İbrahim Anlaşmaları ile başlayan ve Suudi Arabistan hamlesiyle taçlandırılması planlanan dev bölgesel ittifak, Türkinform'un görüştüğü analistlere göre artık tamamen durma noktasında. Washington’ın perde arkasındaki yoğun mekik diplomasisi ve Beyaz Saray'ın en üst düzey baskıları bile kördüğümü çözmeye yetmiyor.
İsrail gazetesi Haaretz yazarlarının son analizi, diplomatik kulisleri adeta sarstı. Gazeteye göre, bölgesel dengeleri kökten sarsacak bu tıkanma, sadece diplomatik bir başarısızlık değil; aslında çok daha büyük bir güvenlik krizinin habercisi.
TARİHİN EN DÜŞÜK SEVİYESİNDE: SUUDİ ARABİSTAN KAPILARI KAPATTI MI?
Türkinform'a açıklamda bulunan Orta Doğu uzmanlarına göre, ABD'nin tüm diplomatik girişimlere ve savunma garantisi vaatlerine rağmen, İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki normalleşme şansı "tarihin en düşük seviyesine" gerilemiş durumda. Riyad yönetiminin masadan adım adım uzaklaşmasının arkasında ise Tel Aviv mevcut hükümetinin Gazze ve Batı Şeria politikalarındaki ödün vermez, katı tutumu yatıyor.
Filistin meselesinde somut ve geri dönülemez bir adım atılmadan masaya oturmayacağını defaatle vurgulayan Suudi Arabistan, mevcut siyasi iklimde geri adım atmayacağının sinyalini net bir şekilde verdi. Büyük umutlarla parlatılan bölgesel entegrasyon vizyonu, yerini derin ve aşılması güç bir diplomatik sessizliğe bırakmış durumda.
İRAN PLANI TEMELDEN SARSILDI: BÖLGESEL İTTİFAK ÇÖKÜYOR MU?
Bu tıkanmanın en ağır faturası ise İsrail'in askeri stratejilerine ve gelecekteki güvenlik mimarisine kesiliyor. Washington ve Tel Aviv’in uzun süredir üzerinde çalıştığı, Ortadoğu'da Tahran'ın etkisini kırmayı hedefleyen "İran’a karşı bölgesel ittifak" daha tam anlamıyla hayata geçemeden temelinden sarsıldı.
Türkinform'a bilgi veren analistlerin ortak Görüşü: "Suudi Arabistan'ın içinde yer almadığı, Riyad'ın finansal ve lojistik gücünden yoksun hiçbir bölgesel askeri denklem, İran'ın bölgedeki vekil güçlerine ve balistik füze tehdidine karşı güçlü bir set oluşturamaz."
İsrail’in uzun vadeli güvenliği ve bölgesel izolasyondan kurtulması için kritik olan bu tarihi fırsat penceresi, diplomasi koridorlarında hızla kapanıyor. Tel Aviv'in iç siyasetteki katı tutumu, ironik bir şekilde ülkenin dış dünyadaki en büyük güvenlik kalkanını kendi elleriyle kırmasına neden oluyor.
DİPLOMASİ KORİDORLARINDA ÇIKMAZ SOKAK: BUNDAN SONRA NE OLACAK?
Gelişmeler, Washington'ın Ortadoğu vizyonuna da indirilmiş ağır bir darbe olarak yorumlanabilir. ABD'nin bölgedeki arabulucu rolü, İsrail hükümetinin tavizsiz duruşu nedeniyle işlevsiz kalırken; analistler bu boşluğun bölgedeki diğer küresel aktörler tarafından doldurulabileceği uyarısında bulunuyor.
Şimdi tüm gözler, bu diplomatik enkazın ardından İsrail iç siyasetinde yaşanacak kırılmalara ve Washington'ın "B Planı" olup olmadığına çevrilmiş durumda. Ancak kesin olan bir şey var: Ortadoğu'da kartlar yeniden dağıtılıyor ve bu kez İsrail masada yalnız kalma tehlikesiyle karşı karşıya.




