Terör ve güvenlik uzmanı Bülent Atasever, Orta Doğu’daki değişen güç dengelerine ilişkin dikkat çeken bir analiz ortaya koydu. Atasever, Türkinform muhabiri Pelin Zengin’e anlattı, bölgedeki dönüşümü kapsamlı şekilde değerlendirdi.

2026 yılı itibarıyla Orta Doğu’da taşlar yerinden oynarken, Türkiye’nin bölgesel bir "belirleyici aktör"den ötesine geçerek küresel bir "denge merkezi" haline gelişi, sadece askeri değil, stratejik coğrafyanın sunduğu lojistik üstünlüklerle de mühürlendiğini dile getirdi.

Atasever, İran’ın ağır baskı altında kalarak bölgesel nüfuzunu yitirdiğini, Mısır’ın ise iç ekonomik kırılganlıklar nedeniyle pasifleştiğini belirtti. Bu tabloda Türkiye’nin savunma teknolojisini, enerji koridorları ve veri hatlarıyla birleştirerek aşılması imkansız bir stratejik derinlik oluşturduğunu anlattı.

SAVUNMA TEKNOLOJİSİ VE GÜVENLİK MİMARİSİ

Türkiye’nin bu yeni dönemdeki yükselişinin en somut dayanağının, savunma sanayii odaklı teknolojik bağımsızlık olduğunu ifade eden Atasever, bu gelişmenin kritik bir eşik olduğunu aktardı.

KAAN ve KIZILELMA gibi beşinci nesil platformların operasyonel hale gelmesinin Ankara’ya sadece hava üstünlüğü değil, bölgede doktrin belirleme gücü sağladığını söyledi.

İran Savaşı’nın yarattığı istikrarsızlık ortamında Türkiye’nin, yerli hava savunma sistemleri olan SİPER ve HİSAR ile kendi semalarını korumakla kalmadığını belirten Atasever, bölge ülkeleri için bir "güvenlik şemsiyesi" alternatifi sunduğunu kaydetti.

Bu teknolojik kapasitenin, askeri gücü siyasallaştırarak Türkiye’yi bölgedeki her türlü krizin çözümünde masanın baş aktörü konumuna taşıdığını vurguladı.

ENERJİ VE VERİ HATLARININ YENİ ROTASI

Askeri üstünlüğü perçinleyen esas unsurun Türkiye’nin enerji ve veri güvenliğinde rakipsiz bir "liman" haline gelmesi olduğunu ifade eden Atasever, bu durumun küresel dengeleri etkilediğini söyledi.

İran’daki çatışmaların geleneksel enerji hatlarını (Hürmüz Boğazı gibi) riskli hale getirdiğini belirten Atasever, küresel piyasaların güvenli rota arayışında Türkiye’ye yöneldiğini aktardı.

Irak ve Hazar kaynaklarının Türkiye üzerinden Batı’ya aktarılmasının, Ankara’yı küresel enerji arz güvenliğinin kilidi haline getirdiğini söyledi.

DİJİTAL DÜNYANIN GEÇİŞ KAPISI

Buna paralel olarak, Doğu ile Batı arasındaki dijital trafik için en güvenli güzergahın Türkiye olduğunu belirten Atasever, bunun giderek daha fazla kabul gördüğünü söyledi.

Bölgedeki istikrarsızlıklar nedeniyle diğer rotaların siber ve fiziksel saldırı tehdidi altında olduğunu ifade eden Atasever, Türkiye’nin kurduğu fiber optik altyapı ve yüksek güvenlikli veri koridorlarının küresel veri trafiğinin ana omurgasını oluşturmaya başladığını anlattı.

Türkiye’nin artık sadece doğal kaynakların değil, modern dünyanın en değerli birimi olan "verinin" de güvenli geçiş kapısı haline geldiğini vurguladı.

SONUÇ: MERKEZİ GÜÇ TÜRKİYE

İran’ın kuşatıldığı ve Mısır’ın sessizleştiği bu konjonktürde Türkiye’nin; askeri teknolojisini lojistik ve dijital altyapısıyla tahkim ederek "vazgeçilemez" bir konuma oturduğunu ifade eden Atasever, bu durumun yeni bir döneme işaret ettiğini söyledi.

Ankara’nın sadece bir geçiş güzergahı değil, aynı zamanda bu hatların güvenliğini kendi yerli sistemleriyle sağlayan egemen bir irade olduğunu dile getirdi.

Venezuela'daki "çifte felaket"te korkunç rakam: 68 bin kişi kayıp
Venezuela'daki "çifte felaket"te korkunç rakam: 68 bin kişi kayıp
İçeriği Görüntüle

2026 şartlarında Türkiye’nin; enerji hatlarından veri trafiğine, hava üstünlüğünden diplomatik arabuluculuğa kadar her alanda bölgenin tek gerçek belirleyicisi ve istikrar adası olarak yükseldiğini belirten Atasever, bu çok boyutlu üstünlüğün bölgedeki yeni güç dengesinin Ankara merkezli kurulduğunu teyit ettiğini aktardı.

Muhabir: TURKİNFORM MEDYA HABER MERKEZİ