TBMM’ye sunulan 12 maddelik Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, silahlı örgüt mensuplarının silah bırakması, teslim olması ve belirli şartlar altında hukuki süreçlerden yararlanmasına ilişkin yeni bir çerçeve öngörüyor. Teklifin yasalaşması halinde ortaya çıkabilecek hukuki sonuçları değerlendiren Avukat Iyaz Çimen, düzenlemenin silahsızlanma ve örgütten kopuşu hızlandırabilecek yönleri bulunduğunu, ancak uygulamanın kapsamı ve yöntemine ilişkin önemli hukuki riskler taşıdığını söyledi.

960X540 2026 08 10T165649.747

“SİLAHSIZLANMA VE ÖRGÜTTEN KOPUŞU HIZLANDIRABİLİR”

Çimen, düzenlemenin olumlu tarafının, silahlı örgüt mensuplarının örgütsel faaliyetten ayrılmasını ve devletle temas kurmasını yalnızca ceza tehdidi üzerinden değil, hukuken öngörülebilir teşviklerle desteklemek olduğunu belirtti. “Böyle bir düzenlemenin olumlu tarafı, silahlı örgüt mensuplarının örgütsel faaliyetten ayrılmasını ve devletle temas kurmasını ceza tehdidinin yanında hukuken öngörülebilir teşviklerle desteklemesidir. Salt güvenlik politikalarıyla erişilmesi güç olan bireysel çözülme, silahsızlanma ve örgütten kopuş süreçleri; açık, uygulanabilir ve denetlenebilir bir geçiş rejimiyle hızlandırılabilir” dedi.

Teslim olan kişilerin yeniden topluma kazandırılmasının da sürecin başarısı açısından önem taşıdığını belirten Çimen, “Teslim olan kişinin güvenliği, adil yargılanması, ailesiyle bağını sürdürmesi, eğitim, çalışma ve sosyal hayata dönüş imkânı bulması; yeniden örgüte katılım riskini azaltabilecek araçlardır” ifadelerini kullandı. Çimen, ceza sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmayan ancak silah bırakma, bilgi verme, suçun aydınlatılmasına katkı, mağdur zararının giderilmesi ve örgütsel bağın kalıcı biçimde kesilmesi gibi şartlara bağlanan farklılaştırılmış bir modelin ceza hukukunun özel önleme amacına da hizmet edebileceğini söyledi. Ancak bunun için düzenlemenin en temel kavramlarından biri olan “silah bırakma”nın açık biçimde tanımlanması gerektiğini vurguladı.

6A79A5F6442276Abd62951Cb

“TESLİM OLMA TEK BAŞINA YETERLİ OLMAMALI”

Çimen; düzenlemenin hukuki meşruiyetinin, silah bırakmanın hangi makam tarafından ve hangi usulle tespit edileceğine bağlı olduğunu belirterek, “Ancak bu tür bir düzenlemenin meşruiyeti, ‘silah bırakma’ kavramının nasıl tanımlandığına ve bunun hangi makam tarafından hangi usulle doğrulandığına bağlıdır” dedi. Silah tesliminin tek başına yeterli bir kriter olarak kabul edilmesinin uygulamada sorun yaratabileceğini belirten Çimen, örgütsel hiyerarşiden fiilen ayrılma, propaganda ve finansman faaliyetlerinin kesilmesi, yeniden örgütlenmeye katılmama, soruşturma makamlarıyla işbirliği ve somut güvenlik riskinin ortadan kalkmasının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Silah teslimi, örgütsel hiyerarşiden fiilen ayrılma, propaganda ve finansman faaliyetinin kesilmesi, yeniden örgütlenmeye katılmama, soruşturma makamlarıyla işbirliği ve somut güvenlik riskinin ortadan kalkması birbirinden farklı olgulardır. Bunların tek bir soyut ‘teslim olma’ veya ‘pişmanlık’ ölçütü altında toplanması, uygulamada keyfiliğe yol açar” ifadelerini kullandı. Bu nedenle yararlanma şartlarının objektif, denetlenebilir ve kişiye göre değerlendirilebilir şekilde belirlenmesi gerektiğini belirten Çimen, güvenlik birimlerinin değerlendirmesinin tek başına belirleyici olmaması gerektiğini vurguladı.

“Kanunda yararlanma şartlarının objektif, denetlenebilir ve bireyselleştirilebilir biçimde belirlenmesi gerekir. İdarenin ya da güvenlik birimlerinin değerlendirmesi tek başına belirleyici olmamalı; kişinin statüsünü doğrudan etkileyen her karar bağımsız yargı denetimine açık olmalıdır” dedi.

6A79A5F6442276Abd62951C9

“AĞIR SUÇLARDA TAM CEZASIZLIK CİDDİ SORUNLAR DOĞURUR”

Çimen’e göre teklifin en kritik hukuki başlıklarından biri, düzenlemenin hangi suçları ve hangi fail gruplarını kapsayacağı. “En kritik mesele, düzenlemenin hangi suçlara ve hangi fail gruplarına uygulanacağıdır” diyen Çimen, örgüt üyeliği, yardım ve propaganda gibi suçlarla ağır şiddet eylemlerinin aynı hukuki kategori içerisinde değerlendirilemeyeceğini söyledi. Çimen, öldürme, kasten yaralama, işkence, zorla alıkoyma, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, yağma, insan ticareti ve sivillere yönelik ağır şiddet eylemlerinde tam cezasızlığın ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

“Salt örgüt üyeliği, yardım, propaganda, örgütsel faaliyet kapsamında işlenen daha düşük yoğunluklu suçlar ile öldürme, kasten yaralama, işkence, zorla alıkoyma, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, yağma, insan ticareti veya sivillere yönelik ağır şiddet eylemleri aynı hukuki kategori içinde ele alınamaz. Ağır ihlaller bakımından tam cezasızlık, mağdurların adalete erişim hakkı, etkili soruşturma yükümlülüğü ve yaşam hakkının usuli boyutu yönünden ciddi anayasal ve uluslararası hukuk sorunları doğurur.”

Bu nedenle örgütsel bağın çözülmesini teşvik edecek cezai avantajlar öngörülse dahi ağır şiddet suçları bakımından soruşturma ve kovuşturma yükümlülüğünün korunması gerektiğini belirten Çimen, cezanın belirlenmesinde ise sınırlı ve somut kriterlere dayalı mekanizmaların uygulanabileceğini ifade eden Iyaz Çimen şunları kaydetti:

“Bu nedenle düzenleme, örgütsel bağın çözülmesi amacıyla belirli cezai avantajlar tanıyacaksa dahi, ağır şiddet suçları için soruşturma ve kovuşturma yükümlülüğünü korumalı; yalnızca etkin işbirliği, failin rolü, mağdura yönelik onarım ve somut katkı çerçevesinde cezanın belirlenmesine etki eden sınırlı mekanizmalar öngörmelidir."

3904479 Abd2E53856Ac9E6E2Fef4E582A6D273C

“DOSYALAR OTOMATİK OLARAK KAPATILMAMALI”

Soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki kişiler bakımından da düzenlemenin açık hükümler içermesi gerektiğini belirten Çimen, “otomatik düşme”, “kovuşturmaya yer olmadığı” veya “erteleme” gibi sonuçların hangi şartlarda uygulanacağının kanunda netleştirilmesi gerektiğini söyledi. “Aksi halde aynı fiili işleyen kişiler arasında yalnızca yakalanma zamanı, teslim zamanı veya dosyanın bulunduğu yargılama aşaması nedeniyle ölçüsüz farklılıklar oluşabilir” diyen Çimen, her dosyada maddi gerçeğin araştırılması gerektiğini vurguladı.

Buna göre kişinin örgütteki konumu, somut fiilleri, silah bırakma iradesinin gerçekliği ve sürekliliği, mağdurlara ilişkin sonuçlar ile soruşturmaya katkısı birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çimen, “Daha isabetli sistem, her dosyada maddi gerçeğin araştırılmasını; kişinin örgütteki konumu, somut fiilleri, silah bırakma iradesinin gerçekliği ve sürekliliği, mağdurlara ilişkin sonuçlar ile soruşturmaya katkısının mahkeme tarafından değerlendirilmesini gerektirir” dedi. Çimen, yürütme veya kolluk makamlarının yargı kararı olmadan dosyaların hukuki kaderini belirlemesinin kabul edilemeyeceğini belirterek, “Yargısal karar olmaksızın kolluk veya yürütme organına dosyayı kapatma, yaptırımı kaldırma ya da kişinin hukuki statüsünü kesin biçimde belirleme yetkisi verilmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz” değerlendirmesinde bulundu.

6A79B39C442276Abd62951E0

“HÜKÜMLÜLER İÇİN FARKLI İNFAZ MODELLERİ AYRILMALI”

Kesinleşmiş mahkumiyetler bakımından da infazın ertelenmesi, koşullu salıverilme, denetimli serbestlik, cezanın kaldırılması ve hükmün hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılmasının birbirinden farklı hukuki kurumlar olduğunu belirten Çimen, teklifin bu ayrımları açıkça ortaya koyması gerektiğini söyleyerek, “Hükümlüler bakımından da aynı ayrım zorunludur. Kesinleşmiş mahkumiyetler yönünden infazın ertelenmesi, koşullu salıverilme oranının değiştirilmesi, denetimli serbestlik, cezanın kaldırılması veya hükmün hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılması birbirinden farklı kurumlardır. Kanun, hangisinin uygulanacağını ve buna ilişkin şartları açıkça göstermelidir” dedi.

Özellikle ağır suçlardan hükümlü kişilerin yalnızca örgütten ayrıldıkları gerekçesiyle bireysel değerlendirme yapılmadan infaz dışına çıkarılmasının cezanın amaçları, mağdur hakları ve toplum güvenliği bakımından tartışmalı olacağını belirtti. “Özellikle ağır suçlardan hükümlü olanların salt örgütten ayrıldıkları gerekçesiyle hiçbir bireysel değerlendirme yapılmadan infaz dışına çıkarılması, cezanın amaçları, mağdur hakları ve toplum güvenliği bakımından tartışmalı olur” ifadelerini kullandı.

Buna karşılık doğrudan ağır şiddet fiiliyle bağlantısı bulunmayan örgüt mensubiyetinden kaynaklanan mahkumiyetlerde kademeli infaz kolaylıklarının uygulanabileceğini belirten Çimen, “Örgütsel bağın kesilmesi ve yeniden suç işlememe yönündeki somut göstergeler esas alınarak kademeli infaz kolaylıkları tasarlanabilir” dedi.

Ozgur Ozel Den Cerceve Yasa Aciklamasi Ben Ve Yonetici Arkadaslarim Evet Diyecegiz

“HAK YOKSUNLUKLARI NE SINIRSIZ NE DE BELİRSİZ OLMALI”

Düzenlemenin tahliye ve infaz sonuçlarının yanı sıra kişilerin kamu hakları bakımından doğuracağı sonuçların da açık biçimde belirlenmesi gerektiğini söyleyen Çimen, tahliyenin bütün haklara otomatik dönüş anlamına gelmemesi gerektiğini, ancak kişilerin belirsiz süreli bir hak yoksunluğuna da tabi tutulamayacağını ifade etti.

“Kişinin tahliye edilmesi veya cezasının infaz rejiminden yararlanması, otomatik biçimde tüm kamu haklarına, kamu görevine, seçilme hakkına, ruhsatlara veya güvenlik soruşturmasına bağlı statülere sınırsız dönüş anlamına gelmemelidir” dedi.

Kolombiya 7.2 ve 7.5 büyüklüğünde peş peşe büyük depremle sallandı
Kolombiya 7.2 ve 7.5 büyüklüğünde peş peşe büyük depremle sallandı
İçeriği Görüntüle

Çimen; bununla birlikte silah bırakma ve topluma dönüş amacı taşıyan bir kişinin süresiz hak yoksunluklarıyla karşı karşıya bırakılmasının da düzenlemenin amacını boşa çıkaracağını belirterek, “Fakat ters yönde, silah bırakma ve topluma dönüş amacı taşıyan bir kanunun kişiyi belirsiz süreli ve fiilen sürekli bir medeni ölüm rejimine tabi tutması da düzenlemenin amacını boşa çıkarır” ifadelerini kullandı. Bu nedenle hak yoksunluklarının kapsamı, süresi, kaldırılma şartları ve yargısal başvuru yollarının açık olması gerektiğini belirten Çimen, çalışma, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, ikamet, aile hayatı ve seyahat özgürlüğüne yönelik sınırlamaların somut risk değerlendirmesine, kanunilik ve ölçülülük ilkelerine dayanması gerektiğini söyledi.

3904479 08Ea4868E03Aa0E62622768A611Abe2E

“EŞİTLİK İÇİN NESNEL VE MAKUL KRİTERLER ŞART”

Çimen, teklifin eşitlik ilkesi bakımından da objektif kriterlere dayanması gerektiğini belirtti. “Düzenlemenin eşitlik ilkesi bakımından savunulabilmesi için, benzer durumda bulunan kişiler arasında nesnel ve makul nedene dayalı ayrım yapması gerekir” dedi. Örgüt içindeki rol, şiddet fiiline katılım, teslimin zamanlaması, silah ve bilgi teslimi, mağdur zararının giderilmesi ve yeniden suç işleme riskinin farklı muamele için makul kriterler olabileceğini belirten Çimen, siyasi kanaat veya kimlik üzerinden bir yararlanma rejimi oluşturulmasına karşı çıktı.

“Örgüt içindeki rol, şiddet fiiline katılım, teslimin zamanlaması, silah ve bilgi teslimi, mağdur zararının giderilmesi ve yeniden suç işleme riski; farklı muamele için makul kriterler olabilir. Buna karşılık siyasi kanaat, etnik aidiyet, bölgesel mensubiyet veya belirsiz ‘makbul vatandaşlık’ ölçütleri üzerinden yararlanma rejimi kurulması eşitlik ve belirlilik ilkeleriyle bağdaşmaz.”

Çimen ayrıca yalnızca kamuoyunda görünür kişilere veya belirli örgütsel kademelere ayrıcalık tanınmasının da düzenlemenin hukuki ve toplumsal kabulünü zedeleyeceğini söyledi. “Aynı şekilde, yalnızca kamuoyunda görünür kişilere veya belirli örgütsel kademelere ayrıcalık tanınması, düzenlemenin hem hukuki hem toplumsal kabulünü zedeler” dedi.

“MAĞDURUN ADALET TALEBİ İLE ÖRGÜTTEN AYRILMA KARŞIT DEĞİL”

Çimen, düzenlemenin yalnızca fail odaklı bir af, erteleme veya infaz indirimi paketi olarak ele alınmaması gerektiğini belirterek mağdur haklarına dikkat çekti. “Toplumsal barış bakımından teklifin yalnızca fail odaklı bir af, erteleme veya infaz indirimi paketi olmaması gerekir” diyen Çimen, mağdurların bilgi alma, sürece katılma, zararlarının giderilmesini talep etme ve etkili başvuru yollarına erişim haklarının güvence altına alınması gerektiğini söyledi.

“Mağdurların bilgi alma, sürece katılma, zararlarının giderilmesini talep etme ve etkili başvuru yollarına erişim hakları güvence altına alınmalıdır” dedi. Ölüm, kayıp, yaralanma, zorla yerinden edilme ve ağır travma doğuran olaylarda hakikatin ortaya çıkarılması ve mağdur onarımının sürecin asli unsurları arasında yer alması gerektiğini belirten Çimen, failin örgütten ayrılması ile mağdurun adalet talebinin karşı karşıya konulamayacağını ifade etti.

“Özellikle ölüm, kayıp, yaralanma, zorla yerinden edilme ve ağır travma doğuran olaylarda hakikatin ortaya çıkarılması ve mağdur onarımı sürecin asli unsurudur. Failin örgütten ayrılması ile mağdurun adalet talebi arasında zorunlu bir karşıtlık kurulamaz; iyi tasarlanmış model, hem silahsızlanmayı teşvik eder hem de ağır ihlallerin görünmezleşmesini engeller.”

Images 2026 08 10T170005.607

“YASALAŞMADAN ÖNCE KRİTİK NOKTALAR NETLEŞTİRİLMELİ”

Çimen, teklif yasalaşmadan önce düzenlemenin kapsamı ve uygulanma usulünün çok sayıda başlıkta netleştirilmesi gerektiğini belirtti. Çimen’in sıraladığı başlıklar arasında yararlanıcıların kişisel ve maddi kapsamı, ağır suçlarda cezasızlığın dışlanıp dışlanmadığı, silah bırakma ve örgütsel bağın kesilmesinin nasıl ispatlanacağı, karar verme merciinin yapısı, savunma hakkı, gerekçeli karar ve etkili itiraz usulü yer aldı.

Çimen ayrıca gizli bilgi ve istihbaratın yargılamada kullanım sınırlarının, mağdurların katılım ve tazmin mekanizmalarının, hükümlüler için uygulanacak infaz rejiminin, denetim süresinin ve ihlal halinde doğacak sonuçların açıkça düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Kişisel verilerin korunması, yeniden topluma katılım programları ile hak yoksunluklarının süresi ve kaldırılma usulünün de yasalaşmadan önce netleştirilmesi gerektiğini belirten Çimen, düzenlemenin ancak bu güvencelerle işlevsel hale gelebileceğini ifade etti.

Terorsuz Turkiye Icin 9 Maddelik Yasa 5 Yil Yasak 200 Isim Listede 1

“DOĞRU KURULURSA ÇATIŞMANIN AZALTILMASINA HİZMET EDEBİLİR”

Çimen, teklifin doğru bir hukuki çerçeveye oturtulması halinde silah bırakmayı ve örgütsel çözülmeyi teşvik ederek çatışmanın azaltılması ve toplumsal bütünleşmeye katkı sağlayabileceğini belirtti. “Sonuç olarak, silah bırakmayı ve örgütsel çözülmeyi hukuken teşvik eden bir düzenleme, doğru kurulduğu takdirde çatışmanın azaltılması ve toplumsal bütünleşme bakımından işlevsel olabilir” dedi. Ancak bunun için idare merkezli ve belirsiz bir sistem yerine bireyselleştirilmiş yargısal inceleme, mağdur hakları, ağır suçlarda etkili soruşturma, objektif kriterler, denetlenebilir güvenlik değerlendirmesi ve topluma dönüş güvencelerinin esas alınması gerektiğini vurguladı.

“Fakat bunun için düzenlemenin genel, belirsiz ve idare merkezli bir ‘yararlanma’ rejimi yerine; bireyselleştirilmiş yargısal inceleme, mağdur hakları, ağır suçlarda etkili soruşturma, objektif kriterler, denetlenebilir güvenlik değerlendirmesi ve topluma dönüş güvenceleri üzerine kurulması gerekir. Bu unsurlar bulunmadığı takdirde teklif, bir yandan hukuk devleti ve eşitlik ilkeleri bakımından tartışma yaratır; diğer yandan da toplumsal barış için gerekli güveni üretmekte yetersiz kalır.”

Muhabir: SEMA ERSOY