kullanarak bölgemizi şekillendirmeye çalıştığını, ülkemize istikamet vermeye çalıştığını, ülkemizde kaos ortamı oluşturmaya çalıştığını yıllar içerisinde defalarca gördü. Şimdi yakın zamanda da biliyorsunuz, şöyle bir şey konuşuluyordu. Şimdiki Orta Doğu düzeninin çerçevesini oluşturan Sykes-Picot rejiminin değişmesinden, değiştirilmesi gerektiğinden, bunun aksayan taraflarından bahsediliyordu. Tabii daha sonra görüldü ki Batı'da Sykes-Picot rejiminin değiştirilmesinden bahsedenlerin amacı, daha organik, daha insani, bölge halklarının güvenliğine, müreffeh geleceğine, daha iyi yaşam koşullarına kavuşmasına hizmet edecek bir yaklaşım değil. Burada yine bölgeyi, etnik ve mezhebi temelde, yakın bölgemizi, ülkemize yakın bölgeyi etnik ve mezhebi temelde mikro birtakım parçacıklara bölmek, daha çok kaos çıkarmak, kendi çıkarlarını garanti altına almak için bölgede birtakım terör devletçikleri oluşturmak şeklinde birtakım yaklaşımların olduğunu net bir şekilde gördük. Emperyalizmin ve Siyonizmin bu tip projeleri olduğu, aslında birtakım gelişmelerin arkadaki bu emperyalist ve Siyonist siyasi projelerin neticesi olarak ortaya çıktığını görmek için çok derin bir bakış açısına gerek yok. Bunlar iyice görünür hâle geldi. Onun için Türkiye'nin, dünyadaki diğer süreçlerden farklı olarak herhangi bir üçüncü göze ihtiyaç duymadan, yegâne göz, milli göz olarak 86 milyon vatandaşımızın gözünün önünde her şeyin şeffaf bir biçimde yapıldığı bir süreç yürütmesi son derece kıymetlidir.

“EMPERYALİST VE SİYONİST PROJELERİN HERHANGİ BİR ŞEKİLDE AMACINA ULAŞMASI ENGELLENMİŞ OLACAKTIR”

Bu tabii esas olarak bir yöntem olarak Türkiye modelidir. Bundan sonrasında terör örgütü tasfiye olur ve silahlarını bırakırsa, bu süreç tamamlanırsa, bu bölge ülkeleri için de bir yöntem olarak bir adres olacaktır. Böylece bölgemizde Türk'ü, Kürt'ü, Arap'ı, Alevi'yi, Sünni'yi, Şii'yi, Nusayri'yi, Dürzi'yi, Ezidi'yi, Keldani'yi birbirine düşürmek isteyen emperyalist ve Siyonist projelerin herhangi bir şekilde amacına ulaşması engellenmiş olacaktır. Onun için buraya kadar gelinen tartışmaların, buraya kadar kullanılan yöntemin, Türkiye'nin bu meseleyi yürütme biçiminin, Türkiye'de devletin ve siyasetin ortaya koyduğu bu yaklaşımın, Yüce Meclisin ortaya koyduğu bu yaklaşımın başlı başına kıymetli olduğunu görmek lazım.

Bakın, etrafımızda bu tartışmalar yapılırken emperyalist ve Siyonist birtakım odakların net bir şekilde bölgeyi etnik temelde, dini temelde daha çok birbirine düşürmeye çalışan, hatta aynı etnik grup, aynı dini gruplar içerisinde çatışma çıkarıp kendilerine birtakım çıkar hatları oluşturmaya çalışan yaklaşımlarını net bir şekilde görüyoruz. Bunun defalarca bozulmasında Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesinin pek çok etkisi oldu. Ülkemize karşı zaman zaman yanlış işler yapmış olanların bile halklarının başına böyle kötülükler gelmesin diye, böyle şeylerle karşılaştıklarında Sayın Cumhurbaşkanımız, bölgedeki kardeşlik siyasetinin gereği olarak, bölge barışının korunması amacıyla pek çok fitneyi engellemek üzere doğrudan devreye girmiştir ve bunlar engellenmiştir. En son bunu nerede gördük arkadaşlar? Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a haksız, hukuksuz ve hakkaniyetsiz saldırısı sonrasında hem Irak'taki hem İran'daki Kürt kardeşlerimizi İran'a karşı ayaklandırmaya çalışan bir Siyonist faaliyet herkesin gözü önünde gerçekleşti. Orada ise bütün bölgeye Sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği mesaj, herhangi bir şekilde bu savaşları daha da büyütecek, halklara daha çok acı çektirecek hiçbir işe kimsenin girişmemesi gerektiği şeklindeydi. Bunun detayları uzundur. Bunun detayları başlı başına bir tarihtir. Ve burada Cumhurbaşkanımızın bölge barışını bir kardeşlik siyaseti üzerinden tahkim etme ve bunu koruma konusunda, bu fitneleri bertaraf etme konusundaki iradesi başlı başına bir literatür oluşturur. Ama Irak'taki ve İran'daki Kürt kardeşlerimiz bu saldırganlığın parçası olmayarak, oradaki kanaat önderleri, orada yaşayan kardeşlerimiz tarihin doğru tarafında durdular ve böylece oradaki farklı gruplar arasına fitne sokacak, acılar oluşturacak birtakım senaryoları kurgulayanların senaryolarını ellerinin tersiyle itmiş oldular”

"467 'EVET' OYU EMPERYALİZME VERİLEN GÜÇLÜ BİR CEVAP OLMUŞTUR"

O sebeple Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge süreci, dün yasal çerçeveye Yüce Meclisin 467 gibi tarihi bir kabul oyu vermesiyle büyük mesajlar vermiştir. Birincisi, bu mesaj hem Irak'ta hem Suriye'de hem İran'da biraz evvel bahsettiğim gelişmeler çerçevesinde yankılanacaktır. Bu Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefi bakımından terörsüz bölgeyi arzulayan bütün kardeş halklar için bir yankı oluşturacaktır. Bakın, Türkiye'de böylesine uzun tarihi olan bir meseleyi bir yasal zemin oluşturarak çözme konusunda son derece net bir irade, net bir yol haritası ortaya çıkmıştır. Demek ki bu mümkün olabiliyordur denilecektir. Dolayısıyla dün 467 kararı, 86 milyon vatandaşımızın emperyalizmin ve Siyonizmin bölgemize dönük kötü niyetlerine karşı verdiği güçlü bir cevap olmuştur.

“CUMHURBAŞKANIMIZ TARİHİ KONUŞMA YAPACAK”

Parti Sözcüsü ayrıca 14 Ağustos günü yapılacak partinin kuruluş yıl dönümü kapsamındaki etkinliğe ilişkin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhuriyet tarihinin tarihi konuşmalarından biri olacağını ifade etti. Çelik, bütün vatandaşları 25. kuruluş yıl dönümü için 14 Ağustos günü saat 17.30'da Ankara Millet Bahçesi'nde buluşmaya davet ettiklerini aktardı.

Kaynak: Haber Merkezi